Anasayfa Karar Bülteni AYM | S.A. | BN. 2021/6018

Karar Bülteni

AYM S.A. BN. 2021/6018

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/6018
Karar Tarihi 26.03.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İhmal sonucu ölümlerde etkili yargısal sistem kurulmalıdır.
  • Soruşturma, tazminat davasının etkililiğine zarar vermemelidir.
  • Kamu görevlilerinin muhakeme hatasını aşan kusuru incelenmelidir.
  • Eksik soruşturma yaşam hakkının usul boyutunu ihlal eder.

Bu karar, kamu görevlilerinin karıştığı ölüm olaylarında devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında yürütülmesi gereken ceza soruşturmalarının standartlarını hukuken netleştirmektedir. Özellikle kasıtlı olmayan, ihmal neticesinde meydana gelen ölümlerde, kural olarak tazminat veya idari yolların tüketilmesi yeterli kabul edilse de idarenin olaydaki kusurunun muhakeme hatasını veya basit dikkatsizliği aşan bir boyutta olup olmadığının tespiti açısından etkili bir ceza soruşturmasının zorunluluğu vurgulanmaktadır. Soruşturma makamlarının elde edilen teknik verileri ve bilirkişi raporlarındaki kusur atıflarını görmezden gelerek eksik incelemeyle takipsizlik kararı vermesi, yaşam hakkının usul boyutunun ihlali anlamına gelmektedir.

Uygulamada bu karar, kolluk kuvvetlerinin faaliyetleri sırasında yaşanan ve ölüme sebebiyet veren kaza ve ihmal vakalarında, soruşturma mercilerine doğrudan ve eksiksiz bir araştırma yükümlülüğü getirmektedir. Savcılıkların sadece mağdurların veya kazazedelerin eylemlerine değil, kamu gücünü kullanan idarenin personelinin eylemlerine ve teknik donanım eksikliklerine de odaklanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Benzer davalarda emsal etkisi, yürütülen ceza soruşturmalarındaki eksikliklerin, mağdurların başvurabileceği tam yargı (tazminat) davalarının etkililiğini zedelediği durumlarda, Anayasa Mahkemesinin başvuru yollarının tüketilmediği itirazını kabul etmeyerek olayın esasına girmesi yönünde kendini gösterecektir. Böylece, kamu makamlarının ihmali sonucu oluşan yaşam hakkı ihlallerinde cezasızlık algısının önüne geçilmesi için yargısal sistemin bir bütün olarak etkili işlemesi gerektiği prensibi yerleşik hâle gelmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay, göçmen kaçakçılığının yoğun olduğu bir bölgeye intikal eden Sahil Güvenlik Komutanlığına ait kontrol botunun, içinde elli altı düzensiz göçmenin bulunduğu standart dışı bir şişme bota çarpması sonucu meydana gelmiştir. Çarpışma neticesinde aralarında başvurucunun eşinin de bulunduğu dört kişi denize düşerek kafa travması ve boğulma neticesinde hayatını kaybetmiştir. Olayın ardından Sahil Güvenlik personeli hakkında taksirle ölüme neden olma suçlamasıyla başlatılan ceza soruşturmasında, savcılık tarafından kamu görevlilerine bir kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Sulh ceza hâkimliğinin takipsizlik kararına yapılan itirazı reddetmesi üzerine eşini kaybeden başvurucu, kamu görevlilerinin olayda ihmali bulunduğunu, olayın aydınlatılması için sağlıklı ve etkili bir soruşturma yürütülmediğini belirterek ihlalin tespiti, yeniden soruşturma yapılması ve yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için manevi tazminat talepleriyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin yaşam hakkı bağlamında devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, yalnızca kasten öldürme eylemlerini değil, aynı zamanda kamu görevlilerinin ihmali sonucu meydana gelen ölümleri de kapsamaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.17 uyarınca herkes yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Devlet, yetki alanındaki bireylerin yaşam hakkını her türlü tehlikeye karşı korumak için oluşturulan yasal ve idari çerçevenin gereği gibi etkin şekilde uygulanmasını ve olası ihlallerin durdurulup cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte etkili bir yargısal sistem kurmakla yükümlüdür.

Kasıtlı olmayan, tamamen ihmal veya dikkatsizlik sonucu meydana gelen ölümlerde etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğü kural olarak hukuki, idari veya disiplin yollarının açık olmasıyla, özellikle tam yargı davası adı verilen tazminat davaları ile yerine getirilmiş sayılabilir. Ancak, kamu makamlarının eylemlerinde muhakeme hatası veya basit bir dikkatsizliği aşan boyutta ağır bir kusurunun olduğu durumlarda, tazminat yolları tek başına yeterli görülmeyerek mutlaka etkili bir ceza soruşturması yürütülmesi zorunlu kabul edilir. Yetkililerin tehlikeli bir faaliyetin yarattığı riskleri bertaraf etmek için gerekli ve makul önlemleri almadığı hâllerde sorumlular aleyhine hiçbir suçlamada bulunulmaması, Anayasa'nın güvence altına aldığı yaşam hakkının usul boyutunun ağır bir ihlaline neden olmaktadır.

Etkili bir ceza soruşturmasının varlığından söz edilebilmesi için soruşturma makamlarının resen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatacak tüm delilleri eksiksiz tespit etmesi, süreci makul bir özen ve süratle şeffaf şekilde yürütmesi şarttır. Soruşturma sonucunda verilecek kararın, dosyada yer alan tüm bulguların ve özellikle bilirkişi raporlarında yer alan teknik tespitlerin nesnel, kapsamlı ve tarafsız bir analizine dayanması zorunlu temel içtihat prensipleri arasındadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda Sahil Güvenlik botunun göçmen botuna çarpması sonucu meydana gelen üzücü ölümlerle ilgili yürütülen ceza soruşturmasını usul boyutundan detaylı bir şekilde incelemiştir. Soruşturma aşamasında alanında uzman kişilerce hazırlanan bilirkişi raporunda, göçmen botunun teknik yetersizlikleri, aydınlatma eksiklikleri ve standart dışı olması vurgulanmış olmakla birlikte; kontrol botundaki sahil güvenlik personeline de önemli kusurlar yüklenmiştir. Personelin, hava koşulları ve teknik kısıtlılıklar nedeniyle daha emniyetli ve düşük bir hızda seyretmemesi, ayrıca oldukça küçük ekranlı termal kamera kullanması sebepleriyle belirli oranlarda kusur atfedildiği açıkça tespit edilmiştir. Bununla da yetinilmeyerek göreve çıkma talimatı veren harekât merkezi ile teknik donanımı eksik olan botu bizzat işleten Sahil Güvenlik Komutanlığına da ihmal niteliğinde kusur oranları izafe edilmiştir.

Buna rağmen Cumhuriyet Başsavcılığının verdiği takipsizlik kararında yalnızca göçmen botunun teknik yetersizlikleri ve gece karanlığında fark edilmesinin zorluğu üzerinde durulmuştur. Ne var ki, bilirkişi raporunda açıkça belirtilen ve kazanın oluşumuna doğrudan etki eden sahil güvenlik personelinin ve idarenin kusurlarına dair hiçbir makul değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Olay günü yapılan ihbarın içeriğine göre kolluk güçlerinin müdahale şeklinin farklılaşması gerekirken bu hayati hususun da savcılık tarafından hiç araştırılmadığı saptanmıştır. Bu temel eksikliklerin, olayda muhakeme hatasını aşan ciddi bir idari kusur bulunup bulunmadığının tespitini engellediği gibi, idareye karşı açılabilecek olası bir tazminat davasının (tam yargı) başarı şansını ve husumet yöneltilecek kişilerin tespiti açısından davanın etkililiğini de zedelediği kanaatine varılmıştır. Yürütülen ceza soruşturmasının tüm bulguların kapsamlı ve nesnel bir analizine dayanmaması sebebiyle yaşam hakkını koruyan hukuki çerçevenin gereği gibi işletilmediği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yürütülen soruşturmadaki ciddi eksiklikler sebebiyle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: