Karar Bülteni
AYM 2020/39604 BN.
Anayasa Mahkemesi | Mustafa Kaygas | 2020/39604 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/39604 |
| Karar Tarihi | 27.11.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Koğuş kalabalıklığı şikâyetleri esastan incelenmelidir.
- İnfaz hâkimliği şikâyetleri görevsizlik gerekçesiyle reddedemez.
- Etkili başvuru hakkı uygulamada da işlemelidir.
- Kötü muamele iddiaları mahkemelerce aydınlatılmalıdır.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan mahpusların fiziki barınma koşullarına ilişkin şikâyetlerinin yargı mercilerince nasıl ele alınması gerektiği hususunda kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, tutulma koşullarının standartların altında olduğuna, özellikle de koğuşların aşırı kalabalık olmasına dair şikâyetlerin doğrudan doğruya infaz hâkimliklerinin görev ve yetki alanına girdiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Derece mahkemelerinin bu tür adli başvuruları esasa girmeden usulden reddetmesi, kişilerin kötü muamele yasağı kapsamındaki ciddi iddialarını inceletebilecekleri etkili bir yoldan bütünüyle mahrum bırakılmaları anlamına gelmektedir. Hukuk devletinde hiçbir idari işlemin veya idari uygulamanın yargısal denetim dışında tutulması düşünülemez.
Uygulamada infaz hâkimliklerinin, ceza infaz kurumlarının kapasite belirleme ve yerleştirme yetkisinin Adalet Bakanlığına ve idareye ait olduğu gerekçesiyle bu tür şikâyetleri görevsizlik veya usulden reddetme eğiliminde oldukları sıklıkla görülmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu içtihadı ile birlikte, ceza infaz kurumlarındaki fiziki koşullara, aşırı kalabalıklaşmaya ve bunların tutuklu ile hükümlüler üzerinde yarattığı olumsuz etkilere dair itirazların esastan ve titizlikle incelenmesi gerektiği, yargı mercilerinin bu denetimi yapmaktan yasa gereği kaçınamayacağı kesin olarak vurgulanmıştır. Bu karar, benzer durumdaki binlerce mahpusun barınma koşullarına ilişkin yapacakları adli şikâyetlerde etkili bir yargısal denetim yolunun işletilmesini zorunlu kılarak uygulamaya yön verecek çok önemli bir emsal teşkil edecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu/hükümlü olarak barındırıldığı dönemde, kaldığı odanın kapasitesinin çok üzerinde insanla dolu olduğunu ve bu kalabalık nedeniyle cezaevi şartlarının barınmaya uygun olmadığını belirterek kişi sayısının azaltılması talebiyle infaz hâkimliğine başvurmuştur. İnfaz hâkimliği, ceza infaz kurumlarının kapasitelerinin belirlenmesinin ve bu yönde tedbirler alınmasının Adalet Bakanlığının görev alanında olduğu, dolayısıyla bu hususun kendi görev ve yetki sınırları dışında kaldığı gerekçesiyle başvuruyu esasa girmeden usulden reddetmiştir. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz da ağır ceza mahkemesi tarafından reddedilerek kesinleşmiştir. Bunun üzerine başvurucu, şikâyetlerinin incelenmemesi ve aşırı kalabalık koğuşlarda tutulması sebepleriyle etkili başvuru hakkının ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin anayasal ve yasal düzenlemeleri merkeze alarak ayrıntılı bir değerlendirme yapmıştır. Bu kapsamda, Anayasa m. 17 uyarınca güvence altına alınan kötü muamele yasağı ile Anayasa m. 40 kapsamında düzenlenen etkili başvuru hakkı birbiriyle bağlantılı olarak ele alınmıştır. Etkili başvuru hakkı, kişinin anayasal bir hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir ve ihlali gidermeye veya önlemeye elverişli idari ve yargısal yolların sadece kâğıt üzerinde değil, fiiliyatta da etkili bir şekilde var olmasını zorunlu kılar. Bir hukuk yolunun başarı şansı sunmadan peşinen kapatılması, bu anayasal güvenceyi tamamen işlevsiz hâle getirir. Etkili başvuru hakkı bakımından inceleme yapılabilmesi için kural olarak aralarında bağlantı kurulan hakkın mutlaka ihlal edilmiş olması da gerekmez; savunulabilir bir iddianın varlığı yeterlidir.
Öte yandan uyuşmazlığın temel yasal dayanağı olan 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m. 4 hükmü kararda açıkça irdelenmiştir. İlgili kanun maddesi; hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumlarına kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları, ısınmaları, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması ve bedensel ile ruhsal sağlıklarının korunması gibi faaliyetlere ilişkin idari eylem ve işlemlere karşı yapılacak şikâyetleri inceleyip karara bağlama görevini yoruma yer bırakmayacak açıklıkta infaz hâkimliklerine vermiştir.
Dolayısıyla, ilgili kanun hükmü son derece açık olmasına rağmen mahkemelerin bu konudaki şikâyetleri esastan incelemekten kaçınması, etkili başvuru hakkının özünü zedelemektedir. İlgili mevzuatın, infaz kurumu koşullarının hukuka ve Anayasa'ya uygunluğunun denetlenmesini yasaklamadığı durumlarda, yargı mercilerinin iddiaları irdelemeden görevsizlik kararı vermesi kabul edilemez bir uygulamadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun tutulduğu odaların çok kalabalık olduğuna ve barınma koşullarının yetersizliğine yönelik şikâyetinin infaz hâkimliği tarafından esasa dahi girilmeden, sadece görevsizlik gerekçesiyle reddedildiğini tespit etmiştir. Mahkeme uyuşmazlığı aydınlatabilmek adına, ceza infaz kurumundan iddialara ilişkin bizzat resmi verileri talep etmiştir. İnfaz kurumundan alınan resmî yazılar incelendiğinde, kurumun genel kapasitesinin çok üzerinde mahpus barındırdığı açıkça anlaşılmıştır. Başvurucunun bulunduğu ünitenin aslında yirmi sekiz kişilik standart bir ünite iken, kapasitesinin idare tarafından artırılarak otuz dört ila otuz altı kişiyle kullanıldığı saptanmıştır. Bu nesnel veriler, başvurucunun ileri sürdüğü kötü muamele yasağının ihlal edildiğine dair iddialarının ciddiye alınması gereken ve son derece savunulabilir nitelikte olan iddialar olduğunu kesin olarak ortaya koymuştur.
Başvurucunun açıkça barınma koşullarından şikâyetçi olmasına ve ortada savunulabilir bir ihlal iddiası bulunmasına rağmen infaz hâkimliğinin söz konusu durumu kendi görev alanı dışında görerek talebi usulden reddetmesi hukuka aykırıdır. İtiraz mercisi olan ağır ceza mahkemesinin de bu eksikliği gidermeye yönelik bir inceleme yapmaması veya karar vermemesi, başvurucu için yargısal denetim yolunu tamamen işlevsiz hâle getirmiştir. Yargı mercilerinin bu dışlayıcı tutumu, barındırılma koşullarının kötü muamele seviyesine ulaşıp ulaşmadığının esastan tespit edilmesini ve eğer bir ihlal varsa bunun hukuken sona erdirilmesini engellemiştir.
Sonuç olarak, başvurucuya kötü muamele yasağı kapsamında olduğunu ileri sürdüğü müdahalenin ortadan kaldırılması talebiyle başvurabileceği, asgari güvenceleri içeren ve uygulamada işleyen etkili bir hukuk yolunun sunulmadığı tartışmasız şekilde anlaşılmıştır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.