Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2015/1495 E. 2015/3648 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2015/1495 E. 2015/3648 K.

Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrasına göre, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının kural olarak sadece idare aleyhine açılması gerekmektedir. Ancak bu koruyucu kural mutlak bir nitelik taşımamakta olup, idari yetkilerin kullanılma alanıyla, eş anlatımla, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlarla sınırlıdır. Haksız eylem ve fiili yol teşkil eden durumlarda kamu görevlisinin Anayasa'daki bu güvenceden yararlanma imkanı bulunmamaktadır. Bu tür hallerde eylem, görevden ayrılarak memurun tamamen şahsına ait olan ve doğrudan kendisine husumet yöneltilebilen kişisel bir kusura dönüşmektedir.
search
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No 2015/1495
Karar No 2015/3648
Karar Tarihi 25.03.2015
Karar Sonucu Belirtilmemiş
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
Öne Çıkan Hükümler
Kamu görevlisinin hakareti kişisel kusur oluşturur.
Kişisel kusur görevle hiçbir biçimde ilişkilendirilemez.
Hakaret eyleminde husumet doğrudan kamu görevlisine yöneltilir.

Karar, kamu kurumlarında görev yapan kişilerin birbirlerine yönelik gerçekleştirdikleri iddia olunan psikolojik taciz ve hakaret eylemlerinde kime husumet yöneltileceği konusunu ele almaktadır. İlk derece mahkemesinin, eylemin kamu görevi sırasında gerçekleştiği gerekçesiyle davanın idare aleyhine açılması gerektiği yönündeki yaklaşımı Yargıtay tarafından hatalı bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, hakaret gibi açık haksız fiillerin kamu göreviyle bağdaştırılamayacağını ve kamu görevlisinin ilgili anayasal zırhtan faydalanamayacağını vurgulayarak doğrudan şahsın kendisine dava açılabileceğine karar vermiştir.

Haksız fiil niteliğindeki eylemler ile idari yetkilerin kullanımının kesin çizgilerle birbirinden ayrılması, kamu çalışanlarının birbirlerine karşı işledikleri hukuka aykırı kişisel eylemlerinin idari uyuşmazlık konusu yapılamayacağını göstermektedir. Bu yönüyle karar, kamu gücünün ve görev sınırlarının şahsi husumet veya aşağılayıcı davranışlar için mazeret olarak kullanılamayacağına dair önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı, üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmakta olup, aynı üniversitede hiyerarşik üstü olan davalının kendisine sürekli hakaret ettiğini, aşağıladığını ve psikolojik taciz uyguladığını ileri sürerek kişilik haklarının ihlali sebebiyle manevi tazminat talep etmektedir. İlk derece mahkemesi, eylemin görev esnasında gerçekleştiği gerekçesiyle davanın idareye karşı ve idari yargıda açılması gerektiğine kanaat getirerek pasif husumet yokluğundan davayı reddetmiş; uyuşmazlık, davalının eylemlerinin idari eylem mi yoksa kişisel kusur mu olduğu ve husumetin doğrudan şahsa yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 129. maddesinin 5. fıkrasına göre, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davalarının kural olarak sadece idare aleyhine açılması gerekmektedir. Ancak bu koruyucu kural mutlak bir nitelik taşımamakta olup, idari yetkilerin kullanılma alanıyla, eş anlatımla, idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlarla sınırlıdır. Haksız eylem ve fiili yol teşkil eden durumlarda kamu görevlisinin Anayasa'daki bu güvenceden yararlanma imkanı bulunmamaktadır. Bu tür hallerde eylem, görevden ayrılarak memurun tamamen şahsına ait olan ve doğrudan kendisine husumet yöneltilebilen kişisel bir kusura dönüşmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay incelemesinde, somut olayda hiyerarşik üst konumundaki davalının davacıya hakaret ettiğinin ileri sürüldüğü dikkate alınmıştır. Yüksek Mahkeme, kamu görevlilerinin hakaret etmelerinin açıkça kişisel kusur oluşturduğunun altını çizerek, bu tür bir eylemin hiçbir biçimde ifa edilen görev ile ilişkilendirilemeyeceğini tespit etmiştir. İleri sürülen bu iddialara dayanan davaların Anayasa kapsamında idareye karşı açılması gereken davalar olarak değerlendirilmesi mümkün görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalıya husumet yöneltilebileceği benimsenerek ilk derece mahkemesince pasif husumet yokluğu kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuş, mahkemenin işin esasına girerek sonucuna göre bir karar vermesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Mobbing Husumet Manevi_Tazminat Kişisel_Kusur Yargıtay Haksız_Fiil Kamu_Görevlisi Hakaret Psikolojik_Taciz

Memurum, amirim bana hakaret ediyor. Ona dava açabilir miyim? expand_more
Evet, açabilirsiniz. Yargıtay içtihatlarına göre, kamu görevlilerinin birbirlerine yönelik hakaret ve psikolojik taciz (mobbing) eylemleri açıkça haksız fiil ve kişisel kusur sayılmaktadır. Bu nedenle, kamu görevi bahanesiyle bu eylemler meşrulaştırılamaz ve doğrudan amirinizin kendisine karşı manevi tazminat davası açma hakkınız bulunmaktadır.
Dava çalıştığım kuruma mı yoksa doğrudan amirime mi açılır? expand_more
Dava doğrudan size hakaret eden şahsa açılır. Anayasa'nın 129. maddesine göre kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan davaların kural olarak idare aleyhine açılması gerekse de, hakaret ve taciz idari bir işlem niteliğinde değildir. Bu tür haksız eylemler memurun tamamen şahsına ait kişisel bir kusura dönüştüğünden, dava doğrudan ilgili kişiye yöneltilir.
Amirim bu duruma görevimi yaparken oldu diyerek itiraz edebilir mi? expand_more
Hayır, bu şekilde kendisini savunamaz. Yargıtay kararlarında, kamu görevlilerinin hakaret etmelerinin hiçbir biçimde ifa edilen kamu görevi ile ilişkilendirilemeyeceği açıkça tespit edilmiştir. Kişilerin kamu gücünü ve görev sınırlarını şahsi husumet veya aşağılayıcı davranışlar için mazeret olarak kullanması hukuken korunmaz ve kamu görevlisi bu durumdaki anayasal güvenceden yararlanamaz.
Bu tarz durumlarda dava idare mahkemesinde mi görülür? expand_more
Hayır, bu dava idare mahkemelerinde görülmez. Uyuşmazlığın kaynağı idarenin bir işlemi veya eylemi değil, şahsın doğrudan size yönelik haksız fiili ve kişisel kusurudur. Dolayısıyla davanın idari yargıda değil, adli yargıda (asliye hukuk mahkemelerinde) görülmesi gerekmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir