Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 12. Daire | 2021/2101 E. | 2025/2205 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 12. Daire 2021/2101 E. 2025/2205 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 12. Daire
Esas No 2021/2101
Karar No 2025/2205
Karar Tarihi 30.04.2025
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Yargı denetimsiz disiplin cezası fesih dayanağı yapılamaz.
  • Fesih işleminde disiplin cezalarının hukuka uygunluğu denetlenmelidir.
  • Anayasa Mahkemesi iptal kararları derdest davalarda uygulanır.
  • Şekli inceleme ile sözleşmenin feshi işlemi onaylanamaz.

Bu karar, sözleşmeli erbaş ve er statüsünde görev yapan personelin sözleşmelerinin, haklarında verilmiş ve yargı denetimine kapalı olan disiplin cezalarının matematiksel bir toplama ulaşmasına dayanılarak feshedilmesi işlemlerinin hukuki akıbeti açısından dönüm noktası niteliğindedir. Danıştay 12. Dairesi, Anayasa Mahkemesinin daha önce yargı yolu kapalı olan uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam gibi idari cezalara ilişkin verdiği iptal kararlarının, derdest olan idari uyuşmazlıklara doğrudan ve derhal etki edeceğini açıkça ortaya koymuştur. İptal kararlarının geriye yürümezliği ilkesine rağmen, görülmekte olan davalarda idare mahkemelerinin bu yeni hukuki durumu dikkate alması gerektiği, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin tartışılmaz bir sonucudur.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça geniştir. Zira birçok askeri personel, yargı yoluna başvurma ve itiraz hakkı bulunmayan küçük çaplı disiplin cezalarının belirli bir kanuni limite ulaşması sebebiyle meslekten çıkarılmaktaydı. Bu içtihat ile ilk derece idare mahkemelerine, sadece fesih işlemini değil, aynı zamanda o feshe zemin hazırlayan yargıya kapalı disiplin cezalarının da esasına girerek hukuka uygunluk denetimi yapma görevi tevdi edilmektedir. Uygulamada, askeri personelin hukuki güvencesini artıran, hak arama hürriyetini genişleten ve idarenin salt sayısal bir ceza miktarına ulaşılmasını gerekçe göstererek veya mobbing maksadıyla uyguladığı keyfi fesihlerin önüne geçen son derece kritik bir yasal koruma kalkanı sağlanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

İzmir ili, Foça ilçesinde yer alan 2. Amfibi Deniz Piyade Tabur Komutanlığı bünyesinde sözleşmeli deniz er olarak görev yapmakta olan davacı, son bir yıl içerisinde farklı disiplin amirlerinden toplam sekiz defa disiplin cezası aldığı gerekçe gösterilerek idare tarafından sözleşmesi feshedilmiş ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiği kesilmiştir. Davacı, bu cezaların kendisine uygulanan haksız mobbing ve baskıların bir sonucu olarak gerçek dışı tutanaklarla verildiğini, Fırat Kalkanı operasyonunda geçirdiği kaza sonrası sakatlandığını, bir yıl fizik tedavi gördükten sonra gönüllü olarak göreve döndüğünde rahatsızlığının nüksettiğini ancak üstleri tarafından rahatsızlığına inanılmayarak cezalandırıldığını belirterek fesih işleminin iptalini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ve istinaf mercii, kanunda belirtilen sekiz ceza sınırının aşıldığı ve bu cezaların kesinleşmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir. Temel uyuşmazlık, yargı denetimine kapalı olan ve itiraz imkanı bulunmayan bu cezaların doğrudan bir fesih işlemi için geçerli, yeterli ve adil bir dayanak olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde idarenin dayandığı temel kural, 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu m. 6'da yer alan sözleşmenin idarece feshine ilişkin hükümlerdir. Anılan kanunun dördüncü fıkrasının (c) bendi uyarınca, personelin en son aldığı disiplin cezasından geriye doğru son bir yıl içinde en az iki farklı disiplin amirinden toplam sekiz defa veya daha fazla disiplin cezası alması durumu, idareye sözleşmeyi süresinden önce tek taraflı feshetme yetkisi vermektedir. Askeri personele uygulanacak disiplin cezalarının türleri ve ağırlık dereceleri ise 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu m. 11 kapsamında detaylı bir şekilde listelenmiştir.

Ancak bu hukuki silsilenin temel sorununu, ilgili kanunda yer alan ve yargı denetimine kapalı olan "uyarma", "kınama" ve "hizmete kısmi süreli devam" gibi cezalar oluşturmaktadır. 6413 sayılı Kanun m. 43 uyarınca uzun bir süre bu cezalara karşı yargı yoluna başvurulamamaktaydı. Konunun Anayasa Mahkemesi önüne taşınması üzerine, Yüksek Mahkeme 01.06.2022 ve 30.11.2022 tarihli kararları ile söz konusu kısıtlamaların Anayasa'nın 13., 36. ve 129. maddelerine açıkça aykırı olduğuna hükmetmiş ve iptal kararları vermiştir. Kararların gerekçesinde, yargı yolu kapalı cezaların nihayetinde sözleşme feshine yol açmasının, hak arama hürriyeti ile askeri disiplin arasında kurulması gereken adil dengeyi personel aleyhine ölçüsüzce bozduğu ve yargısal denetimi sadece şekli bir uygulamaya indirgediği tespit edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 153 uyarınca, Anayasa Mahkemesi iptal kararları geriye yürümez ilkesine sahip olsa dahi, derdest olan davalarda idare mahkemelerinin bu iptal hükümlerini dikkate alması hukukun üstünlüğü ilkesinin asli bir gereğidir. Yüksek Mahkemenin bu iptalleri doğrultusunda, 7517 sayılı Kanun ile yasal bir düzenleme yapılarak, meslekten ilişiğin kesilmesi sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davalarında, yargı yolu normalde kapalı olan disiplin cezalarının da hukuka uygunluğunun mahkemelerce artık esastan denetlenebileceği kuralı mevzuatımıza kazandırılmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 12. Dairesi tarafından dosya kapsamında yapılan ayrıntılı incelemede, davacının sözleşmesinin feshine gerekçe olarak gösterilen sekiz adet disiplin cezasının önemli bir kısmının "uyarma", "kınama" ve "hizmete kısmi süreli devam" gibi hafif nitelikli cezalardan oluştuğu saptanmıştır. Bu cezalar (örneğin kılık kıyafetin bozuk olması, mesai çizelgesine uymamak veya yasak malzeme bulundurmak gibi fiiller neticesinde), verildikleri dönem itibarıyla kanunen yargı denetimine kapalıydı. Bu nedenle davacının, söz konusu cezaların maddi gerçeğe aykırı olduğu veya kendisine yönelik kasıtlı bir mobbingin sonucu olarak düzenlendiği yönündeki haklı itirazlarını bağımsız bir mahkeme önünde tartışma ve iptal ettirme hakkı bulunmamaktaydı.

Danıştay, Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili vermiş olduğu emsal iptal kararlarını göz önünde bulundurarak, sadece şeklen kesinleşmiş görünen bu yargıya kapalı disiplin cezalarına dayanılarak gerçekleştirilen nihai fesih işleminin, anayasal hak arama özgürlüğünü derinden ihlal ettiğini belirlemiştir. Alt mahkemelerin yaptığı gibi, yalnızca salt matematiksel olarak sekiz adet cezanın varlığının idarece tespit edilmiş olmasını sözleşme feshi için yeterli bir hukuki gerekçe kabul etmek, adil yargılanma ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. İdarenin tesis ettiği fesih işleminin sağlıklı ve hakkaniyetli bir biçimde denetlenebilmesi için, feshe vücut veren ancak zamanında yargı yoluna kapalı olan bu uyarma, kınama gibi ara disiplin cezalarının her birinin, sebep ve maksat unsurları bakımından tek tek mahkemece esastan incelenmesi hukuki bir zorunluluktur.

Yasama organı tarafından sonradan çıkarılan 7517 sayılı Kanun da, tam olarak bu gerekliliği karşılamak adına mahkemelere ilgili alt cezaları denetleme yetkisini sarih biçimde vermiştir. Oysa ilk derece mahkemesi ve bölge idare mahkemesi, cezaların dayandığı eylemlerin gerçekte yaşanıp yaşanmadığını, davacının sağlık mazeretlerinin varlığını veya idarenin takdir yetkisini davacı aleyhine bir psikolojik taciz (mobbing) aracı olarak sistematik biçimde kullanıp kullanmadığını esastan hiçbir surette irdelememiş, yargısal görevi sadece evrak üzerinden sayım yapmaya indirgeyerek şekli bir denetimle yetinmiştir. Mahkemelerin, idarenin tüm işlem ve eylemlerini etkin bir şekilde denetleme görevi bulunduğundan, eksik inceleme yapılarak hüküm tesis edilmesi yasalara aykırıdır.

Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, idare mahkemesince eksik inceleme ve şekli denetime dayalı olarak verilen ret kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi kararını hukuka aykırı bularak kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: