Karar Bülteni
AYM Abdulkadir Gülenç ve diğerleri BN. 2022/43280
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/43280 |
| Karar Tarihi | 22.05.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mülke ulaşamama süregelen bir müdahale teşkil eder.
- Başvuru süresi müdahalenin kesildiği tarihten başlar.
- Aşırı şekilci yorumlar etkili başvuru hakkını ihlal eder.
Bu karar, terör olayları veya güvenlik tedbirleri sebebiyle mülklerine uzun yıllar boyunca ulaşamayan vatandaşların maddi zararlarının karşılanması taleplerinde karşılaştıkları süre aşımı engeline temelden bir hukuki çözüm getirmektedir. İdare ve yargı mercilerinin yasal başvuru sürelerini hesaplarken süregelen ihlalleri göz ardı ederek katı ve aşırı şekilci bir yaklaşım benimsemesinin, vatandaşların kanunla kendilerine tanınan tazminat haklarını kullanmalarını imkânsız hâle getirdiği net bir şekilde vurgulanmıştır. Mülke ulaşamama durumu kesintisiz devam eden kronik bir süreç olduğundan, her gün yenilenen bu mağduriyet karşısında olay için tek bir başlangıç tarihi belirlemek hukuken hatalı ve hakkaniyete aykırı bulunmuştur.
Kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi, benzer durumda olan binlerce vatandaşın zarar tespit komisyonlarına yapacakları başvurular için güçlü bir anayasal güvence oluşturmasından kaynaklanmaktadır. Bu içtihat sayesinde, eylemli ve devam eden idari ihlallerde başvuru süresinin ancak müdahalenin fiilen ve tamamen sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı kuralı perçinlenmiştir. Komisyonların süre retlerini haksız bulan bu yaklaşım, hak arama mekanizmalarının kâğıt üzerinde kalmamasını ve işlevsel olmasını temin etmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, yaşanan terör olayları ve güvenlik sorunları nedeniyle sahip oldukları mülklerine uzun bir süre boyunca ulaşamamışlardır. Bu süreçte mülklerini kullanamamalarından kaynaklanan zararlarının tazmin edilmesi amacıyla yasal haklarını kullanarak ilgili Zarar Tespit Komisyonuna başvuruda bulunmuşlardır. Ancak idare, başvurucuların tazminat taleplerini yasal başvuru sürelerinin geçtiği gerekçesiyle süresinde görmeyerek reddetmiştir.
Başvurucular, mülke ulaşamama durumunun sürekli devam eden bir mağduriyet olduğunu, bu sebeple katı bir süre sınırı uygulanmasının haklarını aramalarını engellediğini iddia ederek konuyu yargıya taşımışlardır. Uyuşmazlığın temelinde, devam eden bir ihlal durumunda tazminat başvuru süresinin ne zaman başlayacağı ve idarenin bu süreyi aşırı şekilci yorumlayarak talepleri esastan incelemekten kaçınmasının hukuka uygun olup olmadığı yatmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken, Anayasa m.35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve bu hakla bağlantılı olarak Anayasa m.40 kapsamında düzenlenen etkili başvuru hakkı çerçevesinde inceleme yapmıştır. Temel hukuki sorun, 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanmasındaki süre ve usul koşullarıdır.
Söz konusu Kanun, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle vatandaşların uğradıkları maddi zararların hızlı ve idari sulh yoluyla karşılanmasını amaçlamaktadır. Ancak idarenin 5233 sayılı Kanun m.6 kapsamında belirtilen başvuru sürelerini, devam eden mağduriyetleri dikkate almadan çok dar ve şekilci bir biçimde yorumlaması, kişilerin mülkiyet ve hak arama hürriyetini doğrudan zedelemektedir.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, hak arama yollarının kullanılmasına ilişkin usul kurallarının, hakkın özüne zarar vermeyecek şekilde, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine uygun olarak yorumlanması gerekmektedir. Eğer bir ihlal veya müdahale anlık bir eylemden ziyade zamana yayılan, süregelen bir nitelik taşıyorsa, zamanaşımı veya hak düşürücü sürelerin müdahalenin devam ettiği süreçte işlemeye başlatılması makul kabul edilemez. Süregelen durumlarda dava ve başvuru süreleri, idari eylemin veya müdahalenin tamamen kesildiği andan itibaren işlemelidir. Bu prensip, idari başvuru mekanizmalarının erişilebilir olmasını sağlayan temel bir doktrin kuralıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut başvuruyu incelerken olay ve olguları benzer nitelikte olan daha önceki emsal kararlarına atıf yapmıştır. Başvurucuların mülklerine ulaşamamaları ve bu nedenle yaşadıkları mağduriyetin anlık ve tek seferlik bir olay olmadığı, aksine zamana yayılan ve süregelen bir müdahale teşkil ettiği tespit edilmiştir.
Mahkeme, süregelen müdahalelerde zarar konusu olay için somut, tek ve kesin bir tarih belirlenemeyeceğini açıkça vurgulamıştır. İdarenin ve yargı mercilerinin benimsediği yaklaşımın, zarar konusu olayın âdeta her yıl kesintiye uğrayarak tekrarlandığını varsaydığına dikkat çekilmiştir. Bu yaklaşımın, başvurucuların tazminat taleplerini değerlendirmemek için aşırı şekilci bir tutum olduğu ve kişilerin yasal haklarını kullanmalarını fiilen imkânsız hâle getirdiği ifade edilmiştir.
Kararda, kanunda öngörülen başvuru sürelerinin ancak müdahalenin kesin olarak kesildiği tarihten itibaren başlatılması gerektiği belirtilmiştir. Aksi bir yorumun kabul edilmesi hâlinde, mağdurun müdahalenin başlangıcından itibaren altmışıncı günden sonra mağduriyeti ve müdahale devam etmesine rağmen her gün Zarar Tespit Komisyonuna yeniden başvurmak zorunda bırakılacağı, bunun da makul ve rasyonel bir hukuki beklenti olamayacağı tespiti yapılmıştır. Komisyonlara başvuru süresine ilişkin bu katı yorumun, başvurucuların yasa ile getirilen tazminat imkânından yararlanmasını aşırı derecede zorlaştırdığı saptanmıştır. Ayrıca makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyet, yasal düzenlemelerle kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmediği için reddedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.