Karar Bülteni
AYM İbrahim Alpay Sakartepe ve diğerleri BN. 2020/35961
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/35961 |
| Karar Tarihi | 26.03.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Salgın dönemi görüş kısıtlamaları hak ihlalidir.
- Temel hak sınırlandırmaları mutlaka kanunla yapılmalıdır.
- İdarenin genel yetkisi kısıtlama için yetersizdir.
- Mahpusların aile görüş hakları talimatla kaldırılamaz.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklu olarak bulunan kişilerin aileleri ve yakınları ile görüşme haklarına yönelik idari işlemlerin sınırlarını net bir şekilde çizmesi bakımından hukuken büyük bir öneme sahiptir. Koronavirüs salgını gibi olağanüstü ve kriz durumlarında dahi temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahalelerin Anayasa'nın öngördüğü kanunilik şartını her hâlükârda sağlaması gerektiği vurgulanmıştır. Temel hakların yalnızca idari genelgeler veya yazılı talimatlar ile kısıtlanamayacağı, bu türden müdahalelerin ancak çerçevesi net olarak çizilmiş, öngörülebilir ve ulaşılabilir bir kanun hükmü ile yapılabileceği açıkça ifade edilerek idarenin eylem alanı sınırlandırılmıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar, pandemi döneminde veya benzeri kriz anlarında alınan idari tedbirlerin yargısal denetiminde bir mihenk taşı vazifesi görecektir. İdarelerin, kamu sağlığı veya güvenliği gibi son derece meşru amaçlar doğrultusunda hareket etseler bile, kanuni bir dayanak olmaksızın mahpusların aile hayatına saygı hakkını kısıtlamalarının önüne geçilmiştir. Uygulamada, ceza infaz kurumlarının bu tür temel hak sınırlamalarında idari takdir yetkisinin sınırlarının daraltılacağı ve kanunilik ilkesinin çok daha sıkı bir şekilde aranacağı açıktır. Karar, aynı dönemde benzer kısıtlamalara maruz kalan mahpusların açacakları tazminat davaları ve bireysel başvurular için doğrudan emsal teşkil edecek güçlü bir içtihat niteliğindedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Çeşitli ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklu olarak bulunan başvurucular, Covid-19 salgını döneminde alınan tedbirler kapsamında cezaevi idareleri tarafından açık ve kapalı görüş haklarının kısıtlanması üzerine infaz hâkimliklerine başvurmuşlardır. İnfaz hâkimlikleri, kısıtlamaların Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün yazılı talimatları doğrultusunda alındığını, hükümlülerin ve tutukluların sağlığı ile genel kamu yararı gözetildiğinde usule ve kanuna uygun olduğunu belirterek şikâyetleri reddetmiştir. Bu kararlara karşı yapılan itirazların da ağır ceza mahkemeleri tarafından kesin olarak reddedilmesi üzerine başvurucular, görüşlerin kısıtlanmasına ilişkin idari uygulamanın herhangi bir kanuni dayanağının bulunmadığını, ziyaret görüşlerinin yaptırılmaması nedeniyle ailelerini göremediklerini ve mağdur edildiklerini belirterek aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken, öncelikle Anayasa m.20 ile güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının temel prensiplerini dikkate almıştır. Bu madde uyarınca resmî makamlar, bireyin özel ve aile hayatına keyfî olarak müdahale edemez. Hükümlü ve tutukluların özel hayata ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin bu kişilerin aileleri ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır. Mahpusların tutulma hâli doğal olarak bazı kısıtlamaları beraberinde getirse de idarenin bu konudaki takdir yetkisi sınırsız değildir.
Temel hak ve hürriyetlere getirilen sınırlamalar bakımından Anayasa m.13 kuralı oldukça kritik bir rol oynamaktadır. İlgili kural gereği, temel hak ve özgürlükler özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Kanunilik ölçütü, müdahalenin şeklî anlamda bir yasama tasarrufuna dayanmasını zorunlu kıldığı gibi, bu kanunun sınırlamanın erişilebilirliğini, öngörülebilirliğini ve kesinliğini de garanti altına almasını gerektirir. Hak ve özgürlüğü kısıtlayıcı bir kanunun kapsamını genişletici idari yorum ve uygulamalar, yasama organının getirmediği bir sınırlandırmanın yürütme eliyle ihdas edilmesi sonucunu doğurur.
Mahpusların ziyaret hakkı temel olarak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.83 hükmünde düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, bu kanuni düzenleme mahpusların ziyaret hakkının idari makamlarca tamamen ortadan kaldırılması ya da keyfî olarak engellenmesi konusunda genel ve açık bir yetki vermemektedir. İdarenin yetkisinin, temel hakların özüne dokunacak şekilde genelgelerle genişletilmesi hukuken mümkün kabul edilmemektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların Covid-19 salgını döneminde ceza infaz kurumlarında açık ve kapalı görüş haklarının kısıtlanması üzerine yaptıkları başvuruları detaylı bir şekilde hukuki denetime tabi tutmuştur. Mahkeme, salgın hastalık nedeniyle cezaevlerinde uygulanan sıkı ziyaret kısıtlamalarının, mahpusların aileleri ve yakınlarıyla doğrudan temas kurmasını ve görüşmesini engellediği için aile hayatına saygı hakkına yönelik net bir müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir.
Gerçekleştirilen bu müdahalenin Anayasa'nın öngördüğü asgari güvencelere uygun kabul edilebilmesinin ilk ve temel şartı, müdahalenin geçerli bir kanuni dayanağının bulunmasıdır. Somut olayda, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından ceza infaz kurumlarına gönderilen yazılı talimatlar doğrultusunda mahpusların açık ve kapalı görüş haklarına çeşitli kısıtlamalar getirildiği görülmüştür. Ancak Mahkeme, 5275 sayılı Kanun m.83 hükmünün idareye ziyaret haklarını idari yazılar ve talimatlarla sınırlandırma veya tamamen askıya alma yönünde açık ve öngörülebilir bir yetki vermediğini saptamıştır. Anayasa Mahkemesi, salgının getirdiği zorunlulukların farkında olmakla birlikte, bir temel hakkın kullanımının tamamen durdurulması niteliğindeki tedbirlerin mutlaka şeklî bir kanunla çerçevesinin çizilmesi gerektiğini hatırlatmıştır. Salgın hastalık şartlarında dahi temel hak ve hürriyetlerin ancak yasama organının iradesiyle sınırlandırılabileceği, yürütme veya idare organlarının kendi başlarına sınırlandırma kuralları koyamayacağı ilkesi korunmalıdır.
Ziyaret hakkının idare tarafından kısıtlanmasına veya engellenmesine imkân veren belirgin bir kanuni düzenleme bulunmamasına rağmen başvurucuların ziyaret haklarının idari talimatlarla fiilen ortadan kaldırılması, müdahalenin kanuni dayanaktan tamamen yoksun olduğu sonucunu doğurmuştur. İdari makamların, kanunun kendilerine tanımadığı bir sınırlandırma yetkisini genelge ve talimatlarla uygulamaya koyması, Anayasa'nın temel taşlarından biri olan kanunilik ilkesine açıkça aykırıdır. Mahkeme, müdahalenin kanunilik şartını en başından sağlamaması nedeniyle demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk veya ölçülülük gibi diğer alt kriterler yönünden ayrıca bir orantılılık denetimi yapmaya gerek duymamıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, idari talimatlarla ziyaret hakkının engellenmesinin kanuni dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle başvurucuların aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.