Karar Bülteni
AYM Gökalp Bildirici ve Diğerleri BN. 2023/106625
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/106625 |
| Karar Tarihi | 03.07.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- HAGB kurumu kanun yolu denetiminden yoksundur.
- HAGB'nin şeklî denetimi adil yargılanmayı zedeler.
- Kanun yolu itirazlarında esaslı inceleme yapılmalıdır.
- Savunma hakkını kısıtlayan usuller hak ihlalidir.
Bu karar, ceza yargılamalarında sıklıkla uygulanan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kurumunun kanun yolu denetimindeki yapısal eksikliklerini ve bu durumun adil yargılanma hakkı üzerindeki olumsuz etkilerini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargılamanın henüz başında sanığın HAGB'yi kabul etmesiyle istinaf kanun yolundan peşinen feragat etmiş sayılmasının, anayasal güvencelerle ve adil yargılanma hakkıyla bağdaşmadığını tespit etmiştir.
Kararın uygulamadaki en büyük emsal etkisi, itiraz mercilerinin HAGB kararlarına karşı yalnızca şeklî şartların oluşup oluşmadığına yönelik yaptığı yüzeysel ve yeknesak incelemelerin yetersizliğine vurgu yapmasıdır. İtiraz makamlarının, mahkûmiyet hükmünü esastan incelememesi ve sanığın savunma haklarını kısıtlayan ilk derece kararlarını matbu gerekçelerle onaması, hak arama hürriyetini ihlal etmektedir. Yeni yasal düzenlemelerle HAGB'ye karşı istinaf ve temyiz yolları açılmış olsa da, geçmiş yargılamalarda yaşanan bu güvence eksikliklerinin yeniden yargılama yoluyla telafi edilmesi gerektiği bu karar ile sağlam bir zemine oturtulmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular hakkında çeşitli mahkemelerde açılan ceza davaları sonucunda mahkûmiyet kararı verilmiş, ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumu uygulanmıştır. Başvurucular, bu mahkûmiyet kararlarının yeterli gerekçe içermediğini, suçların sabit olup olmadığının detaylıca araştırılmadığını, eksik incelemeler ve varsayımlar üzerinden cezalandırıldıklarını savunarak HAGB kararlarına itiraz etmişlerdir. Yargılama esnasında talep ettikleri delillerin toplanmaması ve tanıkların dinlenmemesi nedeniyle haklarının gasp edildiğini ileri sürmüşlerdir. İtiraz mercilerinin ise bu esaslı talepleri dikkate almadan, yalnızca şeklî şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine bakarak itirazları soyut gerekçelerle reddetmesi üzerine mağdur olduklarını belirtmişlerdir. Söz konusu HAGB kararları ve itiraz mercilerinin tutumları neticesinde adil yargılanma haklarının, makul sürede yargılanma, kişi hürriyeti ve güvenliği ile seyahat özgürlüklerinin ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231 çerçevesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunu ele almıştır. HAGB müessesesi, kişilerin yargılamanın başında kabul beyanında bulunmasıyla istinaf kanun yolundan feragat etmesi anlamına gelen bir yapıya sahipti. Ancak Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda, mahkûmiyet hükmü kurulmadan önce peşinen yapılan bu feragatin adil yargılanma hakkı bakımından anayasal geçerlilik taşımadığını açıkça vurgulamıştır. İtiraz mercilerinin, HAGB kararlarına karşı sadece şeklî denetim yapması ve esasa yönelik itirazları dikkate almaması, sistemde etkili bir denetim mekanizmasının bulunmadığını ortaya koymuştur.
Emsal teşkil eden yerleşik kararlarda da belirtildiği üzere, itirazların esastan incelenmemesi, savunma makamının delil toplama taleplerinin reddedilmesi ve kararların yeterli gerekçe içermemesi nedeniyle, hak arama hürriyeti ağır biçimde ihlal edilmektedir. Yakın dönemde yürürlüğe giren 7499 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun düzenlemeleriyle HAGB kararlarına karşı istinaf ve temyiz kanun yollarının açılması sağlanmış, sanığın baştan peşinen kabul etme şartı da ortadan kaldırılmıştır. Buna rağmen, önceki dönem yargılamalarındaki yapısal sorunlar ve kanun yolu denetimi eksiklikleri, mevcut başvurularda silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği sonucunu doğurmuştur. Bu yasal eksiklikler ışığında temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu derinden zedelenmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucular hakkında verilen HAGB kararlarını ve bu kararlara karşı yapılan itiraz süreçlerini detaylıca incelemiştir. Başvurucuların yargılama aşamasında ileri sürdükleri delil toplatma, tanık dinletme gibi esasa etkili olabilecek taleplerin reddedildiği ve bu durumun başvurucuları iddia makamı karşısında ciddi şekilde dezavantajlı konuma düşürdüğü görülmüştür. Mahkemelerce yazılan gerekçeli kararlarda, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki savunmalara yer verilmediği, yalnızca kanun metninin tekrarı niteliğinde ifadeler kullanıldığı ve somut olayla ilgisi kurulamayan gerekçelere dayanıldığı saptanmıştır.
Bununla birlikte, başvurucuların HAGB kararlarına yönelik yaptıkları kanun yolu itirazları incelendiğinde, itiraz mercilerinin dosyaları esastan incelemediği, sadece şeklî şartların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde yeknesak ve matbu gerekçelerle ret kararı verdiği anlaşılmıştır. Başvuruculara, iddia ve delillerini etkin bir şekilde sunabilecekleri dengeleyici yargısal güvenceler sağlanmamış, HAGB kurumu uygulanırken adil yargılanma hakkının en temel unsurları olan çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkeleri açıkça ihlal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik şikâyetler bakımından Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı iddiaları yönünden süre aşımı ve seyahat özgürlüğü iddiaları yönünden ise konu bakımından yetkisizlik nedenleriyle kabul edilemezlik kararları vermiştir. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki yapısal eksiklikler nedeniyle ise yeniden yargılama yoluna gidilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Yargı mercilerince yapılacak yeniden yargılamada beraat veya düşme kararı verilip verilemeyeceği mutlaka ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.