Karar Bülteni
DANIŞTAY 8. Daire 2021/3696 E. 2021/3500 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 8. Daire |
| Esas No | 2021/3696 |
| Karar No | 2021/3500 |
| Karar Tarihi | 30.06.2021 |
| Dava Türü | İptal Davası |
| Karar Sonucu | İncelenmeksizin Ret |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Uyarma cezası iptali kararları temyiz edilemez.
- Kesin nitelikteki istinaf kararlarına temyiz yolu kapalıdır.
- Meslekten çıkarma dışındaki disiplin cezaları kesindir.
- İdari usul kuralları temyiz sınırlarını kesin belirler.
Bu karar, idari yargı sistemimizde kanun yollarına başvuru hakkının sınırlarını ve bölge idare mahkemesi kararlarının kesinlik niteliğini net bir şekilde ortaya koyan önemli bir usul hukuku kararıdır. Hukuken, her idari işlemin ve yargı kararının Danıştay denetiminden geçemeyeceği kuralını vurgulayan bu içtihat, disiplin cezalarına karşı açılan iptal davalarında hangi tür kararların temyiz edilebileceğini ilgili usul kanunu çerçevesinde kesin bir çizgiyle belirlemektedir. Verilen uyarma cezası, niteliği gereği memuriyetten veya kamu görevinden çıkarma sonucu doğurmadığından, bu cezanın iptali istemiyle açılan davanın istinaf aşamasında kesinleştiği hüküm altına alınmıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde karar, kamu görevlilerinin disiplin cezalarına karşı yürütecekleri hukuki süreçlerde kanun yollarının ne şekilde işleyeceğine dair rehber niteliği taşımaktadır. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan kınama, uyarma veya aylıktan kesme gibi hafif ve orta ağırlıktaki disiplin cezalarına ilişkin uyuşmazlıkların istinaf mahkemelerinde kesin olarak çözümleneceği, bu uyuşmazlıkların usul kuralları gereği temyiz merciine taşınamayacağı açıkça gösterilmektedir. Bu yönüyle karar, idari yargıda usul ekonomisi ve yargılamanın kesinliği ilkelerinin nasıl hayata geçirildiğini gösteren güçlü bir emsaldir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır. Görev yaptığı dönemde, sağlık raporu alarak kendi derslerine girmeyip başka bir üniversitede doktora derslerine katılması ve telafi derslerini mazeretsiz olarak aksatması iddialarıyla hakkında disiplin soruşturması başlatılmıştır. Soruşturma sonucunda davacıya kınama cezası verilmesi öngörülmüş, ancak geçmiş hizmetleri olumlu değerlendirilerek bir alt ceza olan "uyarma" cezası verilmiştir. Davacı, kendisine mobbing uygulandığını ve raporlu olduğu halde cezalandırılmasının haksız olduğunu iddia ederek uyarma cezasının iptali istemiyle üniversite rektörlüğüne karşı işbu davayı açmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Danıştay 8. Dairesi, uyuşmazlığı incelerken öncelikle idari yargılama usulüne ilişkin temel kuralları mercek altına almıştır. Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan yasal düzenlemeler, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.45 ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.46 hükümleridir.
Kanunun istinaf kanun yolunu düzenleyen 45. maddesi uyarınca, idare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, aksine bir hüküm bulunmadıkça mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine otuz gün içinde istinaf başvurusunda bulunulabilmektedir. Bölge idare mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulması halinde verdiği istinaf başvurusunun reddi kararlarından hangilerinin temyiz edilebileceği ise Kanunun 46. maddesinde tahdidi (sınırlı) olarak sayılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.46/1-c hükmü, yalnızca "belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları" hakkında verilen kararların Danıştay'da temyiz edilebileceğini açıkça kurala bağlamıştır.
İdare hukukunun yerleşik içtihat prensipleri gereğince, kanun koyucu tarafından istinaf merciinde kesinleşeceği öngörülen idari davaların temyiz merciine taşınması usulen mümkün değildir. Disiplin hukuku bağlamında, kamu görevlilerine verilen uyarma, kınama, aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması gibi cezalar, nitelikleri itibarıyla kamu görevinden süresiz olarak çıkarılma sonucunu doğurmamaktadır. Bu nedenle, bu tür disiplin işlemlerine karşı açılan iptal davalarının yargısal denetimi bölge idare mahkemelerinde tamamlanmakta ve bu kararlar kesinlik kazanmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 8. Dairesi, dosyadaki bilgi ve belgeleri inceleyerek ilk olarak davanın konusunu ve tesis edilen işlemin niteliğini değerlendirmiştir. Davacı hakkında, kamu görevlileri ve yükseköğretim disiplin mevzuatı hükümleri çerçevesinde yürütülen soruşturma sonucunda bir alt ceza uygulanarak "uyarma" cezası verilmiştir. Bu cezaya karşı açılan iptal davasında ilk derece mahkemesi eylemin sübuta erdiğini belirterek davanın reddine karar vermiş, bölge idare mahkemesi de bu kararı hukuka uygun bularak istinaf başvurusunu kesin olarak reddetmiştir.
Yüksek Mahkeme, temyiz incelemesi aşamasında öncelikle kararın temyiz edilebilir nitelikte olup olmadığını usul hukuku kuralları çerçevesinde ele almıştır. Değerlendirmede, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.46 hükmünün, temyiz kanun yoluna başvurulabilecek davaları sınırlı (tahdidi) bir şekilde saydığı vurgulanmıştır. Somut olayda davanın konusu olan "uyarma cezası ile tecziye edilmesi"ne dair karar ve bu karara yapılan itirazın reddine dair işlem, davacının belli bir meslekten veya kamu görevinden süresiz olarak çıkarılması sonucunu doğuran bir işlem niteliği taşımamaktadır.
Bu hukuki tespitler ışığında, temyiz istemine esas teşkil eden bölge idare mahkemesi kararının, Kanunun ilgili maddesine göre temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlardan olduğu saptanmıştır. Kesinleşmiş kararlara karşı yapılan temyiz başvurularının esastan incelenmesi hukuken mümkün olmadığından, uyuşmazlığın esasına girilerek idareye yöneltilen mobbing (psikolojik taciz), ders programlarının ayarlanmasında eşit davranılmadığı veya haksız yere disiplin cezası verildiği gibi iddiaların hiçbirinin esastan değerlendirilmesine gerek ve imkan görülmemiştir. İdari yargılama usulünde kanun yollarının açık ve net kurallara bağlanmış olması, yargısal süreçlerin makul sürede kesinleşmesi ilkesine de hizmet etmektedir.
Sonuç olarak Danıştay 8. Dairesi, temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar vermiştir.