Karar Bülteni
AYM Mürsel Duman ve Diğerleri BN. 2021/12334
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/12334 |
| Karar Tarihi | 23.10.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- HAGB kararları adil yargılanma güvencelerini sağlamalıdır.
- İtiraz mercileri kararlarını somut gerekçelere dayandırmalıdır.
- HAGB uygulamasında sanığın hukuki dinlenilme hakkı esastır.
Bu karar, ceza yargılamalarında sıklıkla uygulanan hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunun yapısal ve usuli eksikliklerine ilişkin Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının bireysel başvurulara doğrudan yansımasını göstermektedir. İtiraz mercilerinin, başvurucuların HAGB kararlarına karşı ileri sürdüğü maddi ve hukuki argümanları derinlemesine incelemeden, yalnızca şeklî şartların gerçekleşip gerçekleşmediği yönünden değerlendirme yaparak şablon gerekçelerle ret kararı vermesi, hak arama özgürlüğünün özüne dokunan ağır bir müdahale olarak değerlendirilmiştir. Hukuken bu durum, adil yargılanma hakkının sağladığı temel güvencelerin sadece kâğıt üzerinde değil, fiilen ve etkin bir şekilde işletilmesi gerektiği anlamına gelmektedir.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece kritiktir. Zira Anayasa Mahkemesi, daha önce norm denetimi yoluyla iptal ettiği HAGB düzenlemeleri bağlamında, yargı mercilerinin mahkûmiyet kararlarını denetlerken şeklî incelemenin çok ötesine geçerek esasa dair tüm hukuka aykırılık iddialarına tatminkâr ve somut cevaplar üretmesi gerektiğini bir kez daha güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Uygulamadaki önemi, derece mahkemelerinin HAGB kararı tesis ederken veya bu kararlara yönelik itirazları mercek altına alırken, sanığın anayasal haklarını ortadan kaldıracak düzeyde eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerden titizlikle kaçınmaları zorunluluğunda yatmaktadır. Bu emsal içtihat, yeniden yargılama aşamasında sanıklar hakkında beraat veya düşme kararı verilip verilemeyeceğinin de kapsamlı bir şekilde incelenmesini emretmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bu başvurudaki temel uyuşmazlık, başvurucular hakkında yürütülen çeşitli ceza davaları neticesinde mahkemelerce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarına ilişkindir. Başvurucular, yerel mahkemelerde farklı suçlardan yargılanmış ve yargılama neticesinde haklarında mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur. Ancak ilgili mahkemeler bu mahkûmiyet hükümlerinin açıklanmasını geri bırakmıştır. Başvurucular, haklarında verilen kararların yeterli ve ikna edici bir gerekçe içermediğini, suçsuz olduklarını ispatlamak için talep ettikleri tanık dinletme, belge sunma ve araştırma yapılması gibi temel savunma haklarının mahkemelerce dikkate alınmadığını belirtmişlerdir. Ayrıca, kurulan HAGB kararlarına karşı yaptıkları yasal itirazların, üst mahkemeler tarafından dosyanın esasına girilmeden, sadece matbu ve soyut gerekçelerle şeklen reddedildiğini ileri sürmüşlerdir. Uyuşmazlığın temelinde, adil bir yargılama yapılmadan varsayımlar üzerinden ceza verilmesi ve bu duruma karşı başvurulan itiraz hakkının uygulamada tamamen etkisiz hâle getirilmesi yer almaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı çözerken özellikle adil yargılanma hakkının temel bileşenlerinden olan gerekçeli karar hakkı, savunma hakkı ve silahların eşitliği ilkelerini esas alarak derinlemesine bir değerlendirme yapmıştır. Hukuki değerlendirmenin merkezinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 231/12 kapsamında düzenlenen HAGB kararlarına karşı öngörülen itiraz yolunun pratikteki işleyişi bulunmaktadır.
Anayasa Mahkemesi, yerleşik içtihadı olan Atilla Yazar ve diğerleri kararına atıf yaparak, HAGB kurumunun uygulanmasında sanıkların irade beyanlarının alınması usulündeki güvence eksikliklerine dikkat çekmiştir. Yargılama sürecinde iddia makamı karşısında savunma makamının sahip olduğu anayasal güvencelerin yeterince korunmadığı, müdafi yardımından etkin bir şekilde yararlanma ve savunma için gerekli zaman ile kolaylığa sahip olma haklarının ciddi ölçüde sınırlandırıldığı tespit edilmiştir.
Ayrıca, Anayasa Mahkemesinin 5271 sayılı Kanun'un HAGB kurumunu düzenleyen ilgili fıkralarını topyekûn iptal ettiği norm denetimi kararları somut olayın çözümünde temel referans olarak alınmıştır. Bu kritik iptal kararlarında, itiraz kanun yoluna başvuranların iddia ve delillerinin hassasiyetle dikkate alınmasında, çatışan menfaatlerin adil bir şekilde dengelenmesinde ve temel haklara yapılan müdahalenin ölçülülüğünün denetlenmesinde HAGB itiraz yolunun hiçbir şekilde etkili bir mekanizma sunmadığı açıkça vurgulanmıştır. Yargı mercilerinin HAGB kararlarına yönelik itirazları incelerken, yalnızca şeklî koşulların var olup olmadığıyla yetinmemesi, aksine maddi ve hukuki tüm vakıaları geniş bir çerçevede denetleyerek usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılık iddialarına somut, tatminkâr ve yeterli gerekçelerle cevap vermesi gerektiği yerleşik bir hukuki zorunluluk olarak ortaya konulmuştur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucular hakkındaki yargılama süreçlerini detaylı bir şekilde incelediğinde, ilk derece mahkemelerince tesis edilen HAGB kararlarının adil yargılanma hakkının zorunlu kıldığı usuli güvenceleri sağlamaktan tamamen uzak olduğunu tespit etmiştir. Yerel mahkemelerin, başvurucuların lehine olan delillerin toplanması, yargılamanın sonucunu etkileyebilecek tanıkların dinlenilmesi ve maddi gerçeğin araştırılması yönündeki hukuki taleplerini herhangi bir makul gerekçe göstermeksizin karşılamadığı veya tamamen reddettiği anlaşılmıştır. Verilen mahkûmiyet kararlarının, olay bazında somutlaştırma yapılmaksızın yalnızca kanun hükmünün veya isnat edilen eylemlerin mekanik bir tekrarından ibaret olduğu görülmüştür.
Bunun yanı sıra, başvurucuların HAGB kararlarına karşı yaptıkları itirazları inceleyen mercilerin hukuka yaklaşımı da Anayasa Mahkemesi tarafından oldukça sert bir şekilde eleştirilmiştir. İtiraz mercileri, başvurucuların esasa ve usule ilişkin ayrıntılı argümanlarını değerlendirmek yerine, HAGB kararının verilebilmesi için gereken şeklî şartların oluşup oluşmadığına yönelik kalıplaşmış, dosya üzerinden verilen ve tek cümlelik matbu gerekçelerle itirazları peşinen reddetmişlerdir. Bu hukuka aykırı tutum, kanun koyucu tarafından öngörülen itiraz kanun yolunun uyuşmazlığın esasına dair hiçbir fiilî inceleme yapmayan, tamamen etkisiz ve sembolik bir hak arama mekanizmasına dönüşmesine yol açmıştır.
Anayasa Mahkemesinin HAGB kurumunu düzenleyen kanuni kuralları Anayasa'ya aykırılık sebebiyle iptal ettiği emsal kararlarıyla birlikte ele alındığında, başvuruya konu yargılamaların adil yargılanma hakkının sağladığı anayasal güvencelere hiçbir şekilde uygun yürütülmediği net bir biçimde ortaya çıkmıştır. Derece mahkemelerinin istikrar kazanan bu hatalı uygulamalarının, iddia ve savunma makamları arasındaki hassas dengeyi açıkça savunma aleyhine bozduğu, sanıkları yargılama sürecinde son derece dezavantajlı bir duruma düşürdüğü ve kamu gücünün keyfîliğine karşı yeterli bir yargısal koruma sağlamadığı saptanmıştır. Tüm bu hukuki ve usuli eksikliklerin giderilmesi ve ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi adına dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemelere gönderilmesine hükmedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.