Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sekour - Fransa Kararı 52496/19 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sekour - Fransa Kararı 52496/19 B.

Bu karar hukuken, terör suçlamasıyla tutuklu bulunan mahpusların cezaevindeki güvenlik ve disiplin gerekçeleriyle uzun süreli tek kişilik hücre hapsinde tutulmalarının, mutlak duyusal ve sosyal bir yalıtım içermediği sürece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi kapsamında insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele teşkil etmediğini ortaya koymaktadır. Mahkeme, cezaevi yönetiminin güvenlik risklerini yönetme konusundaki takdir yetkisini geniş bir biçimde tanırken, hücre hapsi kararlarının mahpusun fiziksel ve psikolojik sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin bağımsız ve düzenli tıbbi raporlarla denetlenmesi gerektiğinin altını çizmiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 5. Bölüm
Başvuru No 52496/19
Karar Tarihi 12.03.2026
Taraflar Sekour - Fransa
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki HUDOC

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Terör suçlularının hücre hapsi güvenlik amacıyla gerekçelendirilebilir.
  • gavel Hücre hapsi uygulamasında düzenli tıbbi gözetim şarttır.
  • gavel Mutlak duyusal izolasyon yoksa kötü muamele eşiği aşılmaz.
  • gavel İdari yargıdaki acil prosedürler etkili iç hukuk yoludur.

Bu karar hukuken, terör suçlamasıyla tutuklu bulunan mahpusların cezaevindeki güvenlik ve disiplin gerekçeleriyle uzun süreli tek kişilik hücre hapsinde tutulmalarının, mutlak duyusal ve sosyal bir yalıtım içermediği sürece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesi kapsamında insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele teşkil etmediğini ortaya koymaktadır. Mahkeme, cezaevi yönetiminin güvenlik risklerini yönetme konusundaki takdir yetkisini geniş bir biçimde tanırken, hücre hapsi kararlarının mahpusun fiziksel ve psikolojik sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin bağımsız ve düzenli tıbbi raporlarla denetlenmesi gerektiğinin altını çizmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından karar, idari yargı yollarının mahpus hakları ihlallerine karşı etkili bir başvuru yolu olarak kabul edilmesi açısından oldukça kritiktir. Mahkeme, Fransa'daki "yürütmeyi durdurma" ve "özgürlükler için acil başvuru" mekanizmalarının, mahpusların hücre hapsi kararlarına karşı zamanında ve etkili bir yargısal denetim sağladığına hükmetmiştir. Bu durum, ulusal düzeydeki acil başvuru yollarının usulüne uygun şekilde tüketilmemesi halinde başvuruların kabul edilemez bulunacağını net bir şekilde göstermekte olup, meslektaşlarımızın iç hukuk yollarını usul kurallarına ve yasal sürelere tam riayet ederek tüketmelerinin önemini bir kez daha vurgulamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Sassim Sekour, terör örgütü IŞİD'e katılmak amacıyla Suriye'ye gitmeye çalışırken yetkililer tarafından yakalanmış ve Fransa'da terör örgütü üyeliği suçlamasıyla tutuklanmıştır. Cezaevinde bulunduğu süre zarfında, hücresinde gizli telefon ve el yapımı tehlikeli kesici aletler bulundurması, cezaevi personeline yönelik sürekli saldırgan tutumları ve tehditleri ile diğer mahpuslar üzerinde radikalleştirici dini baskı kurması gerekçeleriyle cezaevi yönetimi tarafından uzun süreli tek kişilik hücre hapsi cezasına çarptırılmıştır.

Başvurucu, yıllar süren ve sürekli olarak uzatılan bu hücre hapsi uygulamasının fiziksel ve psikolojik sağlığını ciddi şekilde bozduğunu, bunun bir işkence ve kötü muamele olduğunu iddia ederek Fransız idari yargı makamlarına çeşitli davalar açmış, ancak talepleri reddedilince Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur. Başvurucu, hem hücre hapsinin insanlık dışı bir muamele olduğunu hem de bu idari kararlara karşı Fransa'da başvurabileceği etkili ve hızlı bir itiraz yolunun bulunmadığını ileri sürerek tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözerken temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.3 (işkence ve insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.13 (etkili başvuru hakkı) kurallarını referans alarak değerlendirmeler yapmıştır.

Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, hücre hapsinin 3. maddeyi ihlal edip etmediği değerlendirilirken, mahpusun mutlak bir duyusal ve sosyal izolasyona tabi tutulup tutulmadığı, tecrit kararının güvenlik açısından haklı ve orantılı bir gerekçeye dayanıp dayanmadığı ve mahpusun bedensel ve ruhsal sağlığının düzenli olarak uzman hekimlerce kontrol edilip edilmediği ilkeleri sıkı bir şekilde uygulanmaktadır. Bir kötü muamelenin 3. madde kapsamına girebilmesi için belirli bir asgari ağırlık eşiğine ulaşması gerekmektedir.

Fransız iç hukuku bağlamında ise, cezaevi yönetiminin idari işlemlerine karşı başvurulabilecek Fransız İdari Yargılama Usulü Kanunu M.L. 521-2 kapsamında düzenlenen "özgürlükler için acil başvuru" (référé-liberté) ve Fransız İdari Yargılama Usulü Kanunu M.L. 521-1 kapsamında düzenlenen "yürütmenin durdurulması" (référé-suspension) yolları incelenmiştir. Bu yasal kurallar, temel bir hak veya özgürlüğe yönelik ağır ve açıkça hukuka aykırı bir müdahale olduğunda idari yargıcın kırk sekiz saat gibi kısa bir süre içinde acil tedbir kararı almasına olanak tanımaktadır. Mahkeme, cezaevi güvenliğini ve düzenini bozma potansiyeli yüksek olan, özellikle terör bağlantılı mahpusların durumunda, Fransız Ceza Muhakemesi Kanunu M.R. 57-7-62 ve devamında düzenlenen tecrit tedbirinin uygulanmasını hukuka uygun bulmuştur. Söz konusu içtihatlara ve kurallara göre, hücre hapsinin, yetkili makamlar tarafından her defasında güncel güvenlik riskleri ışığında yeniden değerlendirilmesi ve etkin bir idari yargı denetimine açık olması, temel hakların korunması açısından yeterli yasal güvenceler olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda başvurucunun çok sayıda hücre hapsi uzatma kararına maruz kaldığını, ancak bu kararların büyük bir çoğunluğuna karşı iç hukuk yollarını usulüne uygun şekilde ve süresi içinde tüketmediğini tespit etmiştir. Bu nedenle Mahkeme, incelemesinin kapsamını yalnızca başvurucunun idari yargı yollarını tam ve eksiksiz olarak tükettiği 18 Mart 2019 ve 5 Mayıs 2020 tarihli hücre hapsini uzatma kararları ile sınırlandırmıştır.

Yapılan esastan incelemede Mahkeme, başvurucunun tecrit edilmesinin keyfi veya cezalandırıcı bir uygulama olmadığını, hücresinde yasaklı ve tehlikeli maddeler bulundurması, infaz koruma memurlarına hakaret ve tehditlerde bulunması ve diğer tutuklular üzerinde aşırılıkçı dini baskı kurarak ciddi bir güvenlik riski yaratması gibi somut, belgelenmiş gerekçelere dayandığını belirlemiştir. Ayrıca, tecrit altındayken başvurucunun tamamen dış dünyadan koparılmadığı; avukatıyla düzenli olarak görüşebildiği, günlük havalandırma hakkını kullandığı, kültürel veya sportif faaliyetler gibi temel haklardan yararlanmaya devam ettiği saptanmıştır. Bununla birlikte, uzun süreli hücre hapsi boyunca başvurucunun düzenli tıbbi ve psikiyatrik muayenelerden geçirildiği ve tecritte kalmasını engelleyecek fiziksel veya psikolojik bir sağlık sorununun bulunmadığının uzman tıbbi raporlarla sabit olduğu net bir biçimde ifade edilmiştir.

Sözleşme'nin 13. maddesi kapsamında güvence altına alınan etkili başvuru hakkı yönünden yapılan incelemede ise, Fransa'daki acil idari başvuru yollarının, mahpuslara tecrit kararlarını hızlı ve etkili bir şekilde yargı denetimine taşıma imkânı sunduğu, nitekim başvurucunun da bu yolları kullandığı ancak taleplerinin mahkemelerce esastan ve gerekçeli olarak reddedildiği vurgulanmıştır. Mahkeme, bir başvurucunun yargılamadan istediği sonucu alamamış olmasının, o iç hukuk yolunun tek başına etkisiz olduğu anlamına gelmeyeceğinin altını çizmiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 5. Bölümü, hücre hapsi uygulamasının Sözleşme'nin 3. ve 13. maddelerini ihlal etmediği yönünde karar vermiştir.

Uzun süre tek kişilik hücreye atılmak işkence sayılmaz mı? expand_more
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir mahpusun güvenlik gerekçesiyle uzun süreli hücre hapsinde tutulması mutlak surette işkence veya insanlık dışı muamele teşkil etmemektedir. Ancak bu durumun Sözleşme'nin 3. maddesini ihlal etmemesi için mahpusun mutlak bir duyusal ve sosyal yalıtıma tabi tutulmaması şarttır. Örneğin mahpusun avukatıyla görüşebilmesi, günlük havalandırma hakkını kullanması ve çeşitli etkinliklere katılabilmesi halinde kötü muamele eşiği aşılmış sayılmaz. Ayrıca, uygulanan tecridin keyfi veya cezalandırıcı olmaması, tehlikeli maddeler bulundurma veya güvenlik riski yaratma gibi haklı ve somut gerekçelere dayanması gereklidir.
Hücre hapsindeyken psikolojim bozulursa ne yapabilirler? expand_more
Mahkeme, hücre hapsi uygulanan mahpusların fiziksel ve psikolojik sağlığının bağımsız uzman hekimlerce düzenli olarak denetlenmesini kesin bir şart olarak aramaktadır. Uzun süreli tecrit altındaki kişilerin, tecritte kalmalarını engelleyecek bir sağlık sorunu olup olmadığının tespiti için düzenli tıbbi ve psikiyatrik muayenelerden geçirilmesi zorunludur. Eğer uzman tıbbi raporlar, mahpusun bedensel veya ruhsal sağlığının hücre hapsine elverişli olmadığını saptarsa, tecrit kararının sürdürülmesi insanlık dışı muamele yasağının ihlali riskini doğuracaktır.
Cezaevinin haksız hücre cezasına karşı kime şikayet edebilirim? expand_more
Cezaevi yönetiminin hücre hapsi kararlarına karşı zamanında ve etkili yargısal denetim sağlayan idari yargı yollarına başvurabilirsiniz. İlgili kararda vurgulandığı üzere, temel bir hakka müdahale edildiğinde kısa süre içinde sonuç alınabilen "yürütmeyi durdurma" veya "özgürlükler için acil başvuru" gibi mekanizmalar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne göre etkili iç hukuk yolları olarak kabul edilmektedir. AİHM'e başvuruda bulunabilmeniz için, ulusal düzeydeki bu acil yargı yollarını usul kurallarına ve yasal sürelere tam olarak riayet ederek tüketmiş olmanız hayati önem taşımaktadır, aksi halde başvurunuz reddedilecektir.
Mahkemeye başvurdum ama reddedildim, bu yol etkisiz demek mi? expand_more
Hayır, bir başvurucunun yargılamadan istediği sonucu alamamış olması, o iç hukuk yolunun tek başına etkisiz olduğu anlamına gelmemektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin değerlendirmesine göre, mevcut idari başvuru yollarının mahpusa tecrit kararını hızlı ve etkili bir biçimde yargı denetimine taşıma imkânı sunması yeterlidir. Taleplerinizin yerel mahkemeler tarafından esastan incelenerek gerekçeli bir kararla reddedilmiş olması, bu hukuki yolun Sözleşme'nin 13. maddesi anlamında etkili bir mekanizma olma niteliğini zedelememektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir