Anasayfa Karar Bülteni AYM | İhsan Erdem Peker | BN. 2020/16311

Karar Bülteni

AYM İhsan Erdem Peker BN. 2020/16311

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/16311
Karar Tarihi 15.04.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Temel hak ve özgürlükler genelgeyle sınırlandırılamaz.
  • Mesleki hayata müdahale özel hayata müdahaledir.
  • Çalışma izninin iptali için kanuni dayanak şarttır.
  • İdari işlemle süresiz meslek icrası yasağı getirilemez.

Bu karar, idarenin olağanüstü hâl döneminde dahi temel hak ve özgürlüklere müdahale ederken kanunilik ilkesine sıkı sıkıya bağlı kalması gerektiğini vurgulayan son derece önemli bir hukuki metindir. Kararda, kanun hükmünde kararnamelerle kapatılan kurumlarda görev yapan personelin çalışma izinlerinin salt bir idari işlem niteliğindeki genelge ile iptal edilmesinin hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, kişinin mesleğini icra etmesinin engellenmesini ve özel öğretim kurumlarında çalışmasının süresiz olarak yasaklanmasını özel hayata saygı hakkına doğrudan bir müdahale olarak nitelendirerek, böyle bir kısıtlamanın ancak açık bir kanuni düzenleme ile yapılabileceğinin altını çizmiştir.

Bu içtihat, idari kurumların düzenleyici işlemlerle anayasal hakları kısıtlama yetkisinin sınırlarını çizmesi bakımından emsal niteliği taşımaktadır. Uygulamada, idarelerin genelge veya tebliğ gibi idari tasarruflarla kişilerin mesleki geleceklerini karartacak düzeyde yasaklar getirmesinin önüne geçilecek ve bu tür işlemlere maruz kalan kamu dışı personel için yargısal iptal yollarının kapısı aralanacaktır. Ayrıca, olağanüstü dönem tedbirlerinin dahi temel hakların özüne dokunamayacağı ve yasama organının açık yetkisi olmadan yürütme organının keyfî kısıtlamalar ihdas edemeyeceği prensibi bu kararla bir kez daha pekiştirilmiş, mağduriyetlerin giderilmesi için idari yargı mercilerine yol gösterici bir standart sunulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir özel eğitim kurumunda öğretmen olarak çalışan başvurucunun, kurumun kapatılmasının ardından mesleğini yapmasının idare tarafından engellenmesi etrafında şekillenmektedir. Başvurucu, FETÖ/PDY ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle kanun hükmünde kararname ile kapatılan bir özel okulda görev yapmaktayken, bu kurumdan kapatılma öncesi istifa ederek ayrıldığını iddia etmektedir. Ancak Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan bir genelgeye dayanılarak başvurucunun çalışma izni iptal edilmiş ve sisteme yasaklı olduğuna dair şerh düşülmüştür.

Bu durum, başvurucunun özel sektörde yeniden iş bulmasını ve on beş yıllık öğretmenlik mesleğini sürdürmesini imkânsız hâle getirmiştir. Başvurucu, çalışma izninin iptal edilmesi ve yeniden çalışma izni düzenlenmesinin yasaklanması işlemine karşı idare mahkemesinde iptal davası açmıştır. İdare mahkemesince davası reddedilen ve kanun yollarından da sonuç alamayan başvurucu, mesleğini icra edemediği ve özel hayatının olumsuz etkilendiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunarak ihlalin tespit edilmesini ve zararının giderilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, Anayasa'nın güvence altına aldığı temel hakların sınırlandırılması rejimine ve bu haklara yönelik müdahalelerin kanunilik ölçütüne dayanmaktadır. Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında korunan özel hayata saygı hakkı, bireylerin mesleki hayatlarını ve bu çerçevede kurdukları sosyal ilişkileri de güvence altına almaktadır. Bireylerin mesleki faaliyetlerini yürütmelerinin idari işlemlerle tamamen engellenmesi, kişinin başkalarıyla ilişki kurma ve geliştirme imkânını zayıflattığı için bu hakka yapılmış ağır bir müdahale olarak değerlendirilmektedir.

Temel hak ve hürriyetlere yönelik her türlü sınırlama, Anayasa'nın 13. maddesine göre ancak kanunla yapılabilir. Olayın meydana geldiği olağanüstü hâl döneminde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname, millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen kurumların kapatılmasını öngörmekle birlikte, bu kurumlarda çalışan personelin tüm özel öğretim kurumlarında çalışmasının süresiz olarak yasaklanmasına dair bir hüküm içermemektedir.

İdare hukukunun temel prensiplerinden olan normlar hiyerarşisine göre, yürütme organı kanunların açıkça yetki vermediği bir alanda, genelge gibi düzenleyici idari işlemlerle temel hak ve özgürlükleri kısıtlayamaz. Millî Eğitim Bakanlığının 21/7/2016 tarihli ve 7783529 sayılı Genelgesi, kanunda yer almayan bir çalışma yasağı ihdas ederek personelin çalışma iznini iptal etme yoluna gitmiştir. Yerleşik içtihatlara göre, kanunlarda açık bir düzenleme olmaksızın sadece idari işlemlerle veya genelgelerle bireylerin mesleklerini icra etmelerinin engellenmesi, müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı anlamına gelir ve doğrudan anayasal hakların ihlaline yol açar.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun durumu üzerinden yaptığı incelemede, çalışma izninin iptal edilmesi ve özel öğretim kurumlarında çalışmasının yasaklanması işleminin, kişinin özel hayatına ciddi şekilde etki ettiğini ve bu etkinin belirli bir ağırlık düzeyine ulaştığını tespit etmiştir. Bu nedenle başvurucunun mesleğini sürdürmesinin engellenmesi, özel hayata saygı hakkı kapsamında görülerek incelemeye tabi tutulmuştur.

Yüksek Mahkeme, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde kurulan komisyonlara başvuru yolunun, hak ihlali iddialarını esastan inceleyerek telafi sağlayabilecek nitelikte etkili bir yol olmadığını vurgulamıştır. Somut olayda, başvurucunun çalışma izninin iptali ve sisteme düşülen şerh nedeniyle mesleğini icra etme imkânından yoksun bırakılması idari yargı kararıyla da kesinleşmiş, dolayısıyla özel hayata saygı hakkına yönelik net bir müdahale gerçekleşmiştir.

Mahkeme, müdahalenin dayanağı olan düzenlemeleri incelediğinde; 667 sayılı KHK'nın sadece kurumların kapatılmasını düzenlediğini, çalışan personelin başka kurumlarda çalışmasının yasaklanmasına dair bir kural içermediğini tespit etmiştir. Başvurucuya uygulanan meslekten men niteliğindeki yasak, sadece Millî Eğitim Bakanlığının çıkardığı bir genelgeye dayandırılmıştır. Anayasa'nın 13. maddesi gereği temel hak ve özgürlükler ancak kanunla sınırlanabileceği hâlde, kanunda öngörülmeyen bir çalışma yasağının genelge niteliğindeki idari bir işlemle getirilmesi hukuka açıkça aykırıdır. Bu bağlamda, mesleğe yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı kesin olarak saptanmış ve kanunilik şartı sağlanmadığı için diğer güvence ölçütlerinin incelenmesine dahi gerek görülmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kanuni dayanaktan yoksun idari işlemle başvurucunun çalışma izninin iptal edilmesi ve mesleğini yapmasının yasaklanması nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: