Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 12. Daire | 2019/1308 E. | 2023/5446 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 12. Daire 2019/1308 E. 2023/5446 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 12. Daire
Esas No 2019/1308
Karar No 2023/5446
Karar Tarihi 31.10.2023
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Müstafi sayılma işlemlerinde devamsızlık tarihleri netleştirilmelidir.
  • Personelin sunduğu imza föyleri mahkemelerce incelenmelidir.
  • Tatil günleri izinsiz devamsızlık süresine dahil edilemez.
  • Eksik incelemeye dayalı verilen yargı kararları bozulur.

Bu karar, kamu kurumlarında memur statüsünde istihdam edilen personelin müstafi (görevden çekilmiş) sayılma işlemlerinde, idarenin dayandığı devamsızlık günlerinin mahkemelerce ne kadar titizlikle incelenmesi gerektiğini hukuken ortaya koymaktadır. Görev yeri değiştirilen personelin, yeni görevlendirme yerine gitmeyip eski görev yerinde imza föylerini imzalamaya devam etmesi ve devamsızlık sayılan tarihler içerisinde on günlük resmi tatillerin bulunması gibi somut itirazların, salt idarenin beyanlarına dayanılarak eksik inceleme ile geçiştirilemeyeceği vurgulanmıştır. İdarenin dayandığı devamsızlık tarihlerine karşılık personelin sunduğu karşı delillerin ve imza föylerinin, adil yargılanma hakkı kapsamında detaylı bir araştırmaya tabi tutulması gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi oldukça yüksektir; zira kamu idarelerinin, çalışanları hakkında tesis ettikleri görevden çekilmiş sayılma gibi ağır ve doğrudan iş akdini sonlandıran işlemlerde, dayandıkları kanıtları çok sağlam temellere oturtmaları gerektiği yönünde bağlayıcı bir standart getirmektedir. Uygulamadaki önemi ise, idari yargı mercilerinin uyuşmazlıkları çözerken "re'sen araştırma ilkesi" gereğince sadece idarenin sunduğu tek taraflı tutanaklarla yetinmemesi, davacının sunduğu delilleri de çapraz denetime tabi tutması ve maddi gerçeği tam olarak aydınlatmadan hüküm kurmasının mutlak bir bozma sebebi sayılacağı yönündeki net duruşundan kaynaklanmaktadır. Bu içtihat sayesinde kamu görevlilerinin keyfi, eksik veya hatalı devamsızlık hesaplamalarıyla haksız yere işten çıkarılmalarının etkin bir şekilde önüne geçilmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT) Antalya Müdürlüğü bünyesinde tekniker olarak çalışan davacı, kurumu tarafından Çekim Platosu Destek ve Eğitim Tesislerine görevlendirilmiş, ancak bu görevlendirmeyi kabul etmediğini şerh düşerek tebellüğ etmiş ve yeni görev yerine gitmeyip eski görev yerinde imza atmaya devam etmiştir. TRT Kurumu, personelin çeşitli tarihlerde mazeretsiz ve izinsiz olarak yeni görev yerine gelmediğini iddia ederek hakkında peş peşe devamsızlık tutanakları tutmuş ve nihayetinde kurum yönetmeliği uyarınca davacının on günden fazla devamsızlık yaptığı gerekçesiyle görevinden çekilmiş (müstafi) sayılarak sözleşmesinin feshedilmesine karar vermiştir.

Davacı personel ise aslen devamsızlık yapmadığını, eski görev yerindeki imza föylerini her gün düzenli olarak imzaladığını, devamsızlık sayılan günlerin bir kısmının Kurban Bayramı tatiline ve yasal yıllık iznine denk geldiğini, kendisine idare tarafından mobbing uygulandığını ve tutanakların gerçeği yansıtmadığını ileri sürmektedir. Bu gerekçelerle, sözleşmesinin feshine ve memuriyetten çekilmiş sayılmasına yönelik idari işlemin iptali talebiyle dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kuralı, Türkiye Radyo - Televizyon Kurumunda Memur Statüsünde İstihdam Edilen Personel Yönetmeliği m.90 ve m.91 hükümleridir. İlgili yönetmeliğin "Personelin Kurumla İlişiğinin Kesilmesi" başlıklı 90. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, memurluktan çekilen veya çekilmiş sayılan personelin kurum ile ilişiğinin kesileceği açıkça düzenlenmiştir.

Aynı Yönetmeliğin "Memurluktan çekilme ya da çekilmiş sayılma" başlıklı 91. maddesinin ikinci fıkrası ise, atanma şartlarına uymayan veya kesintisiz olarak on gün boyunca görevini terk eden veyahut izninin bitiminden itibaren geçerli ve kabul edilebilir bir mazerete dayanmaksızın on gün içinde görevine dönmeyen personelin memurluktan çekilmiş (müstafi) sayılacağını kurala bağlamıştır.

Bu düzenlemeler uyarınca, bir kamu görevlisinin müstafi sayılabilmesi için fiili devamsızlık durumunun kesintisiz olması, kanunda belirtilen süreyi aşması ve bu devamsızlığın hukuken geçerli bir mazerete dayanmaması gerekmektedir. İdari yargılama hukukunun en temel prensiplerinden olan "re'sen araştırma ilkesi" (İdari Yargılama Usulü Kanunu m. 20) gereğince, idare mahkemelerinin uyuşmazlığa konu maddi olayları tam olarak aydınlatmak, tarafların sunduğu tüm delilleri, özellikle mesai devam çizelgeleri ve imza föylerini eksiksiz olarak incelemek yükümlülüğü bulunmaktadır. Eksik tahkikata dayalı olarak tesis edilen idari yargı kararları, adil yargılanma hakkı ve hukuki güvenlik ilkeleriyle bağdaşmayacağından, uyuşmazlığın çözümünde idarenin tek taraflı olarak tuttuğu tutanaklar ile davacının dosyaya sunduğu karşı delillerin titizlikle karşılaştırılması, resmi tatil ve bayram izinlerinin kesintisiz devamsızlık sürelerine dahil edilip edilmediğinin tespit edilmesi kesin bir yasal zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 12. Dairesi tarafından yapılan kapsamlı incelemede, davacının müstafi sayılmasına dayanak gösterilen devamsızlık tarihlerine ilişkin ciddi çelişkiler ve alt derece mahkemelerince yapılmış ağır eksik incelemeler saptanmıştır. İdare tarafından tutulan tutanaklarda davacının 04/04/2017 ile 24/07/2017 tarihleri arasında tam 76 gün boyunca yeni görev yerine gitmediği belirtilmişse de, dosya içeriğinde davacının bu tarihler zarfında eski görev yerine gittiğine dair resmi tutanakların bulunduğu tespit edilmiştir. Daha da önemlisi, iddia edilen asıl devamsızlık dönemi olan 21/08/2017 ile 15/09/2017 tarihleri arasına yönelik olarak davacı, dava dilekçesi ekinde ilgili aylara ait ıslak imzalı imza föylerini mahkemeye sunmuş ve bu tarihlerde fiilen görevine devam ettiğini güçlü bir şekilde savunmuştur.

Söz konusu dönem mahkemece detaylı bir şekilde kronolojik olarak incelendiğinde, 26 Ağustos ile 04 Eylül arasındaki 10 günlük sürenin Kurban Bayramı resmi tatiline denk geldiği, dolayısıyla bu günlerin mesai günü sayılamayacağı ve davacının bizzat sunduğu Eylül ayı föyünde 05-15 Eylül tarihlerinde imzasının bulunduğu açıkça görülmüştür. Buna karşılık davalı idare, mahkemeye sunduğu savunma ekinde sadece Mart ile Temmuz ayları arasındaki imza föylerini ibraz etmiş, ancak uyuşmazlığın kilit noktasını oluşturan ve işten çıkarılmaya esas alınan Ağustos ile Eylül aylarına ait imza föylerini dosyaya sunmaktan kaçınmıştır.

Danıştay, davacının işleme esas alınan tarihlerde göreve geldiğini iddia ederek buna ilişkin imza föylerini dosyaya sunmuş olması karşısında, bölge idare mahkemesinin bu hususları detaylı bir şekilde araştırmadan ve idarenin eksik belge sunmasını sorgulamadan, doğrudan idare lehine karar vermesini hukuka aykırı bulmuştur. Müstafi sayılma işlemlerinde belli bir tarihin esas alınarak onu takip eden on günlük kesintisiz bir mazeretsiz devamsızlık durumunun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak netlikte tespit edilmesi gerekirken, resmi tatil günlerinin devamsızlığa dahil edildiği ve davacının imza föylerinin göz ardı edildiği eksik delilli bir yargılamanın kabul edilemeyeceği vurgulanmıştır. Bu çerçevede, imza föylerinin idare ve davacı beyanları ekseninde karşılıklı olarak incelenmesi suretiyle maddi gerçeğin ortaya çıkarılması gerektiği tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, eksik incelemeye dayalı olarak verilen istinaf başvurusunun reddi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: