Anasayfa Karar Bülteni AYM | Oğuz Çelikoğlu | BN. 2021/37438

Karar Bülteni

AYM Oğuz Çelikoğlu BN. 2021/37438

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/37438
Karar Tarihi 23.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Yargılamanın sonucunu değiştirebilecek iddialar mutlak surette karşılanmalıdır.
  • Esaslı itirazların incelenmemesi gerekçeli karar hakkını ihlal eder.
  • Mahkemeler tarafların sunduğu tüm savunmaları değerlendirmekle yükümlüdür.
  • Dilekçenin idarece işleme alınmadığı iddiası araştırılmaya muhtaçtır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında uygulanan disiplin cezalarına karşı yürütülen itiraz süreçlerinde hükümlülerin hak arama özgürlüklerinin ne denli titizlikle korunması gerektiğini ve yargı mercilerinin gerekçeli karar hakkına ilişkin üstlendikleri yaşamsal sorumlulukları son derece açık bir biçimde ortaya koymaktadır. Mahpuslar tarafından infaz kurumları aracılığıyla sunulan şikâyet veya itiraz dilekçelerinin işleme alınmadığına yahut kurum görevlilerince kaybedildiğine yönelik ciddi iddiaların yargı makamlarınca asla görmezden gelinemeyeceği bu kararla net bir şekilde vurgulanmıştır. Yargı mercilerinin, karşılarına gelen ihtilaflarda sadece şeklî bir inceleme yapmakla veya sürelere bakmakla yetinemeyecekleri, aynı zamanda iddia edilen usulsüzlüklerin ve uyuşmazlığın esasına son derece etkili olan savunmaların doğruluğunu da bizzat araştırmakla yükümlü oldukları hukuki bir zorunluluk olarak ifade edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi, özellikle ceza infaz kurumları gibi kapalı kurumlarda bulunan ve dış dünya ile iletişimleri tamamen idarenin kontrolü altında olan dezavantajlı kişilerin yargı yollarına etkin erişiminin güvence altına alınmasını sağlamasında yatmaktadır. Hükümlü ve tutukluların doğrudan devletin kontrolünde idareye sundukları yasal evrakın akıbetine dair büyük bir şüphe barındıran itirazların mahkemelerce cevapsız ve araştırmasız bırakılması, Anayasa ile korunan adil yargılanma hakkının temelden zedelenmesi olarak kabul edilmektedir. Uygulamada, infaz hâkimlikleri ve itiraz mercii olan ağır ceza mahkemelerinin itirazları incelerken tarafların kararın sonucunu doğrudan değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialarını gerekçelerinde somut olarak karşılamaları, aksi takdirde ihlal kararlarıyla karşılaşacakları bu içtihatla bir kez daha sarsılmaz bir kurala dönüşmüştür.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bandırma 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta olan başvurucu Oğuz Çelikoğlu, kurum içerisinde diğer bazı mahpuslarla karıştığı bir kavga olayı neticesinde kasten yaralama fiilinden ötürü disiplin kuruluna sevk edilmiş ve kendisine üç gün hücreye koyma disiplin cezası verilmiştir. Başvurucu, verilen bu disiplin cezasına karşı kanuni süresi içinde itiraz etmek amacıyla bir şikâyet dilekçesi hazırladığını ve infaz hâkimliğine gönderilmesi için kurum personeline teslim ettiğini beyan etmiştir.

Ancak infaz hâkimliği, kurum tarafından onaya gönderilen disiplin cezasını incelerken başvurucunun karara herhangi bir itirazda bulunmadığı gerekçesiyle disiplin cezasını doğrudan onaylamıştır. Bunun üzerine başvurucu, bir üst mercii olan ağır ceza mahkemesine başvurarak itiraz dilekçesini zamanında kuruma teslim ettiğini, ancak cezaevi idaresinin bu şikâyet dilekçesini bilerek işleme koymadığını ve yok ettiğini iddia etmiştir. Ağır ceza mahkemesi ise başvurucunun davanın seyrini değiştirebilecek önemdeki bu kritik iddiasını hiçbir şekilde araştırmadan, kuruma sormadan ve kararında değerlendirmeden başvurucunun itirazını kesin olarak reddetmiştir. Temel uyuşmazlık, başvurucunun dilekçesinin akıbetine dair ciddi iddiasının mahkemelerce tamamen incelenmeksizin bırakılması ve bu durumun adil yargılanma güvencelerini ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde, adil yargılanma hakkının en önemli temellerinden biri olan gerekçeli karar hakkı ve bu hak etrafında şekillenen anayasal ilkeler öne çıkmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 hükmü uyarınca, herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunmada bulunma ile adil yargılanma hakkına mutlak surette sahiptir. Bu temel hak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.141 kuralıyla doğrudan tamamlanmakta olup, yasal sistemimizdeki bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması zorunluluğunu içermektedir.

Gerekçeli karar hakkının doktriner ve içtihatlara dayalı yansıması, mahkemelerin taraflarca ileri sürülen her türlü argüman veya iddiaya sayfalar dolusu ayrıntılı yanıt vermesini gerektirmese de, adaletin tesisi için bir sınır çizer. Buna göre; muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle kabulü hâlinde davanın sonucunu tamamen değiştirebilecek nitelikte olması durumunda, davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul, tatmin edici ve ilgili bir gerekçe ile yanıt verilmesi zorunludur.

Somut olayın ceza infaz hukuku ile ilgili boyutu ise 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve bu kanunla bağlantılı çalışan 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m.5 çerçevesinde değerlendirilmiştir. Hükümlü ve tutukluların, idarece kendilerine verilen disiplin cezalarına karşı hukuka aykırılık gerekçesiyle infaz hâkimliğine şikâyet yoluna başvurma hakkı kanunla güvence altına alınmıştır. İtiraz veya şikâyet hakkının kullandırılmadığı, dilekçelerin kaybedildiği veya işleme alınmadığı yönündeki bir savunma, sürecin usulüne uygun işletilip işletilmediğinin temel taşıdır. Yargılamayı yürüten mahkemelerin, uyuşmazlığın çözümüne etki edebilecek bu denli yaşamsal bir iddiayı görmezden gelerek sadece evrak üzerinden şeklî bir incelemeyle yetinmesi, hukuki dinlenilme hakkının ve gerekçeli karar kuralının ağır bir ihlali niteliğini taşır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruyu incelerken olayların kronolojik seyrini ve derece mahkemelerinin sergilediği tutumu titizlikle ele almıştır. Başvurucunun kendisine verilen üç günlük hücreye koyma disiplin cezasına karşı yasal süresi içinde itirazda bulunmak istediğini, hazırladığı şikâyet dilekçesini kurum yetkililerine teslim ettiğini ancak ceza infaz kurumu tarafından söz konusu dilekçenin işleme konulmadığını ve infaz hâkimliğine hiçbir şekilde iletilmediğini net bir şekilde mahkeme önünde ileri sürdüğü tespit edilmiştir. Bu kapsamda başvurucunun, itirazının esasına ve hakkını arama imkânına doğrudan taalluk eden bu son derece hayati iddiayı ağır ceza mahkemesine sunduğu dilekçesinde açıkça dile getirdiği görülmüştür.

Buna rağmen, itiraz merci konumunda bulunan ağır ceza mahkemesinin, uyuşmazlığın çözümüne doğrudan ve kesin olarak etki edebilecek nitelikteki bu iddia hakkında hiçbir araştırma yapmadığı saptanmıştır. Ağır ceza mahkemesi, söz konusu itiraz dilekçesinin kuruma verilip verilmediğini cezaevinden sormamış, kamera kayıtlarını yahut evrak kayıt defterlerini incelememiş ve yazdığı gerekçeli kararında da bu ciddi iddiaya yönelik herhangi bir değerlendirmede bulunmayarak adeta bu beyan hiç ileri sürülmemiş gibi davranmıştır. Yargı mercilerinin, başvurucunun dilekçesinin idare tarafından yok edildiği yönündeki iddialarını tamamen cevapsız ve askıda bırakarak, yalnızca infaz hâkimliği kararının usul ve kanuna uygun olduğu yönündeki matbu ve şeklî bir ifadeyle ret kararı vermeleri anayasal güvencelerle hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır.

Yüksek Mahkeme, mahkemelerin kendilerine sunulan iddialara makul yanıt verme yükümlülüğünün, davanın sonucunu tamamen değiştirebilecek nitelikteki temel savunmalar açısından vazgeçilmez olduğunu vurgulamıştır. Başvurucunun yasal bir hakkını kullanmasını engelleyen ve dilekçesinin kaybolduğuna işaret eden böylesine esaslı bir savunmanın araştırılmadan verilen ret kararının, adil yargılanma güvencelerini tamamen anlamsız ve etkisiz kıldığı ifade edilmiştir. İtiraz mercii tarafından sergilenen bu eksik inceleme ve iddiayı değerlendirmeme tutumu, Anayasa ile titizlikle koruma altına alınan gerekçeli karar hakkının özünü geri dönülemez bir biçimde zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, davanın sonucuna etkili iddiaların karşılanmaması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: