Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 12. Daire | 2019/1202 E. | 2022/3870 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 12. Daire 2019/1202 E. 2022/3870 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 12. Daire
Esas No 2019/1202
Karar No 2022/3870
Karar Tarihi 16.06.2022
Dava Türü İptal Davası
Karar Sonucu Kısmen İptal / Kısmen Ret
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Teşvik ödemelerinde objektif performans kriterleri aranmalıdır.
  • Hastalık izni performansı düşüren bir ölçüt olamaz.
  • Disiplin cezası doğrudan teşvik ikramiyesini kesemez.
  • Performans değerlendirmesinde hizmetin verimliliği gözetilmelidir.

Bu karar, idare hukukunda kamu görevlilerine ödenecek teşvik ikramiyeleri ve performans değerlendirme kriterlerinin sınırlarını net bir biçimde çizmesi açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Sözleşmeli sanatçılara verilen teşvik ikramiyesinin mutlak ve düzenli bir maaş ödemesi niteliğinde olmadığı, emsallerine göre üstün gayret gösteren personeli ödüllendirme amacı taşıdığı tespiti yapılmıştır. Ancak idarenin bu ödüllendirmeyi yaparken kullanacağı performans ölçütlerinin nesnel, ölçülebilir ve hizmetin doğasına uygun olması gerektiği vurgulanmıştır.

Kararın emsal etkisi, özellikle hastalık izni ve disiplin cezalarının performans değerlendirmesine doğrudan olumsuz bir kriter olarak yansıtılamayacağı yönündeki tespitlerinde ortaya çıkmaktadır. Hastalık ve refakat izninin öngörülemez ve çalışanın kontrolü dışında gelişen durumlar olduğu, dolayısıyla verimlilik ölçütü olarak kullanılamayacağı içtihat altına alınmıştır.

Uygulamadaki önemi bakımından bu iptal kararı, idarelerin performans değerlendirme sistemlerini kurgularken disiplin hukuku ile ödüllendirme sistemlerini birbirine karıştırmaması gerektiğini göstermektedir. Bir kamu görevlisinin disiplin cezası alması, doğrudan doğruya o personelin sanatsal veya mesleki performansının yetersiz olduğu anlamına gelmeyecektir. Bu yönüyle karar, idarenin takdir yetkisinin keyfiliğe dönüşmesini engelleyen ve sözleşmeli personelin mali haklarını güvence altına alan güçlü bir yargısal denetim örneğidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü bünyesinde koro, orkestra ve topluluklarda sözleşmeli olarak çalışan sanatçıların performans değerlendirmelerine ve teşvik ikramiyelerine ilişkindir. Davacı sendika, Kültür ve Turizm Bakanlığına karşı açtığı davada, Bakanlık tarafından 2017 yılında yürürlüğe konulan "İcra Performans Değerlendirmesine İlişkin Usul ve Esaslar" ile bu esaslara bağlı değerlendirme kriterleri ve cetvellerinin iptalini talep etmiştir.

Sendika, söz konusu düzenlemenin objektif olmadığını, senfoni orkestralarının muaf tutulmasının eşitliğe aykırı olduğunu, bu durumun keyfi uygulamalara ve personelin moralinin bozularak haksız tutumlara ve mobbinge zemin hazırlayacağını iddia etmiştir. Dava, teşvik ikramiyesinin ödenmesinde disiplin cezası alanların ve belli bir sürenin üzerinde hastalık izni kullananların cezalandırılması veya kapsam dışı bırakılması gibi kriterlerin bütünüyle hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle açılmış ve ilgili idari işlemlerin iptal edilmesi mahkemeden talep edilmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay, uyuşmazlığı çözerken 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu Ek Geçici m. 16 ve bu maddeye dayanılarak Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Devlet Sanatçıları ve Sanatçıların Sözleşmeli Olarak Çalıştırılmalarına Dair Esaslar hükümlerini dikkate almıştır. İlgili Esasların 9. maddesine göre, sözleşmeli çalışanlara yılda dört defa ikramiye ödenmekte; ayrıca olağanüstü gayret ve çalışmaları sonucunda emsallerine göre başarılı olanlara ilgili Bakanın onayı ile yılda iki defa teşvik ikramiyesi verilebilmektedir.

Teşvik ikramiyesinin temel amacı, kamu hizmetinin daha etkili ve verimli yürütülmesini sağlamak ve personeli bu amaca yönlendirmektir. Bu nedenle teşvik ikramiyesi, normal maaş veya olağan ikramiye gibi her şartta ödenmesi gereken mutlak bir hak değildir. İdarenin bu ödemeyi kime yapacağını belirlerken takdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak idare hukukunun evrensel ilkeleri gereği, idarenin takdir yetkisi mutlak ve sınırsız değildir; kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlıdır.

İdare, performansı ölçecek kriterleri belirlerken nesnel (objektif) ölçütler kullanmak zorundadır. Disiplin hukuku ile performans yönetimi birbirinden farklı kavramlardır. Bir kamu görevlisinin işlediği bir fiil nedeniyle disiplin cezası alması, doğrudan onun sanatsal performansının düşük olduğu veya verimsiz çalıştığı anlamına gelmez. Benzer şekilde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında tanınan sağlık ve mazeret izinleri, personelin elinde olmayan, öngörülemeyen sebeplerden kaynaklandığı için verimliliği ölçen bir performans kriteri olarak eksi puan şeklinde değerlendirilemez. Mahkeme, idarenin düzenleme yetkisini bu temel hukuk ilkeleri ve kanuni sınırlar çerçevesinde denetlemiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 12. Dairesi, dava konusu "Sanatsal Performans Değerlendirme Cetveli"ni ve ilgili esasları incelediğinde, düzenlemenin iki farklı yönünü birbirinden ayırmıştır. Öncelikle, personelin çalışma ve provalara devamı, sanatsal faaliyetlere katılım oranları ve bireysel sanatsal başarıları gibi ölçütlerin performans kriteri olarak belirlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. İdarenin, sanatçıların verimliliğini ölçmek için bu tür mesleki ve somut kriterler getirmesi, teşvik ikramiyesinin doğasına ve hizmetin gereklerine uygun bulunmuştur.

Ancak, değerlendirme cetvelinde yer alan ve disiplin cezası alan (uyarma, kınama, aylıktan kesme) personelin teşvik ikramiyesinin otomatik olarak belli oranlarda kesileceğini öngören kural hukuka aykırı bulunmuştur. Zira alınan disiplin cezasının, personelin doğrudan sanatsal performansını veya verimliliğini etkileyip etkilemediği değerlendirilmeden, salt disiplin cezası üzerinden teşvik kesintisi yapılması nesnel bir ölçüt olarak kabul edilemez.

Aynı şekilde, cetvelin "Değerlendirmeye Alınmayacaklar" bölümünde yer alan ve 20 günden fazla hastalık veya refakat izni kullanan personelin teşvik ikramiyesi sisteminin tamamen dışında bırakılmasını öngören kural da hukuka aykırı bulunmuştur. Sağlık izinleri, personelin kontrolü dışında gelişen, yasal bir mazeret durumudur ve öngörülebilir değildir. Bu nedenle hastalık izni kullanan bir personelin peşinen verimsiz kabul edilmesi ve teşvik sisteminden dışlanması hakkaniyete ve hukuka aykırı bulunmuştur. Hastalık izni kullanan personelin, çalıştığı günlerdeki performansı üzerinden bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, dava konusu düzenlemedeki hastalık izni ile disiplin cezalarına ilişkin kısımların iptali ve diğer sanatsal performans ölçütleri yönünden ise davanın reddi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: