Karar Bülteni
AYM Gönül Menge ve Diğerleri BN. 2020/34287
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/34287 |
| Karar Tarihi | 10.07.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Temel haklara müdahale ancak kanunla yapılabilir.
- İdari kararlarla temel haklar sınırlandırılamaz.
- Aynı cezaevindeki eşlerin görüştürülmesi külfet yaratmaz.
- Ziyaret hakkı kısıtlamaları öngörülebilir nitelikte olmalıdır.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların ziyaret haklarına getirilecek kısıtlamaların hukuki sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, COVID-19 salgını gibi olağanüstü halk sağlığı tehditlerinin yaşandığı dönemlerde dahi temel hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerin mutlaka kanuni bir dayanağa sahip olması gerektiğini vurgulamıştır. İdarenin salt kendi takdirine veya genelge niteliğindeki talimatlara dayanarak eşlerin görüşme hakkını süresiz ve öngörülemez şekilde kısıtlaması, hukuki güvenlik ilkesine ve aile hayatına saygı hakkına aykırı bulunmuştur.
Karar, cezaevi idarelerinin ve infaz hâkimliklerinin salgın hastalık veya benzeri gerekçelerle alacağı kısıtlayıcı tedbirlerde anayasal ilkelere sıkı sıkıya bağlı kalmaları gerektiğini göstermesi bakımından önemli bir emsal niteliğindedir. Aynı kampüs veya kurum içinde bulunan yakın aile bireylerinin, gerekli sağlık ve güvenlik tedbirleri alınmak suretiyle görüştürülmelerinin kamuya katlanılamaz bir külfet yüklemeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Bundan sonraki benzer uyuşmazlıklarda idari makamlar, temel hakları sınırlandırırken doğrudan yasal bir dayanağa dayanmak zorunda kalacak ve kısıtlamaların çerçevesini öngörülebilir bir biçimde belirlemek durumunda olacaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, eşleriyle birlikte aynı ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü statüsünde bulunmaktadır. COVID-19 salgını döneminde, cezaevi idaresine başvurarak aynı kurumda veya kampüste kalan eşleriyle iç görüş yoluyla yüz yüze iletişim kurmak istemişlerdir. Ancak cezaevi idaresi, salgının bulaşma riski, hastalık tedbirleri ve uygulamadaki fiziki yetersizlikler gibi gerekçelerle bu talepleri reddetmiştir. Başvurucular, bu idari karara karşı infaz hâkimliklerine şikâyette bulunmuş fakat hâkimlikler idarenin salgın tedbirleri kapsamında aldığı kararı hukuka uygun bularak şikâyetleri reddetmiştir. Ağır ceza mahkemelerine yapılan itirazların da sonuçsuz kalması üzerine başvurucular, eşleriyle iletişim kurmalarına izin verilmemesi nedeniyle aile hayatına saygı haklarının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle aile hayatına saygı hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülükleri ve temel hakların sınırlandırılması rejimini ele almıştır. Hükümlülerin ceza infaz kurumlarında ziyaret edilme hakkı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.83 hükmünde açıkça ve somut bir biçimde güvence altına alınmıştır. Bu maddeye göre hükümlüler; eşleri, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı ile haftada bir kez görüşme yapma hakkına sahiptir. Aynı Kanun'un 116. maddesi uyarınca bu hak tutuklular için de birebir geçerlidir. Ayrıca uygulamanın detaylarını düzenleyen Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik m.9 hükmünde, aynı ceza infaz kurumu yerleşkesinde barındırılan mahpusların eşleriyle iç görüşme yapabilecekleri ifade edilmiştir.
Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması rejiminin omurgasını oluşturan Anayasa m.13 uyarınca, temel haklara yönelik her türlü müdahalenin öncelikle kanunla yapılması zorunludur. Kanunilik ilkesi, müdahalenin şekli bir kanuna dayanmasını, bu kanunun erişilebilir ve öngörülebilir olmasını, idarenin keyfî uygulamalarına karşı bireylere koruma sağlamasını gerektirir. Mahpusların görüş hakkına yönelik kısıtlamalar her ne kadar pandemi gibi ciddi bir halk sağlığı tehdidine karşı alınmış olsa da, Anayasa'nın öngördüğü kanunilik şartı esnetilemez. İdarenin takdir yetkisini kullanarak, kanuni bir çerçeve olmadan salt genelgeler veya idari talimatlarla temel hakları sınırlaması hukuk devleti ilkesiyle kesinlikle bağdaşmamaktadır. Aynı yerleşkede bulunan eşlerin gerekli önlemler alınarak görüştürülmesi, idareye katlanılamaz bir kamusal külfet yüklemediğinden, aile bağlarının sürdürülmesi için gerekli asgari koşulların sağlanması hukuki bir zorunluluktur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların aynı ceza infaz kurumunda bulunan eşleriyle görüşme taleplerinin reddedilmesini doğrudan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına yapılmış bir müdahale olarak nitelendirmiştir. COVID-19 salgınının ceza infaz kurumlarında yarattığı toplu bulaş risklerinin farkında olunduğu kararda belirtilmekle birlikte, temel haklara yönelik kısıtlamaların olağanüstü dönemlerde dahi mutlaka anayasal güvencelere uygun olarak gerçekleştirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Yüksek Mahkemece yapılan incelemede, cezaevi idaresinin görüş hakkını kısıtlayan idari kararlarının doğrudan şekli bir kanun hükmüne değil, Adalet Bakanlığı veya Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü tarafından cezaevlerine gönderilen idari talimat yazılarına dayandığı tespit edilmiştir. Mahpusların ziyaret ve görüş hakkının kapsamı ile süresinin öngörülebilir olmayacak şekilde, sadece idari makamların kararlarıyla sınırlandırılmasına imkân veren bir kanuni düzenleme mevzuatta bulunmamaktadır. Temel hak ve hürriyetleri sınırlandıran bir idari tedbir, demokratik toplum düzeninin korunması bakımından fiilen ne kadar gerekli ve ölçülü görünürse görünsün, salt idari bir işleme veya genelgeye dayanıyorsa bu müdahalenin kanunilik şartını sağladığından söz edilemez.
Bunun yanı sıra, aynı ceza infaz kurumu yerleşkesi içinde barındırılan eşlerin, gerekli maske, sosyal mesafe ve hijyen gibi güvenlik ve sağlık önlemleri azami seviyede alınarak uygun periyotlarla yüz yüze görüştürülmelerinin cezaevi idaresine olağanüstü ve katlanılamaz bir külfet yüklemeyeceği, aksine bunun aile bağlarının sürdürülmesini sağlama pozitif yükümlülüğünün bir gereği olduğu ifade edilmiştir. İdarenin kanuni dayanak olmadan takdir alanını genişleterek temel hakları sınırlandırması Anayasa'nın açık hükümlerine aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kanuni dayanağı bulunmayan idari işlemlerle eşler arası ziyaret hakkının engellenmesinin aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği yönünde karar vermiştir.