Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mustafa Yaman | BN. 2022/56628

Karar Bülteni

AYM Mustafa Yaman BN. 2022/56628

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/56628
Karar Tarihi 26.03.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yargısal başvurulardaki usul kuralları öngörülebilir olmalıdır.
  • Mahkeme personeli veya sistem hataları vatandaşa yüklenemez.
  • Aşırı şekilcilik adalete ve mahkemeye erişim hakkını zedeler.
  • Süre tutum ve başvuru iradesi açıkken erişim engellenemez.

Bu karar, yargısal işleyişte adli organlardan ve bilişim sistemlerinden kaynaklanan salt maddi hataların, vatandaşın hak arama hürriyetine doğrudan bir engel teşkil edemeyeceğini açıkça ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. İlk derece mahkemesine zamanında ve usulüne uygun olarak sunulan bir kanun yolu başvuru dilekçesinin, mahkeme personeli veya sistemsel bir aksaklık neticesinde yanlış bir evrak türü olarak kaydedilmesi, hak sahibinin hiçbir kusuru olmaksızın yargısal denetim imkânını ortadan kaldırmaktadır. Anayasa Mahkemesi bu emsal kararında, mahkemelerin iç işleyişinden doğan böylesi hataların faturasının adalete erişim talep eden bireylere kesilemeyeceğini oldukça net bir şekilde vurgulamıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar özellikle Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan veya fiziki olarak sunulup sisteme aktarılan evraklardaki hatalı isimlendirme ve nitelemelerin doğuracağı ağır hak kayıplarının önüne geçecek son derece güçlü bir içtihat niteliğindedir. Mahkemelerin ve kanun yolu incelemesi yapan üst mercilerin, evrakın sistemdeki isminden ziyade bizzat dilekçenin içeriğine ve başvuranın asıl hukuki iradesine bakmakla yükümlü olduğu, aksi yöndeki aşırı şekilci yaklaşımların Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkını ihlal edeceği kesin olarak hükme bağlanmıştır. Uygulamada, istinaf veya temyiz gibi önemli yargı yollarının sadece şeklî hatalar gerekçe gösterilerek kapatılmasına karşı mahkemelerin çok daha titiz ve denetleyici davranması gerektiği bu kararla bir kez daha pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Mustafa Yaman isimli vatandaşın bir holding ve bir şahıs aleyhine açtığı alacak ve tespit davası sonrasında yaşanan usulü ve sistemsel bir hatadan kaynaklanmaktadır. İlk derece mahkemesi olan Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, davanın görüldüğü dönemde ilgili mevzuatta yapılan değişiklikler gerekçesiyle dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Bunun üzerine vatandaş, kararın üst mahkeme tarafından incelenmesi ve hakkının teslim edilmesi amacıyla süresi içinde bir istinaf dilekçesi sunmuştur. Ancak sunulan bu istinaf dilekçesi, mahkeme kalemi tarafından Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'ne (UYAP) yanlışlıkla "ıslah dilekçesi" olarak taranmış ve kaydedilmiştir.

Bu hatalı sistemsel kayıt nedeniyle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, Mustafa Yaman'ın geçerli bir istinaf başvurusu olmadığını varsayarak dosyayı sadece karşı tarafın itirazları üzerinden incelemiş ve başvurucunun taleplerini hiç değerlendirmeye almamıştır. Başvurucu daha sonra bu karara karşı Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunmuşsa da, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu yapmadığı gerekçesiyle başvurucunun bu talebini de usulden reddetmiştir. Yaşanan bu sistem ve kayıt hatası nedeniyle tüm olağan yargısal yolları tükenen başvurucu, hak arama hürriyetinin ve mahkemeye erişim hakkının haksız yere elinden alındığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı kavramlarına dayanmıştır. Mahkemeye erişim hakkı, yalnızca ilk derece mahkemelerinde uyuşmazlığı yargı önüne taşıyarak dava açma hakkını değil, aynı zamanda mevzuatta öngörülmüşse istinaf ve temyiz gibi olağan kanun yollarına başvurma imkânını da mutlak surette güvence altına almaktadır.

Yargısal başvuruların birtakım usul kurallarına ve sürelere bağlanması kural olarak mahkemeye erişim hakkının ihlali sonucunu doğurmaz. Ancak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 343 gereğince istinaf dilekçesinin kararı veren mahkemeye sunulması, havale edilmesi ve bilişim sistemi kayıtlarına geçirilmesi aşamasında idari personelden kaynaklanan aksaklıklar, hak arayan bireylerin aleyhine yorumlanamaz. Temel kural olarak, kanun yollarına başvurma yönündeki istek ve iradesini somut olarak ortaya koyarak dilekçesini usulüne uygun şekilde yetkili yargı mercilerine sunan kişilerin, kendilerine atfedilemeyen ve tamamen mahkemelerin iç işleyişine veya bilişim sistemlerine bağlı gelişen hata ve aksamalardan sorumlu tutulması anayasal haklarla bağdaşmaz.

Mahkemelerin dilekçelerin sunulması yöntemine ilişkin usul kurallarını uygularken, kişilerin mahkemeye erişimlerini engelleyecek veya aşırı derecede zorlaştıracak ölçüdeki katı ve şekilci tutumlardan özenle kaçınmaları esastır. Bu bağlamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 361 uyarınca temyiz hakkı bulunan bir tarafın, salt UYAP sistemindeki bir kodlama veya evrak isimlendirme hatası yüzünden bu hakkından doğrudan mahrum bırakılması, adil yargılanma güvencelerini ciddi şekilde sarsmaktadır. Hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleri, usul kurallarının taraflar için öngörülebilir olmasını ve hak arama yollarının açık tutulmasını gerektirir; adli organların kendi işleyişlerindeki dikkatsizliklerin son derece ağır sonuçlarının vatandaşın hak arama özgürlüğünü yok etmesine kesinlikle izin verilemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun ilk derece mahkemesi kararına karşı yasal süresi içerisinde usulüne uygun bir istinaf başvuru dilekçesi sunduğunu, ancak bu dilekçenin mahkeme görevlilerince UYAP sistemine sehven "ıslah dilekçesi" başlığıyla yüklendiğini tespit etmiştir. Bu salt maddi ve sistemsel hata sonucunda, Bölge Adliye Mahkemesi dosyayı incelerken başvurucunun yasal bir kanun yolu talebi bulunduğunu şeklen görememiş ve başvurucunun iddialarını hiçbir şekilde değerlendirmeye almadan incelemesini eksik olarak tamamlamıştır. Ardından başvurucunun temyiz talebi de yine aynı hatalı kayıt zincirinin doğrudan bir sonucu olarak Yargıtay ilgili dairesince, istinaf yoluna başvurulmadığı şeklindeki hatalı ön kabul gerekçesiyle usulden reddedilmiştir.

Yüksek Mahkeme, başvurucunun yargı mercilerine başvurma ve verilen kararı üst mercilere denetlettirme iradesini açıkça ortaya koyduğunu vurgulamıştır. Kendisinden beklenen tüm yasal yükümlülükleri yerine getiren ve başvurusunda hiçbir kusuru veya ihmali bulunmayan bir vatandaşa, adli organların iç işleyişindeki sistemsel hatalar nedeniyle katı usul kurallarının uygulanması açık bir aşırı şekilciliktir. Yargıtay dairesinin, evrakın içeriğine bakmaksızın sırf UYAP sistemindeki yanlış isimlendirme yüzünden temyiz hakkını engellemesi, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkını orantısız ve haksız biçimde sınırlandırmıştır. Başvurucu, devletin yargısal sisteminin işlemesindeki bir hata yüzünden hukuki yolları kullanamaz hâle getirilmiş, olağan kanun yolları fiilen kendisine kapatılarak büyük bir mağduriyet yaratılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, yargılamanın hiçbir aşamasında başvuranın kusuruna dayanmayan bu tür iç işleyiş aksaklıklarının faturasının hak arayan bireylere kesilemeyeceğine ve böyle bir yaklaşımın adil yargılanma hakkı ile asla bağdaşmayacağına hükmetmiştir. Kanun yollarına başvuru hakkına yönelik bu müdahalenin tamamen orantısız olduğu ve demokratik toplum düzeninde hak arama özgürlüğünün bu şekilde kısıtlanamayacağı tespiti yapılmıştır. Yeniden yargılama yapılarak, UYAP sistemindeki hatalı kayıt yüzünden yapılan bu hukuki ayıbın ortadan kaldırılması gerektiğine karar verilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: