Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mustafa Tekin ve Diğerleri | BN. 2023/23433

Karar Bülteni

AYM Mustafa Tekin ve Diğerleri BN. 2023/23433

KARARIN KÜNYESİ

| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm | | Başvuru No | 2023/23433 | | Karar Tarihi | 27.11.2024 | | Dava Türü | Bireysel Başvuru | | Karar Sonucu | İhlal / Kabul Edilemez | | Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |

  • Süregelen müdahalelerde zarar için somut tarih belirlenemez.
  • Başvuru süresi müdahalenin kesildiği tarihten başlatılmalıdır.
  • Zarar tespit komisyonuna başvuru süresi dar yorumlanamaz.
  • Makul süre şikayetlerinde tazminat komisyonuna başvurulması zorunludur.

Bu karar, terör ve terörle mücadele kapsamında mülke ulaşılamamasından kaynaklanan zararların tazmini istemiyle idareye yapılan başvurularda, süre kısıtlamalarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda son derece kritik bir hukuki çerçeve çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, mülke ulaşılamaması gibi süregelen nitelikteki müdahalelerde, idari başvuru süresinin olayın başladığı günden değil, müdahalenin eylemli olarak kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerektiğini vurgulamıştır. Sürenin katı ve şekilci bir şekilde yorumlanması, bireylerin yasal tazminat hakkından yararlanmasını fiilen imkânsız hâle getirmekte ve mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını zedelemektedir.

Öte yandan karar, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında yeni yasal düzenlemelerin pratikteki yansımasını göstermesi bakımından da güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır. Kanun'da yapılan son değişiklikler doğrultusunda, makul süre şikâyetlerinin öncelikle Tazminat Komisyonuna yöneltilmesi gerektiği net bir biçimde ifade edilmiştir. Bu özel yol tüketilmeden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmasının ikincillik ilkesine aykırı olduğu bir kez daha içtihat edilmiş olup, uzun yargılama sürelerinden şikâyetçi olan vatandaşların izlemesi gereken idari hukuki rota kesin olarak netleştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, terör olayları ve güvenlik önlemleri nedeniyle sahip oldukları mülklerine uzun süre boyunca ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlarının tazmin edilmesi amacıyla ilgili Zarar Tespit Komisyonuna resmi başvuruda bulunmuştur. Ancak komisyon ve ardından süreci inceleyen idari yargı mahkemeleri, başvurucuların tazminat taleplerini yasal başvuru sürelerinin aşıldığı gerekçesiyle kesin olarak reddetmiştir. Mahkemeler, hak düşürücü süreyi zarara yol açan olayın başlangıç tarihinden itibaren hesaplamış ve başvuruların süresi içinde yapılmadığına kanaat getirmiştir. Ayrıca başvurucular, söz konusu idari ve yargısal süreçlerin gereğinden çok daha uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma haklarının zedelendiğini ileri sürmüştür. Bu doğrultuda, idarenin ve mahkemelerin başvuru sürelerine ilişkin katı yorumları yüzünden mağduriyetleri giderilemeyen başvurucular, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruyu değerlendirirken öncelikle 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümlerini ele almıştır. Özellikle bu Kanun'un başvuru sürelerini ve usullerini düzenleyen 5233 sayılı Kanun m. 6 hükmünün, mülke ulaşılamaması gibi süregelen eylemler bakımından nasıl yorumlanması gerektiği üzerinde titizlikle durulmuştur. Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, idarenin süreklilik arz eden eylemlerinden kaynaklanan zararlarda başvuru süresi, zarar doğurucu eylemin sona erdiği veya müdahalenin tamamen kesildiği tarihten itibaren işlemelidir. Aksi yöndeki katı bir yorum, mağdurların her gün yeniden komisyona başvurmasını gerektirecek ve yasal hakkın fiilen kullanımını imkânsız hâle getirecektir. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunabilmesi için, Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının da işlevsel ve vatandaş için ulaşılabilir olması zorunludur. Mahkemelerce yapılan aşırı şekilci usul yorumları, hakkın özünü telafisi imkansız şekilde zedelemektedir.

Bunun yanında, yargılamanın uzun sürmesi iddiaları bakımından 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri dikkate alınmıştır. Yakın zamanda 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerle 6384 sayılı Kanun m. 5/A ve Geçici Madde 3 hükümleri hukuk sistemimize dâhil edilmiştir. Bu yasal düzenleme, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında, Anayasa Mahkemesinden önce Tazminat Komisyonuna başvurulmasını zorunlu kılan etkili ve hızlı bir idari çözüm yolu ihdas etmiştir. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereğince, Anayasa Mahkemesine gelmeden önce hukuk sisteminde var olan olağan başvuru yollarının usulünce ve eksiksiz tüketilmiş olması esastır. Yeni kurulan bu yasal mekanizma vatandaşlar açısından ulaşılabilir, başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip bir yol olarak değerlendirilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkı ve makul sürede yargılanma hakkı olmak üzere iki farklı temel boyutta incelemiştir. İlk olarak, başvurucuların mülklerine ulaşamamalarından kaynaklanan zararlarının tazmini istemiyle yaptıkları başvuruların idare ve mahkemeler tarafından süre yönünden reddedilmesi süreci değerlendirilmiştir. Mahkeme, mülke ulaşılamaması gibi uzun yıllar devam eden ve süreklilik arz eden müdahalelerde zarar konusu olayın başlangıcı için somut tek bir tarihin belirlenemeyeceğine dikkat çekmiştir. Bu nedenle, zararın telafisi için idari başvuru süresinin müdahalenin fiilen kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerekmektedir. Zarar Tespit Komisyonunun ve ardından dosyayı inceleyen yerel mahkemelerin, zarar doğurucu olayın âdeta her yıl kesintiye uğrayarak tekrarlandığını varsayarak süreyi geçmişe dönük hesaplaması, aşırı şekilci ve katı bir yorum olarak kabul edilmiştir. Yargı mercilerinin bu yaklaşımı, başvurucuların tazminat imkânından yararlanmasını fiilen imkânsız hâle getirmiş olup, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının bariz ihlaline neden olmuştur.

İkinci olarak, başvurucuların davanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaları incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, yakın zamanda yürürlüğe giren yasal değişiklikleri hatırlatarak, derdest olan veya yeni yapılacak makul süre şikâyetlerinde artık Tazminat Komisyonunun görevli kılındığını açıkça vurgulamıştır. İlgili komisyona başvuru imkânının bulunması, mağdurlar için ulaşılabilir ve yeterli giderim sunan son derece etkili bir idari yol teşkil etmektedir. Bu nedenle, başvurucuların söz konusu yeni idari ve hukuki yolu tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesinden talepte bulunmaları, bireysel başvurunun anayasal temellerinden olan ikincilliği ilkesine aykırı bulunmuş ve bu iddia başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle esastan incelenmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasının ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğu yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: