Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 12. Daire | 2021/2049 E. | 2021/1904 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 12. Daire 2021/2049 E. 2021/1904 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 12. Dairesi
Esas No 2021/2049
Karar No 2021/1904
Karar Tarihi 15.04.2021
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Yargılamanın yenilenmesi talepleri sıkı şekil şartlarına tabidir.
  • Kanun yollarında usul kuralları derhal uygulanır.
  • İstinaf öncesi yargı kararları doğrudan temyize tabidir.
  • Görevsiz yargı merciinin esasa girmesi bozma nedenidir.

Bu karar, idari yargı sistemimizde kanun yollarının belirlenmesi ve usul kurallarının zaman bakımından uygulanması açısından oldukça büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle, 20 Temmuz 2016 tarihinde faaliyete geçen bölge idare mahkemelerinden (istinaf mercilerinden) önce verilmiş kararların yargılamanın yenilenmesi talepleri üzerine verilen yeni kararların hangi kanun yoluna tabi olacağı hususuna hukuki bir netlik kazandırmaktadır. Karar, usul kurallarının derhal uygulanırlığı ilkesi gereği, eski sistemde doğrudan temyize tabi olan uyuşmazlıklar hakkındaki yenileme taleplerinin reddi kararlarının da istinaf incelemesinden geçmeksizin doğrudan temyize tabi olması gerektiğini çok açık bir biçimde vurgulamaktadır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, bilhassa askeri yargının kaldırılması sonrası devredilen dosyalar ile bölge idare mahkemelerinin görev alanını usulen netleştirmesi yönüyle kendini gösterecektir. Sonradan ortaya çıkan ihraç durumları veya mobbing iddialarını gerekçe göstererek yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yoluna başvuran eski tarihli dosyalar için usuli bir kılavuz niteliğindedir. Uygulamada, mahkemelerin kanun yolunu hatalı göstermesi veya tarafların sehven hatalı merciiye başvurması hallerinde, istinaf mahkemelerinin esasa kesinlikle girmeden görevsizlik kararı vererek dosyayı doğrudan doğru merciiye göndermesi gerektiği ilkesi bu karar ile yerleşik hale getirilmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Jandarma Genel Komutanlığında uzman çavuş olarak görev yapan davacı, 2003 yılında disiplinsizlik gerekçesiyle sözleşmesinin yenilenmeyerek terhis edilmesine ilişkin işlemin iptali talebiyle dava açmış; ancak söz konusu dava, idare mahkemesi nezdinde aleyhine sonuçlanarak tamamen kesinleşmiştir. Yıllar sonra davacı; ilişiğinin kesildiği dönemde görevde olan komutanlarının FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edildiklerini, o dönemki yapılanma nedeniyle mağdur edildiğini ve kendisine haksız yere mobbing uygulandığını iddia ederek, söz konusu eski yargı kararının kaldırılarak yargılamanın yenilenmesini ve dava konusu işlemlerin iptal edilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi, yargılamanın yenilenmesi için gereken sıkı kanuni şartların oluşmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Bu ret kararına karşı davacının istinaf başvurusunda bulunması ve Bölge İdare Mahkemesinin de istinaf başvurusunu esastan reddetmesi üzerine, uyuşmazlık nihai kanun yolu incelemesi için Danıştay önüne taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay, uyuşmazlığı çözerken idari yargılamada kanun yollarına ilişkin geçiş hükümlerini ve görev kurallarını merkeze almıştır. Uyuşmazlığın temelinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 53 kapsamında yer alan yargılamanın yenilenmesi şartları ile aynı Kanun'un Geçici 8. maddesi ve 45. maddesi yer almaktadır.

Kanun koyucu, idari yargıda istinaf kanun yolunu hukuk sistemimize entegre eden 6545 sayılı Kanun ile 2577 sayılı Kanun'a Geçici 8. maddeyi eklemiştir. Bu madde uyarınca, kanun yollarına ilişkin yeni hükümler, bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta fiilen göreve başlayacakları 20 Temmuz 2016 tarihinden sonra verilen kararlar hakkında uygulanmaktadır. Bu tarihten önce verilen idare mahkemesi kararları ise eski sisteme, yani bölge idare mahkemesi atlanarak doğrudan temyiz yoluna tabidir.

Diğer taraftan 6771 sayılı Kanun ve 694 sayılı KHK ile askeri yargı mercileri tümüyle kaldırılmış, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin (AYİM) derdest dosyalarının genel idari yargı mercilerine aktarılması hükme bağlanmıştır. Dosyaların devrini müteakip "usul kurallarının derhal uygulanırlığı ilkesi" hayata geçmektedir. Yargılamanın yenilenmesi müessesesi, kesinleşmiş yargı kararlarının kanunda sınırlı olarak sayılan çok istisnai hallerde (sahte belge, yeni hüküm vb.) ele alınmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Mahkemeler, yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine verdikleri kararlarda, uyuşmazlığın ana kararının tabi olduğu kanun yolunu gözetmek zorundadır. Askeri yargının kaldırılması sonrasında devredilen veya 20 Temmuz 2016 öncesi karara bağlanıp kesinleşmiş uyuşmazlıklarda ortaya çıkan yenileme taleplerine dair kararlar doğrudan Danıştay'da temyiz edilmelidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 12. Dairesi tarafından yapılan detaylı incelemede, davacının sözleşmesinin feshine karşı açtığı ilk davanın, bölge idare mahkemelerinin (istinaf merciinin) tüm yurtta faaliyete geçtiği 20 Temmuz 2016 tarihinden çok önce idare mahkemesince karara bağlandığı ve kesinleştiği tespit edilmiştir. Bu sebeple, söz konusu ilk idari yargı kararı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun o dönem yürürlükte olan eski hükümlerine göre doğrudan temyize (Danıştay incelemesine) tabi bir karardır.

Davacı, yıllar sonra eski komutanlarına yönelik FETÖ/PDY iddiaları ve mobbing gördüğü gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi olağanüstü kanun yoluna başvurmuştur. İdare mahkemesi, yargılamanın yenilenmesini gerektirecek herhangi bir sahte belge, kesinleşmiş mahkeme iptal kararı veya kanunda tahdidi olarak sayılan diğer istisnai şartların hiçbirinin mevcut olmadığını açıkça belirterek bu talebi reddetmiştir. Ancak davacı, verilen bu ret kararına karşı yanlış bir kanun yolu izleyerek istinaf talebinde bulunmuş; Bölge İdare Mahkemesi de dosyayı usul ve görev yönünden reddedip doğrudan Danıştay'a göndermesi gerekirken, hatalı bir şekilde uyuşmazlığın esasına girerek istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.

Danıştay, idari yargılama usul kurallarının katı bir gereği olarak, 20 Temmuz 2016 öncesinde verilmiş olan ve temyize tabi bulunan bir karara yönelik yapılan "yargılamanın yenilenmesi" talebinin reddi üzerine verilen yeni kararın da hiç şüphesiz doğrudan temyize (Danıştay incelemesine) tabi olduğunu vurgulamıştır. Bölge İdare Mahkemesinin bu dosyada esasa girerek karar verme yetkisi veya görevi bulunmamaktadır. Yapılması gereken yasal işlem, istinaf başvurusunu görev yönünden reddederek dosyayı doğrudan temyiz incelemesi yapılmak üzere Danıştay'a sevk etmektir. Bölge İdare Mahkemesinin görevsiz olduğu halde esasa girerek karar vermesi usul kurallarına açıkça aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, bölge idare mahkemesinin görevsiz olduğu bir uyuşmazlıkta esasa girerek istinaf incelemesi yapmış olması sebebiyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: