Anasayfa Karar Bülteni AYM | Önder Bozkurt | BN. 2021/6931

Karar Bülteni

AYM Önder Bozkurt BN. 2021/6931

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/6931
Karar Tarihi 30.04.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Telefonla görüşme hakkı bölünerek kullandırılabilir.
  • Çocuğun üstün yararı her işlemde gözetilmelidir.
  • Aile bağlarının sürdürülmesi için önlem alınmalıdır.
  • İdari ret kararları ikna edici gerekçe içermelidir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülerin aile hayatına saygı hakkının, özellikle uzakta yaşayan küçük çocuklarıyla iletişim kurma bağlamında nasıl güvence altına alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, pandemi dönemi gibi olağanüstü kısıtlamaların yaşandığı koşullarda bile, idarenin hükümlülere tanıdığı iletişim haklarını kullandırırken çocuğun üstün yararını mutlaka merkeze alması gerektiğini vurgulamıştır. Mevzuatta açık bir yasaklayıcı engel bulunmamasına rağmen, hükümlünün yirmi dakikalık telefonla görüşme süresini iki farklı ilde yaşayan çocuklarıyla görüşebilmesi için bölme talebinin katı ve şekilci bir idari yorumla reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Emsal niteliğindeki bu karar, ceza infaz kurumu idarelerinin ve kararları denetleyen infaz hâkimliklerinin hükümlülerin masumane taleplerini değerlendirirken salt dar mevzuat okuması yapamayacaklarını göstermektedir. İdare, her somut olayın ailevi özelliklerini ve çocukların psikolojik gelişimlerini dikkate alarak pozitif yükümlülüklerini yerine getirmek zorundadır. Benzer uyuşmazlıklarda, mahpusların aile bağlarını korumaya yönelik idari ve yargısal makamların daha esnek, çözüm odaklı ve temel hakları önceleyen bir yaklaşım sergilemeleri; talepleri reddederken de mutlak surette ikna edici, ilgili ve somut gerekçeler sunmaları gerektiği içtihat hâline getirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu, koronavirüs (COVID-19) pandemisi tedbirleri kapsamında kapalı ve açık görüşlerin tamamen durdurulması üzerine, kendisine haftalık tek seferde kullandırılan yirmi dakikalık telefonla görüşme hakkının ikiye bölünerek kullandırılmasını idareden talep etmiştir. Başvurucunun eşi de tutuklu olup, beş ile yedi yaşlarındaki iki küçük çocuğu ailevi sorunlar nedeniyle Bursa ve Şanlıurfa gibi iki farklı ilde yaşamak durumunda kalmıştır.

Başvurucu, mevcut tek aramalı sistemin haftada yalnızca bir çocuğuyla iletişim kurmasına olanak tanıdığını, haftalarca diğer çocuğuyla sesli iletişim dahi kuramamanın çocukların psikolojisinde derin yaralar açtığını belirterek sürenin bölünmesini istemiştir. Ceza infaz kurumu ve akabinde infaz hâkimliği, ilgili mevzuata göre görüşmenin haftada bir kez ve tek bir numarayla kesintisiz yapılabileceği gerekçesiyle bu insani talebi reddetmiştir. Uyuşmazlık, idarenin bu şekilci ve katı tutumunun başvurucunun ve çocuklarının aile hayatına saygı hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa m.20 kapsamında güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkını ve Anayasa m.41 kapsamında düzenlenen ailenin korunması ve çocuk haklarına ilişkin devletin sahip olduğu pozitif yükümlülükleri temel bir çerçeve olarak ele almıştır. Devletin, anne ve babanın çocuğuyla bütünleşmesini sağlama amacıyla etkin tedbirler alması gerektiği ve her çocuğun yüksek yararına aykırı olmadıkça ebeveyniyle kişisel, doğrudan ilişki kurma ve bunu sürdürme hakkına sahip olduğu kararda güçlü bir şekilde vurgulanmıştır.

Elbette Anayasa m.19 uyarınca bir kişinin hukuka uygun olarak ceza infaz kurumunda tutulmasının kaçınılmaz bir sonucu olarak haberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkı belirli ölçülerde sınırlandırılabilir. Ancak bu olağan sınırlama durumu, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesiyle olan temasını devam ettirecek yapıcı önlemleri alma zorunluluğunu hiçbir şekilde ortadan kaldırmaz. Kurumda kamu düzeni ve disiplinin sağlanması ile bireyin aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı arasında son derece hassas ve adil bir denge kurulması zorunludur.

Uyuşmazlığın çözümünde ayrıca Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik m.74 hükümleri doğrudan mercek altına alınmıştır. Anılan düzenlemede tutuklu ve hükümlülerin telefonla görüşme hakkının kullandırılma koşulları belirlenmiş, ancak hastalık gibi zaruri ve istisnai hâllerde görüşme süresi ve sayısının idarece artırılabileceğine dair esneklik payı getirilmiştir. Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, çocukları doğrudan ilgilendiren her türlü işlemde "çocuğun üstün yararı" ilkesi rehber alınmalı, haklı taleplere yönelik idari ve yargısal ret kararlarında matbu şablonlar yerine, somut olayı karşılayan, ikna edici ve yeterli gerekçeler sunulmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun tarafına tanınan telefonla görüşme hakkını hiç kullanamaması veya tanınan toplam sürenin mevzuata aykırı şekilde eksik kullandırılması gibi bir durumun söz konusu olmadığını tespit etmiştir. Uyuşmazlığın temelinin, farklı illerde birbirinden ayrı yaşamak zorunda kalan küçük yaştaki iki çocukla aynı hafta içinde ayrı ayrı iletişim kurulmasına idarece şekilci bir yaklaşımla izin verilmemesi olduğu saptanmıştır. İdarenin, zorlu pandemi koşullarını gözeterek hükümlülere ek bir telefon görüşme hakkı tanıdığı ve mevcut sürenin toplamda yirmi dakikaya çıkarıldığı anlaşılmıştır.

Yüksek Mahkeme, Adalet Bakanlığı tarafından bizzat başvurucuya gönderilen cevap yazısında, telefonla görüşme hakkının kullandırılma şekil ve şartlarının esnek bir biçimde ceza infaz kurumunun takdirinde olduğunun açıkça bildirildiğine dikkat çekmiştir. Dolayısıyla ilgili mevzuatın, telefonla görüşme süresinin ikiye bölünmesini mutlak ve emredici surette engelleyen bir kural içermediği ortaya konmuştur. Ancak idare ve yargı makamlarının, Bakanlığın bu esneklik tanıyan yazısını tamamen göz ardı ederek, doğrudan yönetmelik hükmünün lafzına dayandıkları ve aşırı katı bir yorumla talebi haksız yere reddettikleri belirlenmiştir.

Bunun yanı sıra, olaya müdahil olan idari ve yargısal makamların kararlarında; başvurucu ve eşinin tutuklu olmasının yaratacağı travma, çocukların yaşlarının (beş ve yedi) son derece küçük olması, birbirlerinden çok uzak farklı illerde bulunmaları ve bu kısıtlayıcı uygulamanın çocukların psikolojik üstün yararına uygun olup olmadığı hususlarında tek bir değerlendirme dahi yapılmadığı saptanmıştır. Toplam yirmi dakikalık telefon görüşmesinin iki ayrı numaraya bölünerek onar dakika kullandırılmasının, ceza infaz kurumunda sürdürülen kamu hizmetine veya güvenliğe ne gibi bir olumsuzluk yaratacağına dair somut, mantıklı ve ikna edici hiçbir geçerli gerekçe dosyaya sunulamamıştır. Tüm bu hususlar bütüncül olarak değerlendirildiğinde, idari uygulamanın ve yargı kararlarının çocuğun üstün yararını hiçe saydığı, aile ilişkilerinin devamlılığını sağlamaktan uzak olduğu ve devletten beklenen pozitif koruma yükümlülüklerinin açıkça ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: