Anasayfa Karar Bülteni AYM | Metin Can Yılmaz | BN. 2021/63600

Karar Bülteni

AYM Metin Can Yılmaz BN. 2021/63600

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/63600
Karar Tarihi 03.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tutuklunun bilgiye erişim hakkı korunmalıdır.
  • İnternet erişimi kısıtlaması gerekçeli olmalıdır.
  • Geniş takdir yetkisi keyfî kullanılamaz.
  • İfade özgürlüğü mahpuslar için de geçerlidir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutuklu veya hükümlü olarak bulunan kişilerin dış dünyayla iletişim kurma ve özellikle temel hukuki bilgi kaynaklarına erişim hakları bağlamında son derece önemli bir adımdır. Anayasa Mahkemesi, mahpusların eğitim ve iyileştirme faaliyetleri kapsamında internete erişim haklarının, idare tarafından katı ve şekilci bir yaklaşımla değil; mahpusun kişisel gelişimi, mesleki durumu ve somut hukuki ihtiyaçları gözetilerek esnek biçimde değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. İnternet erişimine getirilen kısıtlamaların matbu ve soyut gerekçelerle haklı kılınamayacağı, kararların mutlaka bireyselleştirilmiş ve ikna edici nedenlere dayanması gerektiği vurgulanmıştır.

Benzer uyuşmazlıklardaki emsal etkisi düşünüldüğünde, bu karar cezaevi idareleri ve infaz hâkimlikleri için yön gösterici, temel bir rehber niteliğindedir. Mahpusların özellikle kendi davalarıyla ilgili savunma yapabilmek adına hukuki bilgi kaynaklarına erişim taleplerinin doğrudan altyapı yokluğu veya aktif eğitim programı bulunmaması gibi toptancı gerekçelerle reddedilmesi artık hukuka aykırı kabul edilecektir. Hukuk uygulamasında, mahkemelerin itiraz mercileri olarak verdikleri kararlarda, tutukluların iddia ve itirazlarını titizlikle incelemesi ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun adil bir denge kurması gerektiği bu kararla bir kez daha güçlü bir biçimde perçinlenmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Olay, Sincan 2 No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan ve daha önce bir üniversitede insan hakları hukuku alanında araştırma görevlisi olarak çalışan başvurucunun, hakkındaki yargısal süreçler için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlar bilgi bankasına internet üzerinden erişim izni istemesiyle başlamıştır. Cezaevi idaresi bu talebi reddetmiş, ancak infaz hâkimliği başvurucunun mesleki durumu ve sitelerin niteliğini dikkate alarak erişim izni vermiştir. Savcılığın bu izne itiraz etmesi üzerine ağır ceza mahkemesi, başvurucunun talebini somut hiçbir gerekçe göstermeksizin tamamen reddetmiş ve verilen izni kaldırmıştır. Başvurucu, savunmasını hazırlayabilmesi için hayati önem taşıyan bu sitelere erişiminin keyfî şekilde engellendiğini, bu nedenle hak arama ve bilgiye ulaşma hürriyetinin kısıtlandığını belirterek yargı yoluna başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü ile haber ve fikir alma hürriyeti ilkelerine dayanmıştır. Herkes gibi tutuklu ve hükümlülerin de Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak koruma alanındaki temel haklardan kural olarak yararlanacağı, ifade özgürlüğünün cezaevi şartlarında da geçerli olduğu belirtilmiştir. Mahpusların temel haklarına yönelik sınırlandırmalar ancak ceza infaz kurumunda güvenliğin ve düzenin korunması, suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi kabul edilebilir gerekliliklerin zorunlu kıldığı ölçüde mümkündür.

Müdahalenin kanuni dayanağını 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.67 oluşturmaktadır. İlgili kuralın üçüncü fıkrası, mahpuslara eğitim ve iyileştirme faaliyetleri kapsamında olmak kaydıyla ve idarenin denetimi altında internetten yararlanma olanağı sunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarının güvenlik ve düzeni sağlama amacıyla mahpusların sahip olduğu hakları sınırlayabileceğini ve kendi bünyelerindeki teknik araçların kullanımı konusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu içtihatlarında kabul etmektedir. Anayasa veya kanunlar, mahpuslara diledikleri her türlü iletişim aracını doğrudan sağlama yükümlülüğü getirmemektedir.

Bununla birlikte, yerleşik içtihat prensipleri gereğince, ceza infaz kurumlarının belirli bir bilgiye erişim aracına getirdiği kısıtlamalar tamamen idarenin denetimsiz bir alanında kalamaz. İdarenin ve derece mahkemelerinin, teknik araçlara getirilen kısıtlamaların kurumun asayişi ve güvenliği için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığını detaylıca incelemesi şarttır. Takdir yetkisi meşru bir temeli olmaksızın, ayrımcı, öngörülemez veya keyfî biçimde kullanılamaz. İfade özgürlüğüne yönelik müdahalelerde, iddia ve savunmaların bireyselleştirilmiş, somut ve yeterli gerekçelerle karşılanması esastır. Kanunların yorumlanırken hakkın özünü zedelemeyecek ve ölçülülük ilkesine riayet edilecek bir yaklaşım sergilenmesi demokratik hukuk devletinin asli gerekliliklerindendir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken başvurucunun ihraç edilmeden önce insan hakları hukuku alanında araştırma görevlisi olması ve doğrudan kendi hukuki süreçleri için Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlar bilgi bankasına erişim ihtiyacı duyması hususlarını dikkate almıştır. İnfaz Hâkimliği, bu sitelerin salt hukuki metin barındıran niteliğini gözeterek erişim talebini eğitim ve iyileştirme amaçları kapsamında değerlendirmiş ve haklı bulmuştur. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin benzer konudaki yerleşik içtihatları da hukuki bilgi kaynaklarına erişimin bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini doğrudan desteklemektedir.

Buna karşın itiraz mercii olan ağır ceza mahkemesi, Cumhuriyet savcısının ileri sürdüğü altyapı eksikliği veya aktif eğitim programı olmaması gibi genel ve soyut gerekçelere dayanarak, başvurucunun durumunu bireyselleştirmeden talebi kesin olarak reddetmiştir. Üstelik savcılığın itiraz nedenleri başvurucuya tebliğ edilmemiş, bu usuli eksiklik başvurucunun kararın gerekçesini anlamasını ve etkin bir savunma geliştirmesini derinden engellemiştir.

Ağır ceza mahkemesinin kararında, başvurucunun mesleki uzmanlığı ve erişmek istediği sitelerin yalnızca hukuki metinlerden oluştuğu gerçeği bütünüyle göz ardı edilmiştir. Söz konusu resmî sitelere erişim sağlanmasının ceza infaz kurumunun güvenlik ve düzenini somut olarak nasıl tehlikeye düşüreceğine dair hiçbir ikna edici değerlendirme yapılmamıştır. Mahkemenin, kanunun amacını aşacak şekilde dar ve şekilci bir yorumla, başvurucuya özgü fiilî durumları tartışmadan verdiği bu ret kararı, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamaktan oldukça uzaktır. Gerekçesiz ve orantısız bir şekilde uygulanan bu kısıtlama, bilgiye erişim hakkını dolayısıyla ifade özgürlüğünü hukuka aykırı biçimde daraltmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: