Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Mustafa Akpınar Kararı 2021/65653 B.

Anayasa Mahkemesi Mustafa Akpınar Kararı 2021/65653 B.

Bu karar, elektronik yargı ağı (UYAP) üzerinden ve fiziki olarak süresi içinde sunulan kanun yolu dilekçelerinin, salt mahkeme personelinin evrakı işleme alma tarihinin esas alınarak süreden reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını açıkça ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargılama süreçlerinde hak arama hürriyetinin kullanımının idari veya sistemsel gecikmelere kurban edilemeyeceğini güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. Yargı mercilerinin süreleri hesaplarken vatandaşın iradesini ortaya koyduğu ve işlemi yasal kurallara uygun şekilde tamamladığı anı dikkate alması gerektiği hukuken tescil edilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Mustafa Akpınar Kararı 2021/65653 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/65653
Karar Tarihi 27.11.2024
Taraf Mustafa Akpınar
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
UYAP kayıtları kanun yolu süresinde esastır.
Süresinde açılan temyizin reddi hak ihlalidir.
Aşırı şekilcilik mahkemeye erişim hakkını engeller.
Kanun yoluna başvuruda hukuki belirlilik şarttır.

Bu karar, elektronik yargı ağı (UYAP) üzerinden ve fiziki olarak süresi içinde sunulan kanun yolu dilekçelerinin, salt mahkeme personelinin evrakı işleme alma tarihinin esas alınarak süreden reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını açıkça ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargılama süreçlerinde hak arama hürriyetinin kullanımının idari veya sistemsel gecikmelere kurban edilemeyeceğini güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. Yargı mercilerinin süreleri hesaplarken vatandaşın iradesini ortaya koyduğu ve işlemi yasal kurallara uygun şekilde tamamladığı anı dikkate alması gerektiği hukuken tescil edilmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle dijitalleşen yargı sisteminde UYAP evrak işlem kütüğü verilerinin hak kayıplarını önlemede nasıl kullanılması gerektiğine dair çok önemli bir rehber niteliği taşımasıdır. Avukatların veya vatandaşların kanun yolu dilekçelerini sisteme yükledikleri veya nöbetçi mahkemeye havale ettirdikleri tarih ile personelin bu evrakı bir üst merciye sevk ettiği tarih arasındaki bürokratik farkın vatandaş aleyhine yorumlanamayacağı netleşmiştir. Uygulamada, Yargıtay veya istinaf dairelerinin süre denetimi yaparken evrakın oluşturulma, havale edilme ve UYAP kütüğüne düşme anını titizlikle incelemesi gerekliliği ortaya çıkmış olup, hakkın özüne dokunan aşırı şekilci yorumların önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, vergi kanunlarına muhalefet suçlamasıyla yargılanan başvurucu Mustafa Akpınar'ın, aleyhine verilen mahkûmiyet kararına karşı yaptığı temyiz başvurusunun Yargıtay tarafından süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine ortaya çıkmıştır. Başvurucu, ilk derece mahkemesinde beraat etmiş ancak istinaf mahkemesi bu kararı bozarak mahkûmiyetine hükmetmiştir. Bunun üzerine başvurucunun avukatı, karara karşı yasal yedi günlük süre içinde hem UYAP sistemi üzerinden elektronik olarak hem de nöbetçi mahkeme aracılığıyla fiziki olarak temyiz dilekçesi sunmuştur. Ancak Yargıtay, mahkeme kaleminin evrakı işleme koyduğu ve üst yazıya yazdığı bir gün sonraki tarihi baz alarak başvurunun yasal süreden sonra yapıldığını kabul etmiş ve temyiz talebini reddetmiştir. Başvurucu, yasal süresi içinde başvuru yapmasına rağmen talebinin reddedilmesinin adalete erişimini engellediğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde hareket etmiştir. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve davanın esası hakkında etkili bir karar verilmesini isteyebilmek anlamına gelir.

Kararda, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceği temel bir ilke olarak vurgulanmıştır. Müdahalenin kanuna dayalı olması, iç hukukta yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirir. Mahkemelerin kuralları yorumlarken ve uygularken kanunun açık lafzıyla çelişmemesi ve uygulamanın bireyler tarafından objektif olarak öngörülebilir olması zorunludur.

Olay tarihinde yürürlükte olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.291 hükmü uyarınca, temyiz talebinin hükmün tefhiminden itibaren yedi gün içinde yapılması gerekmektedir. Aynı kanunun ilgili diğer hükümleri ve UYAP sisteminin işleyiş kuralları gereği, dilekçenin sisteme kaydedildiği ve havale edildiği an itibarıyla hukuki sonuç doğurduğu şüphesizdir.

Yargı organlarının usul kurallarını uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilcilikten kaçınmaları gerekmektedir. Kanunla öngörülmüş usul şartlarının dar ve öngörülemez biçimde yorumlanması, kişinin kanun yollarına başvuru hakkını kullanmasına engel olarak mahkemeye erişim hakkını doğrudan ihlal edebilir. Bu nedenle, mahkeme personelinin dâhili işlem sürelerinin veya evrak transferi aşamasındaki gecikmelerinin, vatandaşın yasal başvuru süresini tüketmiş gibi değerlendirilmesi hukuki güvenlik ilkesiyle hiçbir şekilde bağdaşmaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi tarafından verilen mahkûmiyet kararı 6 Temmuz 2017 tarihinde duruşmada başvurucu müdafiinin yüzüne karşı tefhim edilmiştir. Dönemin mevzuatına göre geçerli olan yedi günlük yasal temyiz süresi hesaplandığında, son günün 13 Temmuz 2017 tarihinde sona erdiği açıktır. Dosyadaki UYAP Evrak İşlem Kütüğü verileri detaylı şekilde incelendiğinde, başvurucunun avukatının dijital ortamda temyiz dilekçesini sürenin son günü olan 13 Temmuz 2017 tarihinde saat 12.12'de sisteme yüklediği ve havale ettiği tereddüde mahal vermeyecek şekilde sabit görülmüştür. Ayrıca ilgili mahkemenin kâtipleri bu dilekçeyi aynı gün mesai saatleri içinde açıp okumuşlardır.

Bununla birlikte, başvurucunun avukatı işini şansa bırakmamak ve hak kaybına uğramamak adına aynı gün Aydın Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi aracılığıyla fiziki bir temyiz dilekçesi de sunmuş ve evrakın üzerine 13 Temmuz 2017 tarihli "Ön Büro" kaşesi basılmıştır. Ancak yerel mahkeme kalemi, ertesi gün olan 14 Temmuz 2017 tarihinde ilgili evrakları Yargıtay'a gönderirken yazdığı üst yazıda, dilekçenin 13 Temmuz tarihli olduğunu açıkça belirtmesine rağmen, Yargıtay 11. Ceza Dairesi bu sevk işleminin tarihini (14 Temmuz) baz alarak başvuruyu yasal süre geçtikten bir gün sonra yapılmış kabul edip usulden reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi, hem elektronik UYAP kütüğü verileriyle hem de fiziki ön büro kayıtlarıyla başvurunun açıkça yasal sürenin son gününde gerçekleştirildiğinin ortada olduğuna dikkat çekmiştir. Yargıtay'ın, süresinde usulüne uygun olarak yapılmış bir başvuruyu sadece mahkeme personelinin evrak sevk işlem tarihlerini esas alarak süreden reddetmesinin hiçbir meşru ve kanuni dayanağı bulunmamaktadır. Bu tür aşırı şekilci ve kanunun açık lafzıyla açıkça çelişen yorumlar, bireylerin mahkemeye erişim hakkını telafisi imkânsız şekilde zedelemektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, yargı makamlarının hatalı süre değerlendirmesi nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

UYAP'tan son gün dilekçe yolladım ama geç kaldın dediler, ne yapmalıyım? expand_more
UYAP üzerinden veya fiziki olarak yasal süresi içinde sunduğunuz dilekçelerin, salt mahkeme personelinin evrakı işleme alma tarihine bakılarak süreden reddedilmesi mahkemeye erişim hakkını açıkça ihlal eder. Anayasa Mahkemesi'nin emsal kararlarına göre, yargı mercileri süreleri hesaplarken vatandaşın iradesini ortaya koyduğu ve işlemi yasal kurallara uygun şekilde tamamladığı anı dikkate almak zorundadır. Dilekçenin sisteme kaydedildiği ve havale edildiği an itibarıyla hukuki sonuç doğurduğu şüphesizdir ve bu tarih esas alınmalıdır.
Kalem personeli evrakı üst mahkemeye geç yollamış, benim hakkım yanar mı? expand_more
Hayır, hak kaybına uğramazsınız. Mahkeme personelinin dâhili işlem sürelerinin veya evrak transferi aşamasındaki gecikmelerinin, vatandaşın yasal başvuru süresini tüketmiş gibi değerlendirilmesi hukuki güvenlik ilkesiyle hiçbir şekilde bağdaşmaz. Anayasa Mahkemesi, hak arama hürriyetinin kullanımının idari veya sistemsel gecikmelere kurban edilemeyeceğini güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. Yargıtay veya istinaf daireleri süre denetimi yaparken personelin sevk tarihini değil; evrakın oluşturulma, havale edilme veya UYAP kütüğüne düşme anını titizlikle incelemek durumundadır.
Yargıtay üst yazıdaki tarihe bakıp temyizimi reddetti, bu yasal mıdır? expand_more
Bu yaklaşım Anayasa Mahkemesi tarafından hakkın özüne dokunan, aşırı şekilci ve kanunun açık lafzıyla çelişen bir yorum olarak nitelendirilmekte olup meşru değildir. Süresinde ve usulüne uygun olarak yapılmış bir başvuruyu, sadece mahkeme personelinin evrakı ertesi gün bir üst yazıya bağlamasını esas alarak süreden reddetmenin hiçbir kanuni dayanağı bulunmamaktadır. Kanunla öngörülmüş usul şartlarının bu şekilde dar ve öngörülemez biçimde yorumlanması, bireylerin mahkemeye erişim hakkını telafisi imkânsız şekilde ihlal eder.
UYAP'taki evrak işlem kütüğü süre itirazlarında kesin delil sayılır mı? expand_more
Evet, UYAP verileri dijitalleşen yargı sisteminde bağlayıcıdır ve süre itirazlarında temel kayıt olarak kabul edilir. Anayasa Mahkemesi kararlarında, UYAP evrak işlem kütüğü verilerinin hak kayıplarını önlemede çok önemli bir rehber niteliği taşıdığı tescil edilmiştir. Vatandaşların veya avukatların dilekçelerini sisteme yükledikleri ve havale ettikleri tarih tereddüde mahal vermeyecek şekilde sabittir. Dilekçenin sisteme yüklendiği an ile personelin sevk işlemi yaptığı an arasındaki bürokratik fark vatandaşın aleyhine yorumlanamaz.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir