Anasayfa Karar Bülteni AYM | Tamer Aydıncioğlu | BN. 2020/39352

Karar Bülteni

AYM Tamer Aydıncioğlu BN. 2020/39352

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 2. Bölüm
Başvuru No 2020/39352
Karar Tarihi 30.04.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Şüphe feshinin yargısal denetimi her durumda zorunludur.
  • Mahkemeler feshin geçerli nedene dayandığını re'sen araştırmalıdır.
  • Esaslı iddiaların incelenmemesi karar hakkını ihlal eder.

Bu karar, iş hukukunda sıkça karşılaşılan "şüphe feshi" uygulamalarının yargısal denetimi açısından son derece kritik bir anlama sahiptir. Anayasa Mahkemesi, işverenin işçiye duyduğu güvenin sarsılması gerekçesine dayanan şüphe feshi durumlarında dahi mahkemelerin uyuşmazlığın esasına girmekle yükümlü olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. İş sözleşmesinin sadece olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamelerine dayanılarak feshedildiği vakalarda, mahkemelerin hiçbir araştırma yapmadan ve uyuşmazlığın esasına girmeden iddiaları reddetmesi, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan "karar hakkı"nın ihlali olarak kabul edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar yerel mahkemelerin ve istinaf mercilerinin yargılama yöntemini doğrudan etkileyecek niteliktedir. İşverenin şüphesini haklı kılacak ciddi ve objektif delillerin mahkemelerce kendiliğinden araştırılması gerektiği vurgulanmıştır. Uygulamadaki en büyük önemi, işe iade davalarında "taraflarca hazırlama" ilkesinin dar yorumlanamayacağını ve işverenin sunduğu salt KHK gerekçesinin mutlak doğru kabul edilemeyeceğini göstermesidir. Yargı mercileri, sadece şeklî bir karar vermek yerine, maddi vakıaları bütünüyle inceleyerek uyuşmazlığı esastan çözüme kavuşturmakla yükümlü kılınmış, böylece işçilerin keyfî fesih uygulamalarına karşı hukuki güvenlikleri koruma altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir kamu bankasında çalışan başvurucu, hakkında yürütülen FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklanmıştır. Bunun üzerine banka, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'yi gerekçe göstererek güven ilişkisinin bozulduğu iddiasıyla başvurucunun iş sözleşmesini feshetmiştir. Başvurucu, feshin geçersiz olduğunu, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmadığını ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini belirterek işe iade davası açmıştır. Ancak ilk derece iş mahkemesi, işverenin kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiyi kullandığını ve başvurucunun terör örgütüyle irtibatını inceleme görevinin mahkemeye ait olmadığını ifade ederek davanın esasına girmeden ret kararı vermiştir. İstinaf başvurusunun da reddedilmesi üzerine başvurucu, iddia ve itirazlarının yeterince incelenmediğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın ayrılmaz bir parçası olan karar hakkı üzerinde durmuştur. Karar hakkı, mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığın esasıyla ilgili olarak bir sonuca bağlanmasını ve bireylerin iddialarının yargı merciince bütüncül olarak incelenmesini güvence altına almaktadır. Sadece şeklî anlamda bir davanın görülüp karara bağlanması, bu hakkın sağladığı güvenceler bakımından tek başına yeterli değildir.

Kararda, iş hukukunun temel prensiplerinden olan şüphe feshi kavramı da irdelenmiştir. Yargıtay içtihatları uyarınca, şüphe feshinin geçerli olabilmesi için şüphenin işçinin kişiliğinden kaynaklanan, ciddi, önemli ve somut nitelikte objektif olay veya vakıalarla desteklenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı keyfî fesih uygulamaları ortaya çıkabilecektir. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında açılan işe iade davalarında, şüphe feshine dayalı durumlarda taraflarca hazırlama ilkesinden ziyade istisnai nitelikteki kendiliğinden araştırma ilkesi uygulanmalıdır.

Mahkemelerin, tarafların ortaya koyduğu tespitlerden bağımsız olarak objektif kriterleri araştırması ve tarafların iddialarını bu kapsamda değerlendirmesi zorunludur. İşvereni şüpheye götüren olguların ispat koşulu aranmadan mahkemece bir bütün olarak değerlendirilmemesi, yargı yoluna başvurmayı anlamsız kılmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesi, bireylerin tüm işlemlerinde devlete güven duymasını, mahkemelerin ise takdir yetkilerini kullanırken bu güveni sarsacak keyfî yorumlardan kaçınmasını gerektirmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi somut olayı incelerken, başvurucunun iş sözleşmesinin terör örgütüyle irtibatlı olduğu şüphesiyle feshedildiğini, ancak bu kararın haklılık temelinin yerel mahkemelerce hiçbir şekilde denetlenmediğini tespit etmiştir. Derece mahkemeleri, bankanın yaptığı değerlendirmenin objektif ve makul dayanakları olup olmadığını araştırmamış, feshin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı yönünde somut bir yargısal denetim gerçekleştirmemiştir.

Mahkemeler, işverenin sunduğu fesih gerekçesini peşinen doğru kabul ederek sadece olağanüstü hâl mevzuatına ve kanun hükmünde kararnameye atıf yapmakla yetinmiştir. Yüksek Mahkeme, işveren tarafından sunulan belgelerden başvurucu ile terör örgütü arasındaki bağlantının nasıl kurulduğunun anlaşılamadığına ve bu durumun yargılama aşamasında da mahkemelerce aydınlatılmadığına dikkat çekmiştir. Hâlbuki mahkemelerden beklenen, şüpheyi doğuran somut, kişisel ve güncel sebepleri gerekçeli kararda ayrıntılı bir şekilde ortaya koymak ve kendisini davanın reddi sonucuna götüren olguları açıkça tartışmaktır.

Anayasa Mahkemesine göre, işverenin feshe dayanak gösterdiği bir KHK hükmünün varlığı, mahkemelerin uyuşmazlığın esasını çözme ve feshin haklılığını inceleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Yargısal fonksiyonun temel işlevi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın maddi ve hukuki tüm boyutlarıyla ele alınarak esastan karara bağlanmasıdır. Yerel mahkemenin ve istinaf merciinin, uyuşmazlığın esasına inmeyerek iddiaları cevapsız bırakması ve yargısal denetim işlevini yerine getirmemesi, davanın açılış amacını tamamen işlevsiz hâle getirmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: