Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2021/3019 E. 2023/6040 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Daire |
| Esas No | 2021/3019 |
| Karar No | 2023/6040 |
| Karar Tarihi | 23.11.2023 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Uzman erbaş sözleşme feshinde kanunilik şartı zorunludur.
- İptal edilen kanun idari işlemin dayanağı olamaz.
- Anayasa Mahkemesi iptal kararları derdest davalarda uygulanır.
- Temel haklar yönetmelikle değil ancak kanunla sınırlanabilir.
Bu karar, uzman erbaşların kamu görevinden çıkarılması işlemlerinde idarenin yetki sınırlarını ve yasal dayanak zorunluluğunu net bir şekilde ortaya koyması açısından büyük önem taşımaktadır. İdarenin "kendisinden istifade edilememe" gibi ucu açık ve muğlak kavramlarla personelin sözleşmesini feshetme yetkisinin, kanuni bir çerçeve olmadan sadece yönetmeliklerle belirlenemeyeceği anayasal güvence altına alınmıştır. Bu durum, kamu hizmetinde kalma hakkının korunması adına emsal bir güvence sağlamaktadır.
Ayrıca karar, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin çok önemli bir içtihat niteliğindedir. "İptal kararları geriye yürümez" ilkesinin katı ve dar bir şekilde yorumlanamayacağı, henüz kesinleşmemiş ve yargı süreci devam eden derdest davalarda iptal kararlarının mutlaka dikkate alınması gerektiği bir kez daha teyit edilmiştir. Böylece, anayasaya aykırı olduğu tescillenmiş hukuki kuralların vatandaşların aleyhine sonuç doğurmaya devam etmesinin önüne geçilerek hukuk devleti ilkesinin gerekleri yerine getirilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Şırnak ili, Jandarma Komando Tugay Komutanlığında jandarma uzman erbaş olarak görev yapan davacı, komutanlarıyla yaşadığı husumet nedeniyle sözleşmesinin kasıtlı olarak yenilenmediğini iddia ederek dava açmıştır. Davacı, görev süresi boyunca kendisine mobbing uygulandığını, önemli operasyonlara katıldığını ve sicil puanlarının oldukça yüksek olduğunu öne sürmüştür.
Buna karşılık davalı idare, davacının atış, spor, eğitim ve operasyon gibi temel görevlerinde, ayrıca askerlik mesleği değerlerini sergileme konusunda yapılan tüm ikazlara rağmen istenen düzeye ulaşamadığını iddia etmiştir. İdare, davacının "kendisinden istifade edilemeyecek personel" kategorisinde değerlendirildiğini ve bu sebeple 31/12/2017 tarihi itibarıyla sözleşmesinin yenilenmeyerek feshedildiğini savunmuştur. Uyuşmazlık, davacının sözleşmesinin feshine dair bu idari işlemin hukuka uygun olup olmadığı, idarenin takdir yetkisini objektif kullanıp kullanmadığı ve feshin dayandığı yasal mevzuatın güncel geçerliliği noktalarında toplanmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümü, askeri personelin statü hukukunu ve Anayasa yargısının idari davalara olan doğrudan etkisini ilgilendiren temel mevzuat hükümlerine dayanmaktadır.
İlk olarak, uyuşmazlık tarihinde yürürlükte olan 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu m.12 ve 3269 sayılı Kanun m.19 hükümleri uyarınca, uzman erbaşların kendilerinden istifade edilememe hâlleri ve bunlara uygulanacak işlemlerin kanunda değil, doğrudan idarece çıkarılacak bir yönetmelikte düzenleneceği kurala bağlanmıştı. İdare de bu kanuni yetkiye dayanarak çıkarılan Uzman Erbaş Yönetmeliği hükümlerine göre dava konusu işlemi tesis etmiştir.
Ancak, kamu hizmetine girme ve hizmette kalma hakkı Anayasal bir temel hak niteliğindedir. Anayasa Mahkemesinin 01/06/2022 tarihli kararı (E:2022/4, K:2022/64) ile, uzman erbaşların kamu hizmetlerinde kalma hakkını sınırlayan "kendisinden istifade edilememe" durumunun, kanunla temel bir çerçevesi çizilmeden doğrudan yönetmeliğe bırakılması hukuka aykırı bulunmuştur. Mahkeme, temel hakların ancak yasama organınca kanunla sınırlanabileceği ilkesi gereği, ilgili kanun ibarelerinin iptaline karar vermiştir.
Bunun idari yargıya yansıması ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.153 çerçevesinde değerlendirilmektedir. Anayasa'ya göre iptal kararları kural olarak geriye yürümez. Fakat Danıştay'ın yerleşik yargısal içtihatlarına göre; bir idari işlemin dayanağı olan kanun kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinde, bu iptal kararı henüz kesinleşmemiş ve yargılaması devam eden (derdest) davalarda mutlak surette uygulanmak zorundadır. Anayasa'ya aykırılığı saptanarak iptal edilmiş bir kuralın uygulanmaya devam edilmesi, Anayasa'nın üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmaz.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Şırnak Jandarma Komando Tugay Komutanlığında uzman erbaş olarak görev yapmaktayken, disiplin ve performans yetersizliği gerekçe gösterilerek "kendisinden istifade edilemeyeceği" kanaatiyle sözleşmesinin yenilenmeyerek idarece feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı, bu işlemin kendisine uygulanan mobbingin bir sonucu olduğunu ve takdir yetkisinin idare tarafından aşıldığını ileri sürmüştür. İlk derece ve bölge idare mahkemeleri, idarenin takdir yetkisini kamu yararı çerçevesinde kullandığı gerekçesiyle daha önce davanın reddine karar vermiştir.
Ancak, temyiz incelemesi aşamasında hukuki durum köklü bir değişikliğe uğramıştır. Dava konusu idari işlemin yasal dayanağını oluşturan, uzman erbaşlardan istifade edilememe hâllerinin yönetmelikle düzenleneceğini öngören kanun kuralı, yargılama süreci devam ederken Anayasa Mahkemesi tarafından tamamen iptal edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, kamu hizmetinde kalma hakkının sınırlandırılmasının ancak yasal bir çerçeve ile mümkün olabileceğini, bu yetkinin sınırsız bir şekilde yönetmeliğe bırakılmasının Anayasa ile teminat altına alınan hakların ihlali anlamına geleceğini açıkça vurgulamıştır.
Danıştay 12. Dairesi, bu iptal kararının derdest davalara etkisini değerlendirerek hukuki çözüme ulaşmıştır. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi bulunsa da, hukukun üstünlüğü ve Anayasa'nın bağlayıcılığı ilkeleri gereği, anayasaya aykırılığı tespit edilip iptal edilen bir kuralın sürmekte olan bir davada idare lehine uygulanması hukuken mümkün görülmemiştir. Davacının sözleşmesinin feshine dayanak alınan kanun hükmünün hukuk aleminden kalkmasıyla birlikte, idarenin sadece yönetmeliğe dayanarak tesis ettiği fesih işlemi de yasal dayanaktan tamamen yoksun kalmıştır.
İşlemin dayandığı kuralın ortadan kalkması, idari eylemin doğrudan hukuka aykırı hale gelmesine yol açmış olup, alt mahkemelerin ret kararlarında hukuki isabet bulunmadığı saptanmıştır.
Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, Anayasa Mahkemesi iptal kararının derdest davaya etkisi gözetilerek dava konusu sözleşme feshi işleminin yasal dayanağının kalmadığı yönünde karar vermiş ve bölge idare mahkemesi kararını bozmuştur.