Karar Bülteni
AYM Mehmet Aslan BN. 2021/47336
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/47336 |
| Karar Tarihi | 21.05.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Temel haklara müdahale ancak kanunla yapılabilir.
- Öngörülebilir olmayan kanun hükmü müdahale dayanağı olamaz.
- Eğitim hakkı keyfi idari kararlarla sınırlandırılamaz.
- Hükümlülerin sınavlara katılım hakkı güvence altındadır.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların eğitim haklarının kullanımına yönelik idari kısıtlamaların hukuki sınırlarını net bir şekilde çizmesi bakımından büyük bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, temel hak ve özgürlüklere yapılacak herhangi bir idari müdahalenin şekli ve maddi anlamda geçerli, öngörülebilir bir yasal dayanağı olması gerektiğini bir kez daha vurgulamıştır. Hükümlülerin kurum dışındaki sınavlara katılımının yetkili mercilerce kısıtlanabilmesine imkan tanıyan yasal düzenlemenin daha önce iptal edilmiş olması, somut olayda müdahalenin kanunilik unsurundan yoksun kalmasına yol açmıştır. Dolayısıyla karar, idarenin keyfi ve belirsiz kısıtlamalarına karşı vatandaşların eğitim hakkının anayasal koruma kalkanını güçlendiren kritik bir işlev görmektedir.
Emsal etkisi açısından bakıldığında, bu karar mahpusların eğitim hayatlarına devam edebilmeleri için talep ettikleri kurum dışı sınavlara katılım haklarının, salt soyut güvenlik ve asayiş gerekçeleriyle engellenemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Uygulamadaki önemi, infaz idareleri ve başsavcılıkların mahpusların anayasal haklarını kısıtlarken dayandıkları kanun hükümlerinin öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkelerini karşılaması zorunluluğunda yatmaktadır. İptal edilen veya öngörülebilir olmayan yasal düzenlemelere dayanılarak tesis edilen kısıtlayıcı işlemlerin hak ihlali doğuracağı kesinleşmiş olup, cezaevlerindeki benzer durumdaki tüm kişilerin hak arama süreçlerinde güçlü bir emsal teşkil edecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Mehmet Aslan, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan Tarsus 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. Başvurucu, eğitimine devam etmek amacıyla 2021 yılında yapılacak olan Yabancı Dil Sınavına (YDS) girmek için başvuruda bulunmuş ve sınav ücretini emanet hesabından ödemiştir. Ancak söz konusu sınavın Mersin E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda yapılacak olması nedeniyle cezaevi dışına nakledilmesi gereken başvurucunun bu talebi, Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından asayiş ve güvenlik gerekçeleri gösterilerek reddedilmiştir. Başvurucu, kendisiyle aynı koğuşta kalan diğer mahkûmların sınav için çıkışlarına izin verildiğini, daha önce kendisinin de farklı mazeretlerle kurum dışına çıkabildiğini, dolayısıyla bu engellemenin keyfi olduğunu belirterek İnfaz Hâkimliğine ve ardından Ağır Ceza Mahkemesine başvurmuştur. İtirazlarının reddedilmesi üzerine, yabancı dil sınavına girmesi için cezaevinden çıkışına izin verilmemesi sebebiyle eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın eğitim ve öğrenim hakkını güvence altına alan 42. maddesi ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlanma rejimini düzenleyen 13. maddesi hükümlerini temel almıştır. Anayasa'nın 13. maddesi, temel hak ve hürriyetlerin yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlandırılabileceğini emretmektedir. Bu kapsamda, bir hakka veya özgürlüğe yönelik müdahalenin anayasal ölçütlere uygun kabul edilebilmesi için en temel şart, müdahaleye imkan tanıyan geçerli ve belirli bir kanuni dayanağın varlığıdır.
Olay tarihinde yürürlükte olan 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 92. maddesi, kapalı ceza infaz kurumu dışına çıkma hallerini düzenlemektedir. Bu maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, ceza infaz kurumu düzeni ve toplum güvenliğinin tehlikeye düşebileceği hallerde belirli suçlardan hükümlü olanların kurum dışına çıkmalarının Cumhuriyet başsavcılığı tarafından kısıtlanabileceğini öngörmekteydi. Ancak Anayasa Mahkemesi, daha önce verdiği bir norm denetimi kararında (E.2017/17, K.2021/59), bu kuralda yer alan "kurum dışına çıkmaları Cumhuriyet başsavcılığı tarafından kısıtlanabilir" ibaresinin yeterli açıklık, kesinlik ve öngörülebilirlik taşımadığı, idareye ve yetkili makamlara sınırsız bir takdir yetkisi tanıdığı gerekçesiyle kuralı Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bularak iptaline karar vermiştir.
Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden idari veya yargısal işlemlerin dayanağı olan kanun hükmünün iptal edilmesi, söz konusu kısıtlamayı doğrudan kanunilik unsurundan yoksun bırakır. Eğitim hakkının kısıtlanmasına yönelik olarak yeterli bir açıklık ve öngörülebilirliğe imkan tanımayan, sınırları net çizilmemiş yasal düzenlemeler çerçevesinde tesis edilen bu tür idari kısıtlama işlemleri, hukuk devleti ilkesinin gereği olan hukuki güvenlik ilkesini açıkça ihlal eder niteliktedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucu Mehmet Aslan'ın Yabancı Dil Sınavına (YDS) girmek üzere ceza infaz kurumu dışına çıkmasının Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından engellenmesi şeklindeki müdahaleyi somut olayın hukuki koşulları ışığında dikkatle incelemiştir. Yüksek Mahkeme, öncelikle eğitim hakkına yapılan bu müdahalenin kanunilik şartını taşıyıp taşımadığını değerlendirmiştir. Başvurucunun kurum dışına çıkışının kısıtlanmasına dayanak olarak 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 92. maddesi gösterilmiştir. Söz konusu kısıtlama işlemi tesis edildiği tarihte bu hüküm şeklen yürürlükte olsa da, Anayasa Mahkemesinin norm denetimi yoluyla verdiği iptal kararıyla bu kuralın anayasaya aykırılığı tespit edilmiş ve kuralın ilgili kısmı hukuk sisteminden çıkarılmıştır.
Mahkeme, temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında yeterli bir açıklık ve kesinlikte öngörülebilmeye imkan tanımayan bir kanun hükmüne dayanılarak işlem tesis edilmesini hukuka aykırı bulmuştur. İptal kararına konu olan söz konusu düzenlemenin, sadece hükümlü ve tutukluların eğitim hakkını değil, aynı zamanda hastalık, doğal afet gibi acil durumlarda sağlık ve yaşam haklarını dahi kapsayacak kadar geniş ve belirsiz bir kısıtlama yetkisi verdiği, bu durumun uygulamada idari keyfiliğe yol açabileceği tespiti yapılmıştır. Somut olayda, başvurucunun ceza infaz kurumundan çıkışının, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından salt "asayiş ve güvenlik" şeklindeki genel geçer ve soyut bir ibareyle reddedilmesi, yasal dayanağın belirsizliğini ve öngörülemezliğini pekiştiren bir uygulama olarak değerlendirilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruya konu müdahalenin dayandığı kanun hükmünün anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiğini göz önünde bulundurarak, somut müdahalenin hukuken geçerli bir kanuni dayanağının bulunmadığını saptamıştır. Dolayısıyla anayasal güvence altındaki eğitim hakkına yapılan müdahalenin, ölçülülük veya meşru amaç aşamalarına geçilmeden doğrudan kanunilik şartını ihlal ettiği belirlenmiştir. Bu yasal eksiklik sebebiyle, idarenin tesis ettiği işlemin başvurucunun eğitim hakkının özüne dokunduğu ve ihlalin gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.