Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2020/24122 BN.

Karar Bülteni

AYM 2020/24122 BN.

Anayasa Mahkemesi | Yunus Usluer ve Diğerleri | 2020/24122 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 2. Bölüm
Başvuru No 2020/24122
Karar Tarihi 22.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Temel haklar ancak kanunla sınırlandırılabilir.
  • İdarenin hak kısıtlayıcı açık yetkisi bulunmalıdır.
  • Mahpusların aileyle görüşme hakkı engellenemez.
  • Müdahalenin kanuni dayanağı bulunmak zorundadır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların temel hak ve özgürlüklerinin sınırlandırılması hususunda idarenin yetkisinin kanunilik ilkesi çerçevesinde ne kadar sıkı bir denetime tabi olduğunu açıkça göstermektedir. Koronavirüs (Covid-19) salgını gibi olağanüstü ve öngörülemez halk sağlığı krizlerinde dahi, kamu makamlarının alacağı tedbirlerin şekli anlamda bir kanuna dayanması gerektiği vurgulanmaktadır. İdareye kanunla açık ve kesin bir yetki verilmediği durumlarda, genel idari işlemlerle veya tavsiye niteliğindeki kararlarla temel hakların kısıtlanması hukuka aykırı kabul edilmiştir.

Emsal niteliğindeki bu karar, özellikle pandemi döneminde cezaevlerinde uygulanan ziyaret yasağı ve kısıtlamalarına karşı açılan veya açılabilecek benzer davalar için doğrudan bir referans noktası oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi, salgın hastalık riski gerekçe gösterilse bile, aile hayatına saygı hakkı gibi anayasal güvence altındaki haklara yapılacak müdahalelerin çerçevesinin kanunla çizilmesi gerektiğinin altını çizmektedir. Uygulamada, idarelerin kriz anlarında refleks olarak aldıkları kısıtlayıcı kararların, yasal bir temelden yoksun olmaları halinde hak ihlali doğuracağı ve devleti tazminat yükümlülüğü ile karşı karşıya bırakacağı netleşmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, ceza infaz kurumunda tutuklu ve hükümlü olarak bulundukları sırada, Koronavirüs (Covid-19) salgını gerekçe gösterilerek aileleri ve yakınlarıyla yaptıkları açık ve kapalı görüşlerin idare tarafından kısıtlanması üzerine hukuk mücadelesi başlatmıştır. Salgın tedbirleri kapsamında getirilen bu kısıtlamaların kaldırılması için infaz hakimliğine yapılan şikayetler, ceza infaz kurumlarının kalabalık yapısı ve bulaşma riski gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Ağır ceza mahkemesine yapılan itirazlardan da sonuç alamayan başvurucular, görüş haklarının engellenmesinin aileleriyle iletişim kurmalarını imkansız hale getirdiğini ve mağdur olduklarını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Uyuşmazlık, salgın döneminde idari bir kararla mahpusların ziyaret hakkının kısıtlanmasının aile hayatına saygı hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı, bireylerin aileleriyle olan bağlarını sürdürebilmelerini ve devletin bu alana keyfi olarak müdahale etmemesini gerektirir. Ceza infaz kurumunda bulunmanın doğal bir sonucu olarak mahpusların hakları sınırlandırılabilse de, cezaevi idaresinin hükümlü ve tutukluların aileleriyle temasını devam ettirecek önlemleri alması anayasal bir zorunluluktur.

Temel hak ve özgürlüklere getirilecek her türlü kısıtlama, Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca mutlaka şekli anlamda bir kanuna dayanmalıdır. Kanunilik ölçütü, sadece yasal bir metnin varlığını değil, aynı zamanda bu kanunun ulaşılabilir, öngörülebilir ve idarenin keyfi uygulamalarına karşı yeterli güvenceleri sağlayacak kadar kesin olmasını ifade eder. Hak kısıtlayıcı kuralların kapsamının idare veya yargı mercilerince genişletici bir yoruma tabi tutulması hukuka aykırıdır.

Mahpusların ziyaret hakkı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, bu kanuni düzenleme cezaevi idaresine mahpusların ziyaret hakkını tamamen ortadan kaldırma veya süresiz olarak engelleme konusunda açık ve genel bir yetki vermemektedir. İdarenin, kanunun çizdiği sınırları aşarak sadece idari genelgeler veya yazılarla bu hakkı sınırlandırması kanunilik ilkesiyle bağdaşmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olaya ilişkin yaptığı incelemede, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün yazıları doğrultusunda 14/03/2020 tarihinden itibaren mahpusların açık ve kapalı görüş haklarına çeşitli kısıtlamalar getirildiğini ve bu kısıtlamaların 29/04/2022 tarihine kadar aralıklarla uygulandığını tespit etmiştir. Covid-19 salgını tedbirleri kapsamında uygulanan bu kısıtlamaların, başvurucuların aile hayatına saygı hakkına açık bir müdahale teşkil ettiği kabul edilmiştir.

Mahkeme, söz konusu müdahalenin anayasal şartları taşıyıp taşımadığını kanunilik ölçütü bağlamında değerlendirmiştir. İncelemede, 5275 sayılı Kanun hükümlerinin idari makamlara mahpusların ziyaret hakkını böylesine kapsamlı bir şekilde kısıtlama veya ortadan kaldırma yetkisi vermediği vurgulanmıştır. Ziyaret hakkının idare tarafından kısıtlanmasına imkân tanıyan açık, öngörülebilir ve kesin bir yasal düzenleme bulunmamasına rağmen bu kısıtlayıcı tedbirin sadece idari makamların kararlarına dayanılarak fiilen uygulandığı saptanmıştır. Bu nedenle, salgın hastalık gibi istisnai koşullar altında dahi temel haklara yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Ayrıca, başvuruculardan bazılarının spor faaliyetlerinin kısıtlanmasına yönelik itirazları, şikayetlerin temellendirilememesi nedeniyle açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Aynı şekilde, eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine dair soyut iddialar da somut bilgi ve belge sunulmaması sebebiyle kabul edilemez bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kanuni dayanaktan yoksun idari kararlarla görüşlerin kısıtlanması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: