Karar Bülteni
AYM S.G. ve Diğerleri BN. 2021/60720
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/60720 |
| Karar Tarihi | 30.10.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Tıbbi müdahalelerde aydınlatılmış onam alınması zorunludur.
- Bilirkişi raporlarına yönelik esaslı itirazlar mahkemelerce karşılanmalıdır.
- Tıbbi ihmal iddialarında derinlik ve özenle inceleme yapılmalıdır.
- Hizmet kusurunda hükmedilen manevi tazminat zararla orantılı olmalıdır.
Anayasa Mahkemesinin bu kararı, tıbbi uygulama hatalarına (malpraktis) dayalı idari yargı süreçlerinde mahkemelerin inceleme yükümlülüklerinin sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Karar, hastanın tıbbi müdahale öncesinde riskler hakkında bilgilendirilerek rızasının alınmamasının doğrudan hizmet kusuru doğurabileceğini ve salt komplikasyon savunmasının idareyi sorumluluktan kurtarmaya yetmeyeceğini göstermektedir. Ayrıca, bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilmesi için tarafların bu raporlara yönelttiği esaslı ve teknik itirazların yargı mercilerince mutlaka tartışılması ve makul bir gerekçeyle karşılanması gerektiği vurgulanmıştır.
Emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle aydınlatılmış onam eksikliğinin tespit edildiği durumlarda, idari yargı mercilerince belirlenecek manevi tazminat miktarlarının, hastanın yaşı, maruz kaldığı kalıcı hasar ve ailenin yaşadığı yıpranma gibi somut olayın özellikleriyle orantılı olması gerektiğini emretmektedir. Uygulamada idare mahkemelerinin, eksik veya çelişkili bilirkişi raporlarına dayanarak maddi tazminat taleplerini reddetmesi ve aydınlatılmış onam eksikliği için düşük manevi tazminatlara hükmetmesi eğiliminin önüne geçilmesi açısından bu karar, sağlık hukuku ve idare hukuku uygulayıcıları için temel bir rehber niteliğindedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, soğuk algınlığı şikayetiyle devlet hastanesine götürdükleri sekiz yaşındaki çocuklarına stajyer hemşire tarafından yapılan iğne (enjeksiyon) sonucu çocuğun sağ bacağında kalıcı sinir hasarı (siyatik sinir lezyonu) oluştuğunu iddia ederek idareye karşı tam yargı (maddi ve manevi tazminat) davası açmıştır. Aile, bu hatalı tıbbi müdahale nedeniyle çocuklarında kalıcı işgücü kaybı (%14) doğduğunu, aylarca fizik tedavi görmek zorunda kaldıklarını ve iğnenin olası riskleri hakkında kendilerinden hiçbir rıza (onam) alınmadığını belirterek toplam 14.523,83 TL maddi ve 100.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak olayı "beklenen bir yan etki (komplikasyon)" saymış ve maddi tazminat talebini reddetmiştir. Ancak aydınlatılmış onam alınmadığı gerekçesiyle idarenin kusurlu olduğunu belirterek aileye toplam 40.000 TL manevi tazminat verilmesine hükmetmiştir. Başvurucular, maddi tazminatın reddedilmesini ve hükmedilen manevi tazminat miktarını yetersiz bularak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17 kapsamında koruma altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkı çerçevesinde ele almıştır. Devletin bu hak bağlamındaki pozitif yükümlülüğü, sağlık alanında yürütülen faaliyetleri de kapsamakta olup, kişilerin tıbbi müdahaleler nedeniyle zarar görmelerini önleyecek ve zararların giderilmesini sağlayacak etkili bir idari ve yargısal sistemin kurulmasını emreder. Tıbbi ihmal iddialarının incelendiği tam yargı davalarında yargı mercileri, Anayasa m. 17 uyarınca makul derecede dikkatli ve özenli bir inceleme yapmakla yükümlüdür.
Yerleşik tıbbi ve hukuki içtihat prensiplerine göre, istisnai acil haller dışında herhangi bir tıbbi müdahalenin gerçekleştirilebilmesi, ilgili kişinin veya kanuni temsilcilerinin tam olarak bilgilendirilip rızasının (aydınlatılmış onam) alınmasına bağlıdır. Hastalara uygulanması planlanan tedavi ve bu tedavinin olası yan etkileri (komplikasyonları) ile riskleri hakkında önceden açık, anlaşılır bir biçimde bilgi verilmesi zorunludur. Aydınlatılmış onamın alınmamış olması, tıbbi müdahaleyi hukuka aykırı hale getiren ve tek başına tazminat sorumluluğu doğuran bir hizmet kusurudur.
Ayrıca, yargı mercilerinin uyuşmazlığı çözerken başvurdukları bilirkişi raporları, tarafların davaya etkili olan esaslı iddia ve itirazlarını karşılayacak bilimsel yeterlilikte olmalıdır. Şayet taraflar raporun içeriğine dair somut ve teknik çelişkiler ileri sürmüşse, mahkemeler bu iddiaları aydınlatmak, ek rapor almak veya kendi kararlarında tatminkar bir gerekçeyle tartışmak zorundadır. Aksi takdirde, eksik incelemeye dayalı olarak verilen yargı kararları, devletin vatandaşların beden bütünlüğünü koruma ve zararlarını etkili şekilde tazmin etme yükümlülüğünün ihlali anlamına gelecektir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların iddialarını ve derece mahkemelerinin yargılama sürecini detaylı bir biçimde inceleyerek önemli tespitlerde bulunmuştur. Olayda sekiz yaşındaki birinci başvurucuya yapılan kas içi enjeksiyon sonrasında kalıcı siyatik sinir hasarı oluşmuş ve Adli Tıp Kurumu (ATK) bu durumu bir komplikasyon olarak nitelendirerek idareye kusur atfetmemiştir. Ancak başvurucular; çocuğun yaşına uygun iğne ucunun kullanılıp kullanılmadığı, enjeksiyonun açısı, enjekte edilen ilaç miktarı ve işlemin çocuklarda yaratabileceği özel risklerin ATK raporunda hiç tartışılmadığını ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin bu çok temel ve teknik itirazları hiçbir şekilde karşılamadan, doğrudan mevcut ATK raporuna dayanarak maddi tazminat talebini reddetmesini eksik inceleme olarak değerlendirmiş ve uyuşmazlığın çözümü için esaslı olan iddiaların özenle incelenmediğini tespit etmiştir.
Ayrıca, enjeksiyonun yetkili bir hemşire gözetiminde yapıldığına dair tutanağın olaydan yaklaşık bir ay sonra düzenlenmiş olmasının organizasyon hatasına işaret ettiği yönündeki ailenin itirazları da yargı makamlarınca cevapsız bırakılmıştır.
Diğer yandan, mahkemenin tıbbi müdahale öncesinde aydınlatılmış onam (rıza) alınmadığını tespit etmesine rağmen maddi tazminatı reddetmesi ve sadece 40.000 TL manevi tazminata hükmetmesi yetersiz bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, henüz sekiz yaşındaki bir çocuğun hayatı boyunca engelli kalması, ailenin tedavi sürecinde yaşadığı ağır psikolojik yıpranma ve olayın günlük yaşama etkileri dikkate alındığında, hükmedilen manevi tazminat tutarının oluşan manevi zararı hafifletmekten uzak ve açıkça orantısız olduğuna karar vermiştir. Hastane personelinin aydınlatılmış onam almamasının açık bir organizasyon kusuru olduğu saptanmışken, bu zararların makul ve tatminkar düzeyde giderilmemesi devletin koruma yükümlülüğüne aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığa dair esaslı itirazların mahkemelerce karşılanmaması ve hükmedilen manevi tazminatın yetersiz kalması nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.