Anasayfa Karar Bülteni AYM | Necati Kızılcan ve Diğerleri | BN....

Karar Bülteni

AYM Necati Kızılcan ve Diğerleri BN. 2022/71046

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/71046
Karar Tarihi 23.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Süregelen müdahalelerde zarar tarihi kesin olarak belirlenemez.
  • Başvuru süresi müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlatılır.
  • Sürelerin katı yorumlanması aşırı şekilcilik yasağını ihlal eder.
  • Makul süre şikayetlerinde komisyon yolu tüketilmelidir.

Bu karar, terör eylemleri veya güvenlik amacıyla alınan tedbirler nedeniyle mülklerine ulaşamayan vatandaşların tazminat taleplerinde başvuru sürelerinin nasıl hesaplanması gerektiği konusundaki hukuki belirsizliği gideren temel bir yaklaşıma dayanmaktadır. Hukuken, idarenin devam eden müdahalelerinde zararın tam olarak hangi tarihte doğduğunun tespitinin zorluğu kabul edilmiş ve başvuru sürelerinin daraltıcı yorumlanarak hak kayıplarına yol açması engellenmiştir. Mahkeme, hak arama özgürlüğü ile idarenin süreleri yorumlama biçimi arasındaki dengeyi mülk sahibi lehine ve etkili başvuru hakkını koruyacak şekilde kurmuştur.

Kararın uygulamadaki en büyük önemi ve emsal etkisi, benzer nitelikteki terör zararlarının tazmini taleplerinde idare ve mahkemeler tarafından sıklıkla başvurulan şekilci süre reddi pratiğinin önüne geçmesidir. Yüksek Mahkeme, bireylerin zarar tespit komisyonlarına her gün yeniden başvuru yapmaya zorlanamayacağını vurgulamıştır. Bu durum, idare hukuku pratiğinde sürelerin hesaplanmasında sadece kanunun lafzının değil, yaşanan mağduriyetin devam edip etmediği gerçeğinin de dikkate alınması gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, uzun süren yargılamalara ilişkin şikayetlerde yeni kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun zorunlu bir ön aşama olduğu bir kez daha teyit edilerek usul hukukundaki güncel değişikliklerin bireysel başvuru sistemine doğrudan yansıması ortaya konmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, ikamet ettikleri bölgede yaşanan güvenlik olayları ve terör eylemleri sebebiyle sahip oldukları taşınmazlara uzun bir süre ulaşamamış ve bu nedenle mülklerinden faydalanamamıştır. Mülklerine erişememelerinden kaynaklanan zararlarının tazmin edilmesi talebiyle idareye başvurmuşlardır. Ancak zararın karşılanması amacıyla kurulan idari zarar tespit komisyonu ve devamında başvurulan idari yargı mercileri, başvurucuların tazminat taleplerini yasal başvuru sürelerinin geçtiği gerekçesiyle reddetmiştir. Başvurucular, mülklerine erişim engellerinin dolayısıyla mağduriyetlerinin her gün devam ettiği bir süreçte sürenin geçmiş sayılmasının büyük bir haksızlık olduğunu belirterek uyuşmazlığı Anayasa Mahkemesi önüne taşımışlardır. Uyuşmazlığın temel konusu, mülke erişim engelinin süreklilik arz ettiği bir durumda tazminat başvuru süresinin nasıl hesaplanması gerektiği, idarenin süreyi katı yorumlamasının hak arama hürriyetini kısıtlayıp kısıtlamadığı ve devam eden davanın makul süreyi aşıp aşmadığıdır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı çerçevesinde hukuki değerlendirmeler yapmıştır. Uyuşmazlığın kanuni temelini 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun m. 6 oluşturmaktadır. Bu madde, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarara uğrayanların ilgili idari komisyonlara yapacakları başvurular için belirli yasal süreler öngörmektedir.

Mahkemenin yerleşik içtihat prensipleri gereğince, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde süregelen (mütemadi) bir ihlal durumu varsa, hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında aşırı şekilci yorumlardan özenle kaçınılması gerekmektedir. İlgili kanun maddesindeki başvuru sürelerinin, eylemin veya ihlale neden olan müdahalenin tamamen sona erdiği, yani fiilen kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerektiği kuralı yerleşik bir emsal ilke olarak uygulanmaktadır. Eğer kanuni süreler bu prensiple yorumlanmazsa, mülküne ulaşamama durumu kesintisiz devam eden bir vatandaşın, kanundaki süreyi kaçırmamak adına her gün sürekli olarak zarar tespit komisyonuna yeni bir başvuru yapması gerekecektir ki bu da idare hukuku mantığıyla ve pratikle bağdaşmaz.

Öte yandan, yargılamanın uzun sürmesi şikayetlerine dair güncel yasal düzenlemeler kapsamında 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri İle Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun m. 5/A ve 7499 sayılı Kanun uyarınca, makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddialarında Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun zorunlu ve etkili bir hukuk yolu olarak tüketilmesi gerektiği kuralı olaya tatbik edilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların mülklerine ulaşılamamasından kaynaklanan maddi zararlarının tazmini için yaptıkları idari başvuruların süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesini derinlemesine incelemiştir. Mahkeme, daha önce benzer konuda verdiği Osman Kızılcan Genel Kurul kararına atıfta bulunarak, mülkiyet hakkına yönelik kesintisiz ve süregelen müdahalelerde zarar doğuran olayın başlangıcı için kesin ve tek bir tarih belirlenemeyeceğini tespit etmiştir.

Kararda, güvenlik gerekçesiyle mülke ulaşamama gibi fiilî imkânsızlıkların her gün yeniden gerçekleşen ve süreklilik arz eden bir ihlal durumu olduğu saptanmıştır. Bu bağlamda, kanunda öngörülen başvuru sürelerinin müdahalenin tamamen kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerektiği, idarenin ve derece mahkemelerinin aksi yöndeki dar yorumunun yasal başvuru yolunu vatandaşlar için fiilen işlevsiz kıldığı tespit edilmiştir. İdarenin başvuru süresini müdahalenin başladığı ilk tarihe göre hesaplayıp bu süreyi geçirenleri reddetmesi, başvurucuları adeta her gün yeniden komisyona başvuru yapmaya zorlayan ve anayasal hakların kullanılmasını imkânsızlaştıran aşırı şekilci bir tutum olarak değerlendirilmiştir. Bu aşırı şekilciliğin, devletin terörden doğan zararları karşılamak ve vatandaşın mağduriyetini gidermek amacıyla kurduğu tazminat mekanizmasını işlemez hâle getirdiği ve mülkiyet hakkının korunmasına dair güvenceleri boşa çıkardığı tespit edilmiştir.

Makul sürede yargılanma hakkı yönünden yapılan tespitte ise, yargılama süreçlerinin uzun sürmesine yönelik iddiaların Anayasa Mahkemesi önünde henüz derdest iken yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemeler kapsamına girdiği belirtilmiştir. Yeni kurulan Tazminat Komisyonunun bu tür uzun yargılama şikayetlerini çözmek için etkili, ulaşılabilir ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olan bir başvuru yolu olduğu, dolayısıyla bu yeni idari yol tüketilmeden yapılan bireysel başvuruların ikincillik ilkesi gereği Anayasa Mahkemesince incelenemeyeceği tespiti yapılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, idari başvurunun aşırı şekilci yorumla süreden reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: