Anasayfa Karar Bülteni AYM | Miraç Topkan | BN. 2022/39311

Karar Bülteni

AYM Miraç Topkan BN. 2022/39311

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/39311
Karar Tarihi 26.03.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Terör örgütü sembolleri taşımak barışçıl eylem sayılamaz.
  • Şiddeti teşvik eden gösteriler anayasal korumadan yararlanamaz.
  • Kamu düzeni amacıyla toplantı hakkı sınırlandırılabilir.

Bu karar, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının anayasal sınırları ile terör örgütlerine ait sembollerin kullanımının hukuki sonuçları açısından çok kritik bir yasal çerçeve çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, demokratik bir toplumda barışçıl nitelikteki toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının en temel anayasal güvencelerden biri olduğunu kabul etmekle birlikte, şiddeti doğrudan veya dolaylı olarak teşvik eden eylemlerin bu koruma kapsamının dışında kaldığını net bir şekilde ortaya koymuştur. Kamu düzenini bozma potansiyeli taşıyan ve şiddeti meşrulaştırıcı nitelikteki sembollerin kullanımı, anayasal güvencelerin ağır bir suistimali olarak değerlendirilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi yönünden bu karar, özellikle terörle mücadele sürecinde güvenlik güçlerinin görev yaptığı alanlarda gerçekleştirilen provokatif eylemlere yönelik cezai yaptırımların hukuka tam uygunluğuna dair önemli ve kalıcı bir içtihat oluşturmaktadır. Yüksek Mahkeme, kamu düzeninin korunması ve toplumsal barışın sağlanması amacıyla idarenin ve derece mahkemelerinin aldığı kısıtlayıcı tedbirlerin ölçülü ve zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiğini tasdik etmiştir. Uygulamada bu tespit, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde yasa dışı örgüt sembolleri taşıyan kişilere yönelik ceza yargılamalarında mahkemelerin elini güçlendiren bağlayıcı bir referans kaynağı olacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, 2015 yılında düzenlenen bir Nevruz etkinliğine katılmış ve bu etkinlik sırasında yasa dışı silahlı bir terör örgütünün gençlik yapılanmasına ait bayrağı elinde tutarak kamu düzenini sağlamakla görevli bir güvenlik aracının (TOMA) yanında fotoğraf çektirmiştir. Ayrıca yine aynı terör örgütünü simgeleyen renklerden oluşan bir örtüyü başında taşıdığı kamera kayıtlarından tespit edilmiştir. Bu tespitler üzerine başvurucu hakkında yasa dışı örgüt veya topluluklara ait amblem ve işaretleri taşıyarak toplantıya katılmak suçundan kamu davası açılmış ve yargılama neticesinde hapis cezasına çarptırılmıştır. Mahkûmiyet kararının istinaf aşamasından geçerek kesinleşmesinin ardından başvurucu, sırf bir etkinliğe katıldığı ve bazı semboller taşıdığı gerekçesiyle cezalandırılmasının haksız olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş; savunma hakkının kısıtlandığını, yargılamanın makul süreyi aştığını ve toplantı ile gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuki kuralların başında Anayasa m.34 ile güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı gelmektedir. Anayasa Mahkemesi, bireylerin düşüncelerini barışçıl yollarla ifade edebilmeleri için bu hakkın vazgeçilmez temel bir anayasal güvence olduğunu sıklıkla vurgulamaktadır. Ancak şiddet kullanma niyeti taşıyan veya şiddeti öven kişilerin düzenlediği veya katıldığı gösterilerin barışçıl toplantı kapsamında asla değerlendirilemeyeceği yerleşik yargısal içtihatlarla sabittir.

Somut olayda başvurucuya verilen cezanın yasal dayanağını doğrudan 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu m.33/b hükmü oluşturmaktadır. İlgili kanun maddesi, düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşlerine yasa dışı örgüt veya topluluklara ait amblem ve işaretler taşıyarak katılmayı suç saymakta ve yaptırıma bağlamaktadır.

Anayasa Mahkemesinin süregelen içtihatlarına göre, terör örgütlerine ait sembollerin veya üniformaların toplantılarda kullanılması, o örgütün düşünce ve eylemleriyle özdeşleştirilerek doğrudan ya da dolaylı bir biçimde terör propagandasına hizmet etmektedir. Toplantıya katılan kişiler doğrudan fiziksel şiddet içeren eylemlerde bulunmamış olsalar dahi, taşınan yasa dışı pankartlar, bayraklar ve atılan sloganlar, terör örgütünün kanlı eylemlerini kamuoyu önünde meşrulaştırma anlamına gelmektedir.

Temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu denetlenirken Anayasa m.13 kapsamında müdahalenin meşru amacı olan kamu düzeninin korunması ile bireyin anayasal hakkı arasında hassas ve adil bir denge kurulmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun katıldığı etkinlikteki eylemlerini, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının barışçıl niteliği çerçevesinde ayrıntılı olarak incelemiştir. Somut olayda başvurucunun, silahlı terör örgütünün şehir merkezlerindeki eylemlerini yürüten ve kamu düzenine ciddi tehditler oluşturan bir yapılanmasına ait bayrakla etkinliğe katıldığı açıkça tespit edilmiştir. Başvurucunun söz konusu yasa dışı örgüt bayrağıyla, üstelik kamu düzenini sağlamak amacıyla olay yerinde bulunan bir kolluk aracının yanında poz vererek fotoğraf çektirmesi, basit bir ifade açıklaması veya barışçıl bir eylem olarak görülmemiştir.

Yüksek Mahkeme, eylemin gerçekleştirildiği dönemin genel ve toplumsal koşullarını da karara temel almıştır. Olayların yaşandığı dönemde, bayrağı taşınan örgüt yapılanmasının şehir merkezlerinde yoğun şiddet eylemlerine giriştiği ve kamu düzenini bozmaya yönelik ağır saldırılar gerçekleştirdiği hatırlatılmıştır. Şiddeti temel yöntem olarak benimsemiş bir terör örgütünün bayrağının, silahlı çatışma ortamının devam ettiği böylesine hassas bir dönemde taşınması ile şiddet tehlikesinin artması arasında doğrudan bir illiyet bağı bulunduğu kabul edilmiştir.

Başvurucunun doğrudan fiziki bir şiddet eylemine bizzat katılmamış olması, şiddeti meşrulaştıran ve güvenlik güçlerine karşı sürdürülen çatışmacı siyaseti destekleyen sembolleri taşımasını hukuka uygun hâle getirmemektedir. Bireylerin anayasal haklarını kullanırken topluma karşı taşıdıkları ödev ve sorumluluklar göz önünde bulundurulduğunda, bir terör örgütüne ait amblem ve işaretlerin aleni bir şekilde sergilenmesi, anayasal korumadan yararlanabilecek barışçıl bir toplanma olarak nitelendirilemez. Başvurucunun cezalandırılmasıyla kamu düzeninin, genel güvenliğin ve toplumsal barışın korunması amaçlanmış olup, bu müdahalenin demokratik bir toplumda zorunlu bir ihtiyacı karşıladığı tespit edilmiştir. Mahkemenin takdir alanı ve verilen cezanın miktarı gözetildiğinde uygulanan yaptırımın orantılılık ilkesine de aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: