Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mücahit Çelik | BN. 2021/34057

Karar Bülteni

AYM Mücahit Çelik BN. 2021/34057

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/34057
Karar Tarihi 31.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tutukluların yayınlara erişim hakkı soyut gerekçelerle kısıtlanamaz.
  • Yayınevi değişikliği bir yayını kendiliğinden yasaklı hale getirmez.
  • Kurum güvenliği tehlikesi somut ve ikna edici gerekçelendirilmelidir.
  • İfade özgürlüğüne müdahale demokratik toplum gereklerine uygun olmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutuklu ve hükümlü olarak bulunan kişilerin ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı bağlamında hukuken son derece kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mahpuslara posta yoluyla gönderilen yayınların salt yayınevi farklılığı gibi şekli ve yetersiz gerekçelerle engellenmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir. Karar, cezaevi idarelerinin ve bu kararları denetleyen derece mahkemelerinin yasaklama veya el koyma işlemlerini tesis ederken otomatik ve şablon gerekçeler kullanmak yerine, somut tehlikeleri açıkça ortaya koyan çok daha detaylı ve titiz bir değerlendirme yapmaları gerektiğini net bir şekilde vurgulamaktadır.

Uygulamada, cezaevlerine dışarıdan gönderilen kitap, dergi ve benzeri yayınların mahpuslara tesliminde idarelerin zaman zaman oldukça geniş bir takdir yetkisi kullandığı ve soyut güvenlik gerekçeleriyle keyfi sayılabilecek kısıtlamalara gittiği bilinmektedir. Bu emsal niteliğindeki karar, kurum güvenliğini bozduğu veya örgütsel haberleşme aracı olarak kullanıldığı iddia edilen tüm yayınlar için mahkemelerin yüzeysel incelemelerden kaçınmasını zorunlu kılmaktadır. Mahkemelerin sadece genel geçer terör bağlantısı veya soyut disiplin kaygılarına dayanarak yayınların mahpuslara ulaşmasını engellemesi artık Anayasa Mahkemesi denetiminden dönmektedir. Bu yönüyle karar, hem cezaevi idareleri hem de infaz hakimlikleri için yayın kabul kriterlerinde temel hak ve özgürlükleri merkeze alan, orantılılık ilkesine uygun yepyeni bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine dair oldukça güçlü ve bağlayıcı bir içtihat oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla Amasya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucuya, dışarıdan posta yoluyla "İman ve Küfür Muvazeneleri Hidayet ve Dalaletmukayeseleri" isimli bir kitap gönderilmiştir. Ancak cezaevi eğitim kurulu, söz konusu kitabın yazarının eserleri üzerindeki yayın haklarının Diyanet İşleri Başkanlığına ait olduğu ve cezaevine gelen kitabın yayınevinin farklı olduğu gerekçesiyle bu yayının başvurucuya verilmemesine karar vermiştir.

Başvurucu, sadece yayınevi değişikliği nedeniyle bir kitabın kendisine verilmemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek idarenin bu kararına karşı infaz hakimliğine şikayet başvurusunda bulunmuştur. İnfaz Hakimliği, yasaklı yayınların cezaevlerinde örgütsel haberleşme aracı olarak kullanılabileceğini belirterek şikayeti reddetmiş, itirazı inceleyen ağır ceza mahkemesi de bu kararı kesin olarak onaylamıştır. Bunun üzerine başvurucu, kendisine gönderilen kitabın teslim edilmemesi sebebiyle haber ve fikir alma hürriyetinin, dolayısıyla ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ve bilgiye erişim hakkının demokratik toplum düzenindeki vazgeçilmez önemini vurgulamıştır. Kişilerin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi Anayasa güvencesi altındadır ve mahpuslar da kural olarak bu temel haklardan yararlanma ehliyetine sahiptir.

Mahkemenin uyuşmazlığa uyguladığı ve dayandığı temel kuralların başında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.62 gelmektedir. Bu kanun maddesine göre, mahkûm ve tutuklular, mahkemelerce yasaklanmamış olmak şartıyla süreli ve süresiz yayınlardan kendi bedellerini ödeyerek yararlanma hakkına sahiptir. Ancak anılan maddenin üçüncü fıkrası gereğince, kurum disiplinini, düzenini veya güvenliğini bozan ya da tehlikeye düşüren, mahpusların iyileştirilmesi amacına ulaşmayı zorlaştıran yayınların kuruma kabul edilmesi idarece engellenebilir.

Bununla birlikte, temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için söz konusu müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve mutlaka orantılı olması gerekir. Ceza infaz kurumu idarelerinin, mahpuslara gönderilen süreli ve süresiz yayınların 5275 sayılı Kanun m.62 kapsamında öngörülen koşulları sağlayıp sağlamadığını denetlerken, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında belirlenen ilkelere harfiyen uygun hareket etmesi zorunludur. Alınan kısıtlama kararlarının ve bu kararları onayan yargı mercilerinin hükümlerinin, yayının kurum güvenliğini somut olarak nasıl tehlikeye düşürdüğünü ilgili ve yeterli bir gerekçeyle açıklaması şarttır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayın özelliklerini incelerken başvurucuya gönderilen kitabın, sırf yayınevinin farklı olması gibi tamamen şekli bir gerekçeyle ceza infaz kurumu idaresi tarafından engellendiğini tespitilmiştir. İnfaz Hakimliği bu idari kararı onarken, yayınevi değişikliği gerekçesine ek olarak, yasaklı yayınların mahpuslar arasında örgütsel haberleşme aracı olarak kullanılabileceği şeklinde son derece soyut ve genel geçer bir gerekçeye daha dayanmıştır.

Ancak Mahkeme, söz konusu kitaptaki yayınevi değişikliğinin o kitabı nasıl otomatik olarak yasaklı hale getirdiği veya kurum disiplinini, düzenini ve güvenliğini somut olarak nasıl bozduğu ya da tehlikeye düşürdüğü konusunda idare ve derece mahkemelerince hiçbir somut tespit veya değerlendirme yapılmadığını açıkça vurgulamıştır. Ortada 5275 sayılı Kanun m.62 kapsamında yapılmış, yayının içeriğine veya kurum güvenliğine etkisine dair yeterli ve geçerli bir adli inceleme bulunmamaktadır.

Kararda, derece mahkemelerinin süreli ve süresiz yayınların mahpuslara verilmesine yönelik olarak kanuni şartları ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarını dikkate almadığı, başvurucunun şikayetini yalnızca yayınevi farklılığına dayanan yetersiz bir nedenle reddettiği belirtilmiştir. İlgili kitabın başvurucuya verilmemesinin demokratik bir toplumda neden zorunlu ve gerekli olduğu, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle hiçbir aşamada ortaya konulamamıştır. Ayrıca, yayınevi farkının örgütsel haberleşme riskiyle nasıl somut bir bağlantısı olduğu da idari veya yargısal süreçte açıklanmamıştır. Tüm bu hukuki eksiklikler, başvurucunun bilgiye ve fikirlere erişim hakkına yapılan söz konusu müdahalenin ölçüsüz ve gerekçesiz olduğunu açıkça göstermektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: