Karar Bülteni
AYM Kadir Çakır BN. 2021/61965
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/61965 |
| Karar Tarihi | 26.03.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- OHAL KHK işlemleri yargısal denetime tabidir.
- Mahkemeye erişim hakkı aşırı şekilcilikle engellenemez.
- Uyuşmazlıklar görevli mercie yönlendirilerek çözülmelidir.
Bu karar, olağanüstü hâl döneminde kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetimi açısından son derece kritik bir anlama sahiptir. Hukuken, idare mahkemelerinin KHK ile ilişiği kesilen veya statüsü sona erdirilen kişilerin açtığı davalarda, şekilci bir yaklaşımla doğrudan ret veya incelenmeksizin ret kararı veremeyeceğini ortaya koymaktadır. Mahkemelerin, uyuşmazlığı çözmekte yetkili olan Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonu gibi kurullara dosyayı devretmesi veya bu yönde hukuki bir yol göstermesi gerektiği vurgulanmıştır. Aksi bir tutum, bireylerin hak arama hürriyetini tamamen işlevsiz kılmakta ve adalete erişimi ölçüsüz bir şekilde engellemektedir.
Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi ise oldukça büyüktür. Karar, daha önce verilen Ayhan Orhanlı Genel Kurul kararına dayanarak, idari yargı mercilerine anayasal güvenceleri sağlayan özgürlükçü bir yorum metodolojisi izlemeleri gerektiğini hatırlatmaktadır. OHAL Komisyonunun görev süresi sona ermiş olsa dahi yasal düzenlemelerle belirlenen ardıl kurumların faaliyette olduğu göz önünde bulundurularak, hak arama yollarının daima açık tutulması gerektiği netleşmiştir. Bu yönüyle karar, idari yargı pratiğinde KHK mağduriyetlerine karşı açılan davalarda mahkemeye erişim hakkının nasıl korunması gerektiğine dair kesin bir standart getirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Kadir Çakır, Türk Silahlı Kuvvetlerinde astsubay kursiyeri olarak temel askerlik eğitimine devam etmekteyken, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çıkarılan 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) hükümleri gerekçe gösterilerek temin faaliyeti iptal edilmiş ve kurumla ilişiği kesilmiştir. Başvurucu, eğitimini başarıyla sürdürdüğünü ve astsubay olarak atanma şartlarını taşıdığını belirterek atamasının yapılması veya durumuna uygun başka bir kamu görevine yerleştirilmesi talebiyle idareye başvurmuştur. İdarenin bu talebi zımnen reddetmesi üzerine idari işlemin iptali için dava açmıştır. Ancak idare mahkemesi, KHK ile tesis edilen işlemlerin doğrudan iptali talebinin incelenemeyeceğini ve güncel atama şartlarını da taşımadığını belirterek davayı incelenmeksizin reddetmiştir. Başvurucu, davasının yetkili olan Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna gönderilmesi gerekirken doğrudan reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını temel dayanak olarak almıştır. Bu hak, kişilerin hukuki iddialarını bir yargı merci önüne taşıyabilmesini ve uyuşmazlığın esastan karara bağlanmasını güvence altına alan en temel anayasal haklardan biridir. Mahkemeye erişim hakkı, idarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık tutulmasını zorunlu kılar.
Olağanüstü hâl döneminde çıkarılan KHK'lar ile doğrudan tesis edilen işlemlerin yargısal denetimi bağlamında, 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun kritik bir kurucu metindir. 7075 sayılı Kanun m.2 fıkrası uyarınca, olağanüstü hâl kapsamındaki KHK'lar ile gerçek kişilerin hukuki statülerine ilişkin olarak doğrudan tesis edilen işlemlerin değerlendirilmesi görevi Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna (OHAL Komisyonu) verilmiştir.
Yerleşik anayasal içtihatlara göre, idari yargı mercilerinin KHK ile doğrudan tesis edilen işlemlere karşı açılan davalarda, dosyayı yetkili kurula veya OHAL Komisyonuna göndermek yerine usulden doğrudan incelenmeksizin ret kararı vermesi, mahkemeye erişim hakkının özünü zedelemektedir. Mahkemelerin, mevzuatı yorumlarken bireylere anayasal güvenceler sağlayacak nitelikte, hak arama hürriyetini işlevsiz kılmayan, keyfîlikten uzak ve koruyucu bir yaklaşım benimsemeleri hukuk devleti ilkesinin kaçınılmaz bir gereğidir. Ayrıca, OHAL Komisyonunun görev süresi kanunen dolmuş olsa dahi, 7075 sayılı Kanun geçici m.5 uyarınca, mahkemelerce verilecek iptal veya ret kararları üzerine gerekli iş ve işlemleri yürütecek devam kurumlarının belirlendiği de yargısal süreçlerde mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı değerlendirirken daha önce benzer nitelikte karara bağlanan Ayhan Orhanlı Genel Kurul kararına atıf yapmıştır. Başvurucunun astsubaylık temin faaliyetinin OHAL dönemi KHK'sı ile doğrudan iptal edilmesi ve kursiyerlik statüsünün sona erdirilmesi neticesinde idari yargıda dava açtığı tespit edilmiştir. Ancak idare mahkemesi ve istinaf mercii, söz konusu uyuşmazlığın kanun hükmünde kararname ile doğrudan oluşan bir hukuki durum olduğunu, kanun hükmünün iptali anlamına gelecek şekilde karar verilemeyeceğini belirterek davayı usulden, incelenmeksizin reddetmiştir.
Yüksek Mahkeme, başvurucunun statüsüne yönelik tesis edilen bu işlemin 7075 sayılı Kanun kapsamında kurulan OHAL Komisyonunun yetki alanına giren bir uyuşmazlık olduğunu saptamıştır. İdare mahkemesinin, idarenin olası keyfîliğine karşı başvurucuya anayasal güvenceler sağlayacak özgürlükçü ve hakkı koruyan bir yorum benimsemesi gerektiği hatırlatılmıştır. Bu kapsamda, mahkemenin dosyayı doğrudan yetkili olan OHAL Komisyonuna göndermesi gerekirken, katı ve aşırı şekilci bir yaklaşımla davayı incelenmeksizin reddetmesi mahkemeye erişim hakkına yönelik ağır bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Bu durumun, Anayasa'nın 15. maddesinde öngörülen olağanüstü hâl dönemlerinde dahi durumun gerektirdiği ölçülülük sınırlarını aştığı vurgulanmıştır.
Bunun yanı sıra, süreç içerisinde OHAL Komisyonunun görev süresinin 22 Ocak 2023 tarihinde sona ermiş olmasının, başvurucunun mağduriyetinin giderilmesine veya yeniden yargılama yapılmasına hukuki bir engel teşkil etmediği belirtilmiştir. Zira ilgili kanuna eklenen geçici madde hükümleri ile Komisyonun görev süresi bittikten sonra da mahkeme kararlarının gereğini yerine getirecek ilgili idari kurum ve kuruluşların açıkça belirlendiği hatırlatılmıştır. Bu yasal altyapı sayesinde, tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılmasının her zaman pratik olarak mümkün olduğu ifade edilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, davanın OHAL Komisyonuna gönderilmesi yerine doğrudan incelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek, yeniden yargılama yapılması amacıyla kararın ilgili mahkemeye gönderilmesini kabul etmiştir.