Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2020/34659 BN.

Karar Bülteni

AYM 2020/34659 BN.

Anayasa Mahkemesi | Mehmet Torun | 2020/34659 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/34659
Karar Tarihi 06.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Temel haklar salt idari kararla sınırlandırılamaz.
  • Aile hayatına saygı hakkı kanunilik şartı gerektirir.
  • Mahpusların görüş hakkı idari talimatla engellenemez.
  • Aynı kurumdaki eşlerin görüşmesi makul surette sağlanmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların temel haklarına yönelik müdahalelerin anayasal çerçevede kanunilik ilkesine sıkı sıkıya uygun olması gerektiğini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, COVID-19 salgını gibi olağanüstü ve riskli dönemlerde dahi aile hayatına saygı hakkına getirilecek kısıtlamaların salt idari makamların kararlarına veya kurum içi talimatlarına dayandırılamayacağını açıkça vurgulamıştır. Temel hak ve özgürlükleri sınırlayıcı mahiyetteki düzenleme yapma yetkisinin münhasıran yasama organına ait olduğu hatırlatılarak, idarenin kendi takdir alanı içinde sınırlandırma ihdas etmesinin Anayasa'nın öngördüğü güvencelerle hiçbir şekilde bağdaşmadığı ifade edilmiştir.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu içtihat, idari kurumlar ve infaz hâkimlikleri için oldukça bağlayıcı bir sınır çizmektedir. Ceza infaz kurumlarında bulaşıcı hastalık riskini önlemek amacıyla alınan tedbirlerin fiilen gerekli ve ölçülü olması Anayasa Mahkemesi tarafından tek başına yeterli görülmemiş, her türlü müdahalenin açık bir kanuni dayanağının bulunması zorunlu şart olarak aranmıştır. Benzer davalarda derece mahkemelerinin, hak ve özgürlükleri sınırlayıcı idari uygulamaları değerlendirirken kanunilik denetimini çok daha sıkı bir şekilde yapmaları gerektiği ortaya konulmuştur. Bu durum, idari talimatlarla gerçekleştirilen keyfî veya kanunsuz kısıtlamalara karşı mahpusların aile hayatına saygı hakkını oldukça güçlü bir şekilde koruma altına almaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümözlü olarak tutulurken eşi de aynı kurumda tutuklu olarak bulunmaktadır. COVID-19 salgını döneminde başvurucu, aynı ceza infaz kurumunda kalan eşiyle iç görüş ve telefon görüşmesi yapmak için cezaevi idaresine başvurmuştur.

Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığı, salgın nedeniyle alınan tedbirler kapsamındaki bulaşma riski ve fiziki yetersizlikleri gerekçe göstererek bu talebi reddetmiştir. Başvurucu, idarenin bu kararına karşı infaz hâkimliğine şikâyette bulunmuş ancak şikâyeti idarenin kararının usule uygun olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Ağır ceza mahkemesine yapılan itirazın da reddedilmesi üzerine başvurucu, eşiyle iletişim kurmasına izin verilmemesi sebebiyle mağdur edildiğini ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarında bulunan kişilerin görüş hakkına yönelik uygulanan her türlü kısıtlamanın, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkına doğrudan bir müdahale oluşturduğunu kabul etmektedir. Bu bağlamda, mahpusların cezaevindeki ziyaret ya da görüş hakları 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.83 uyarınca çok açık bir hukuki düzenlemeyle hüküm altına alınmıştır. İlgili madde metnine göre hükümlüler; eşleri, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı ile haftada bir kez yüz yüze veya uygun araçlarla görüşme yapma hakkına yasal olarak sahiptir. Aynı Kanun'un 5275 sayılı Kanun m.116 hükmü gereğince ziyaret hakkını güvence altına alan bu düzenlemelerin cezaevindeki tutuklular yönünden de aynen uygulanacağı belirtilmiştir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, aynı yerleşke içindeki farklı ceza infaz kurumlarında tutulan yakın aile bireylerinin, kurumsal düzeyde gerekli güvenlik önlemleri alınarak mümkün olduğunca belirli dönemlerde yüz yüze görüştürülmeleri şarttır. Bu husus, aile hayatına saygı hakkının devlete yüklediği pozitif ve temel yükümlülüklerin vazgeçilmez bir parçasıdır.

Temel hak ve hürriyetlere yönelik bir müdahalenin Anayasa'nın öngördüğü güvencelere uygun kabul edilebilmesinin ilk ve en temel şartı, müdahalenin şekli ve maddi anlamda kanuni dayanağının bulunmasıdır. Türk anayasal sisteminde hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı genel düzenleme yapma yetkisi sadece yasama organına aittir. Hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı nitelikteki kanun hükümlerine ilişkin idari ve yargısal yorumların kapsamı hiçbir zaman genişletici olmamalı ve öngörülebilir sınırlar içinde kalmalıdır. Derece mahkemelerinin hak ve özgürlükleri sınırlayıcı kuralların kapsamının geniş yorumlanması hususunda oldukça ihtiyatlı davranması gerektiği yerleşik içtihatlarla sabittir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun aynı ceza infaz kurumunda tutulan eşiyle iç görüş yapma talebinin reddedilmesi sürecini aile hayatına saygı hakkı ekseninde incelemiştir. Olayda, başvurucunun görüşme talebi, koronavirüs salgını nedeniyle alınan idari tedbirler, hastalığın bulaşma riski ve fiziki yetersizlikler gerekçe gösterilerek idari bir makam kararı ile reddedilmiştir. Yapılan şikâyet ve itiraz başvuruları da infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesince kurum kararının usule ve yasaya uygun olduğu belirtilerek sırasıyla reddedilmiştir.

Anayasa Mahkemesi, salgın hastalık gibi istisnai dönemlerde ceza infaz kurumlarının toplu yaşam alanları olması sebebiyle özel önlemler alınmasına ihtiyaç duyulabileceğini kabul etmekle birlikte, bu önlemlerin hak ihlali yaratmaması için belirli anayasal güvenceleri taşıması gerektiğine dikkat çekmiştir. Somut olay incelendiğinde, başvurucunun eşiyle iç görüş hakkının kısıtlanmasına imkân veren, kapsamı ve süresi öngörülebilir açık bir kanuni düzenlemenin bulunmadığı tespit edilmiştir. Söz konusu kısıtlamanın, yalnızca ceza infaz kurumlarına gönderilen genel idari talimat yazıları doğrultusunda fiilen uygulandığı görülmüştür.

Temel hak ve hürriyetleri sınırlandıran bir tedbir, demokratik toplum düzeninin korunması bakımından ne kadar gerekli ve ölçülü görünürse görünsün, salt idari bir işleme dayanıyorsa bu tür bir müdahalenin anayasal anlamda kanunilik şartını sağladığından söz edilemez. İdarenin kendi takdir alanı içinde olmayan bir konuda yalnızca idari kararla temel hakları sınırlandırması hukuken geçersizdir. Müdahalenin kanuni temelinin bulunmadığı anlaşıldığından, söz konusu müdahale açısından diğer güvence ölçütlerine riayet edilip edilmediğinin ayrıca değerlendirilmesine dahi gerek görülmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: