Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Mustafa Tekin ve Diğerleri Kararı 2023/23433 B.

Anayasa Mahkemesi Mustafa Tekin ve Diğerleri Kararı 2023/23433 B.

Bu karar, terör ve terörle mücadele kapsamında mülke ulaşılamamasından kaynaklanan zararların tazmini istemiyle idareye yapılan başvurularda, süre kısıtlamalarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda son derece kritik bir hukuki çerçeve çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, mülke ulaşılamaması gibi süregelen nitelikteki müdahalelerde, idari başvuru süresinin olayın başladığı günden değil, müdahalenin eylemli olarak kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerektiğini vurgulamıştır. Sürenin katı ve şekilci bir şekilde yorumlanması, bireylerin yasal tazminat hakkından yararlanmasını fiilen imkânsız hâle getirmekte ve mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını zedelemektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2023/23433
Karar Tarihi 27.11.2024
Taraf Mustafa Tekin ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Süregelen müdahalelerde zarar için somut tarih belirlenemez.
  • gavel Başvuru süresi müdahalenin kesildiği tarihten başlatılmalıdır.
  • gavel Zarar tespit komisyonuna başvuru süresi dar yorumlanamaz.
  • gavel Makul süre şikayetlerinde tazminat komisyonuna başvurulması zorunludur.

Bu karar, terör ve terörle mücadele kapsamında mülke ulaşılamamasından kaynaklanan zararların tazmini istemiyle idareye yapılan başvurularda, süre kısıtlamalarının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda son derece kritik bir hukuki çerçeve çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, mülke ulaşılamaması gibi süregelen nitelikteki müdahalelerde, idari başvuru süresinin olayın başladığı günden değil, müdahalenin eylemli olarak kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerektiğini vurgulamıştır. Sürenin katı ve şekilci bir şekilde yorumlanması, bireylerin yasal tazminat hakkından yararlanmasını fiilen imkânsız hâle getirmekte ve mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını zedelemektedir.

Öte yandan karar, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında yeni yasal düzenlemelerin pratikteki yansımasını göstermesi bakımından da güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır. Kanun'da yapılan son değişiklikler doğrultusunda, makul süre şikâyetlerinin öncelikle Tazminat Komisyonuna yöneltilmesi gerektiği net bir biçimde ifade edilmiştir. Bu özel yol tüketilmeden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmasının ikincillik ilkesine aykırı olduğu bir kez daha içtihat edilmiş olup, uzun yargılama sürelerinden şikâyetçi olan vatandaşların izlemesi gereken idari hukuki rota kesin olarak netleştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, terör olayları ve güvenlik önlemleri nedeniyle sahip oldukları mülklerine uzun süre boyunca ulaşamamalarından kaynaklanan maddi zararlarının tazmin edilmesi amacıyla ilgili Zarar Tespit Komisyonuna resmi başvuruda bulunmuştur. Ancak komisyon ve ardından süreci inceleyen idari yargı mahkemeleri, başvurucuların tazminat taleplerini yasal başvuru sürelerinin aşıldığı gerekçesiyle kesin olarak reddetmiştir. Mahkemeler, hak düşürücü süreyi zarara yol açan olayın başlangıç tarihinden itibaren hesaplamış ve başvuruların süresi içinde yapılmadığına kanaat getirmiştir. Ayrıca başvurucular, söz konusu idari ve yargısal süreçlerin gereğinden çok daha uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma haklarının zedelendiğini ileri sürmüştür. Bu doğrultuda, idarenin ve mahkemelerin başvuru sürelerine ilişkin katı yorumları yüzünden mağduriyetleri giderilemeyen başvurucular, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruyu değerlendirirken öncelikle 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümlerini ele almıştır. Özellikle bu Kanun'un başvuru sürelerini ve usullerini düzenleyen 5233 sayılı Kanun m. 6 hükmünün, mülke ulaşılamaması gibi süregelen eylemler bakımından nasıl yorumlanması gerektiği üzerinde titizlikle durulmuştur. Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, idarenin süreklilik arz eden eylemlerinden kaynaklanan zararlarda başvuru süresi, zarar doğurucu eylemin sona erdiği veya müdahalenin tamamen kesildiği tarihten itibaren işlemelidir. Aksi yöndeki katı bir yorum, mağdurların her gün yeniden komisyona başvurmasını gerektirecek ve yasal hakkın fiilen kullanımını imkânsız hâle getirecektir. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunabilmesi için, Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının da işlevsel ve vatandaş için ulaşılabilir olması zorunludur. Mahkemelerce yapılan aşırı şekilci usul yorumları, hakkın özünü telafisi imkansız şekilde zedelemektedir.

Bunun yanında, yargılamanın uzun sürmesi iddiaları bakımından 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri dikkate alınmıştır. Yakın zamanda 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerle 6384 sayılı Kanun m. 5/A ve Geçici Madde 3 hükümleri hukuk sistemimize dâhil edilmiştir. Bu yasal düzenleme, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında, Anayasa Mahkemesinden önce Tazminat Komisyonuna başvurulmasını zorunlu kılan etkili ve hızlı bir idari çözüm yolu ihdas etmiştir. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereğince, Anayasa Mahkemesine gelmeden önce hukuk sisteminde var olan olağan başvuru yollarının usulünce ve eksiksiz tüketilmiş olması esastır. Yeni kurulan bu yasal mekanizma vatandaşlar açısından ulaşılabilir, başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip bir yol olarak değerlendirilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkı ve makul sürede yargılanma hakkı olmak üzere iki farklı temel boyutta incelemiştir. İlk olarak, başvurucuların mülklerine ulaşamamalarından kaynaklanan zararlarının tazmini istemiyle yaptıkları başvuruların idare ve mahkemeler tarafından süre yönünden reddedilmesi süreci değerlendirilmiştir. Mahkeme, mülke ulaşılamaması gibi uzun yıllar devam eden ve süreklilik arz eden müdahalelerde zarar konusu olayın başlangıcı için somut tek bir tarihin belirlenemeyeceğine dikkat çekmiştir. Bu nedenle, zararın telafisi için idari başvuru süresinin müdahalenin fiilen kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerekmektedir. Zarar Tespit Komisyonunun ve ardından dosyayı inceleyen yerel mahkemelerin, zarar doğurucu olayın âdeta her yıl kesintiye uğrayarak tekrarlandığını varsayarak süreyi geçmişe dönük hesaplaması, aşırı şekilci ve katı bir yorum olarak kabul edilmiştir. Yargı mercilerinin bu yaklaşımı, başvurucuların tazminat imkânından yararlanmasını fiilen imkânsız hâle getirmiş olup, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının bariz ihlaline neden olmuştur.

İkinci olarak, başvurucuların davanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiaları incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, yakın zamanda yürürlüğe giren yasal değişiklikleri hatırlatarak, derdest olan veya yeni yapılacak makul süre şikâyetlerinde artık Tazminat Komisyonunun görevli kılındığını açıkça vurgulamıştır. İlgili komisyona başvuru imkânının bulunması, mağdurlar için ulaşılabilir ve yeterli giderim sunan son derece etkili bir idari yol teşkil etmektedir. Bu nedenle, başvurucuların söz konusu yeni idari ve hukuki yolu tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesinden talepte bulunmaları, bireysel başvurunun anayasal temellerinden olan ikincilliği ilkesine aykırı bulunmuş ve bu iddia başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle esastan incelenmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasının ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğu yönünde karar vermiştir.

Yıllardır terör yüzünden tarlama giremiyorum, tazminat sürem ne zaman başlar? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, mülke ulaşılamaması gibi sürekli devam eden durumlarda zarar tespit komisyonuna başvuru süreniz, engelin fiilen kalktığı ve müdahalenin kesildiği tarihten itibaren başlar. İdare ve mahkemelerin bu süreyi olayın ilk başladığı tarihten itibaren hesaplaması, mülkiyet ve etkili başvuru hakkınızın ihlali sayılmaktadır.
Komisyon tazminat talebimi süreyi aştım diye reddetti, bu karara itiraz edebilir miyim? expand_more
Evet, edebilirsiniz. Anayasa Mahkemesi, süreklilik arz eden ihlallerde başvuru sürelerinin idare ve yargı mercilerince dar ve şekilci bir şekilde yorumlanmasını hukuka aykırı bulmaktadır. Yüksek Mahkeme, bu katı yaklaşımın bireylerin yasal tazminat hakkından yararlanmasını fiilen imkânsız hâle getirdiğini ve etkili başvuru hakkını telafisi imkansız şekilde zedelediğini tespit etmiştir.
Davam çok uzun sürdü, mağdur oldum. Doğrudan AYM'ye başvuru yapabilir miyim? expand_more
Hayır, doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunamazsınız. Son yasal değişikliklerle birlikte, davanızın uzun sürmesinden (makul sürede yargılanma hakkı ihlali) kaynaklı şikâyetleriniz için öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurmanız zorunlu hâle getirilmiştir. Bu idari yol tüketilmeden Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular, ikincillik ilkesi ve başvuru yollarının tüketilmemesi nedenleriyle reddedilmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir