Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Nuran Kuday Kararı 2021/10012 B.

Anayasa Mahkemesi Nuran Kuday Kararı 2021/10012 B.

Bu karar, idarenin hizmet kusuruna dayalı tam yargı davalarında, idari yargı mercilerinin uyuşmazlığı çözerken ceza yargılaması neticesinde elde edilen delilleri ve ihmal tespitlerini mutlaka dikkate alması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Terör eylemleri sonucu meydana gelen can kayıplarında, idarenin önleyici tedbirleri alma konusundaki ağır ihmali iddia ediliyorsa, mahkemelerin salt sosyal risk ilkesine dayanarak davayı geçiştiremeyeceği, yaşam hakkının usul boyutunun ihlaline yol açmamak adına iddiaları derinlemesine incelemesi gerektiği vurgulanmıştır. Devletin olaydaki kusursuz sorumluluğunun ötesinde, olası bir hizmet kusurunun varlığı aydınlatılmak zorundadır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/10012
Karar Tarihi 30.04.2025
Taraf Nuran Kuday
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Yaşam hakkı ihlallerinde idarenin kusuru mutlaka incelenmelidir.
  • gavel Hizmet kusuru iddiaları sosyal risk ilkesiyle geçiştirilemez.
  • gavel Ceza yargılamasındaki ihmal tespitleri idari davada değerlendirilmelidir.
  • gavel Mahkemeler iddiaları aydınlatmak için gereken özeni göstermelidir.

Bu karar, idarenin hizmet kusuruna dayalı tam yargı davalarında, idari yargı mercilerinin uyuşmazlığı çözerken ceza yargılaması neticesinde elde edilen delilleri ve ihmal tespitlerini mutlaka dikkate alması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Terör eylemleri sonucu meydana gelen can kayıplarında, idarenin önleyici tedbirleri alma konusundaki ağır ihmali iddia ediliyorsa, mahkemelerin salt sosyal risk ilkesine dayanarak davayı geçiştiremeyeceği, yaşam hakkının usul boyutunun ihlaline yol açmamak adına iddiaları derinlemesine incelemesi gerektiği vurgulanmıştır. Devletin olaydaki kusursuz sorumluluğunun ötesinde, olası bir hizmet kusurunun varlığı aydınlatılmak zorundadır.

Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi, terör ve güvenlik zafiyetlerinden kaynaklanan zararların tazmini istemiyle açılan davalarda idari yargı pratiğini derinden etkileyecek niteliktedir. Yargı mercileri artık kusursuz sorumluluk hallerini doğrudan uygulamadan önce, davacıların idarenin asli kusuruna dair iddialarını detaylıca tartışmak zorundadır. Uygulamada, istihbari bilgiye rağmen önlem alınmaması gibi kamu görevlilerinin kusurlarını tespit eden ceza mahkemesi kararlarının ve müfettiş raporlarının idari yargı davalarında doğrudan değerlendirme konusu yapılması mecburi hale gelmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 11 Mayıs 2013 tarihinde bomba yüklü araçlarla gerçekleştirilen ve elli bir kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısında başvurucu Nuran Kuday'ın kızı da yaşamını yitirmiştir. Saldırının ardından hazırlanan mülkiye müfettişliği raporunda ve sorumlular hakkında açılan ceza davalarında, istihbarat birimlerinin patlama öncesinde araç plakası ve şahıs bilgileri de dâhil olmak üzere emniyet birimlerini detaylıca uyardığı, ancak yetkililerin yeterli önlemi almadığı tespit edilmiştir. Bu ağır ihmaller üzerine başvurucu ve çocukları, İçişleri Bakanlığı ile Hatay Valiliğine karşı maddi ve manevi zararlarının tazmini istemiyle tam yargı davası açmıştır. Davacılar, olayda istihbarat bilgisinin bulunmasına rağmen idarenin gerekli önlemleri almayarak hizmet kusuru işlediğini belirtmiş, ancak idare mahkemesinin bu kusur iddialarını hiç incelemeden davayı doğrudan sosyal risk ilkesi kapsamında sonuçlandırması üzerine hak ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, Anayasa'da güvence altına alınan yaşam hakkı ve idarenin hukuki sorumluluğu ilkelerine dayanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.17 uyarınca herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir. Bu temel anayasal güvence, devletin yalnızca bireylerin yaşamına kasıtlı olarak son vermemesini değil, aynı zamanda yetki alanındaki kişilerin yaşamını korumak için gerekli her türlü yasal, idari ve fiilî tedbiri almasını gerektiren pozitif bir yükümlülüğü de barındırmaktadır. Yaşam hakkının etkili bir biçimde korunması, idarenin hizmet kusurundan kaynaklandığı ileri sürülen ölüm olaylarında makul, özenli ve ivedi bir yargısal inceleme yapılmasını zorunlu kılar.

İdare hukukunun temel prensiplerinden biri olan idarenin hukuki sorumluluğu çerçevesinde, kamu hizmetinin kötü, geç veya hiç işlememesi durumlarında kusur sorumluluğu gündeme gelir. Tam yargı davalarında yargı mercileri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında delilleri toplamak ve davacıların iddialarını eksiksiz karşılamakla görevlidir. Terör eylemleri neticesinde doğan zararlar genellikle 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun hükümleri veya sosyal risk ilkesi çerçevesinde kusursuz sorumluluk kapsamında değerlendirilse de, somut bir idari ihmal veya hizmet kusuru iddia edildiğinde mahkemelerin doğrudan kusursuz sorumluluk yoluna gitmesi hukuka aykırıdır. Yaşam hakkının usul boyutu, mahkemelerin ceza soruşturmalarındaki kesinleşmiş ihmal tespitlerini ve raporları dikkate alarak idarenin olayı önleme konusundaki sorumluluğunu açık bir gerekçeyle tartışmasını emreder.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı yaşam hakkının usul boyutu çerçevesinde titizlikle incelemiştir. Başvurucunun idari yargıda açtığı tam yargı davasında idare mahkemesi, başvurucunun açık talebine rağmen olaya ilişkin yürütülen ceza yargılamasındaki bilgi ve belgeleri hiç temin etmeden karar vermiştir. Mahkeme kararında, idarenin hizmetin işleyişine ilişkin kusurunun bulunmadığı gibi kesin bir sonuca ulaşmış, ancak bu kanaate nasıl vardığına dair tek bir gerekçe dahi sunmamıştır. İdare mahkemesi, bu temelsiz kabulden hareketle uyuşmazlığı kusur sorumluluğuna ilişkin genel hükümler çerçevesinde derinlemesine değerlendirmek yerine, doğrudan 5233 sayılı Kanun ve sosyal risk ilkesi bağlamında çözüme kavuşturmuştur.

Oysa olayla ilgili yürütülen ceza yargılaması neticesinde, dönemin emniyet müdürleri ve sorumlularının kendilerine ulaşan somut istihbari bilgiye rağmen eyleme karşı yeterli tedbiri almadıkları ve bu nedenle görevi kötüye kullanma suçundan hapis cezası aldıkları açıkça sabittir. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarının tam da idarenin koruyucu tedbirleri almamasına, yani yaşamı koruma yükümlülüğünü ihlal etmesine dayandığını vurgulamıştır. Yargısal makamların bu denli kritik bir uyuşmazlığın çözümü için gerekli delilleri toplayıp irdelememesi, ceza dosyası tespitlerini görmezden gelmesi ve başvurucunun esaslı iddialarını cevapsız bırakması, Anayasa'nın yaşam hakkını güvence altına alan hükümlerinin gerektirdiği dikkat ve özenin gösterilmediğinin açık bir ispatıdır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Terör saldırısını önceden bilen devlete tazminat davası açabilir miyim? expand_more
Evet, açabilirsiniz. Anayasa'nın 17. maddesi uyarınca devletin kişilerin yaşamını korumak için gerekli her türlü tedbiri alma yükümlülüğü bulunmaktadır. Terör saldırılarına ilişkin somut istihbarat bilgisi olmasına rağmen yetkililerin önlem almaması ağır bir hizmet kusurudur. Bu tür idari ihmaller neticesinde meydana gelen can kayıpları için maddi ve manevi zararlarınızın tazmini istemiyle idareye karşı tam yargı davası açma hakkınız mevcuttur.
İdare mahkemesi, memurların ceza aldığı dosyayı görmezden gelebilir mi? expand_more
Hayır, kesinlikle görmezden gelemez. İdari yargı mercileri, idarenin hizmet kusuruna dayalı uyuşmazlıkları çözerken ceza soruşturmalarındaki kesinleşmiş ihmal tespitlerini ve olayla ilgili raporları mutlak surette dikkate almak zorundadır. Kamu görevlilerinin görevi kötüye kullanmaktan ceza aldığı bir dosyada, bu delilleri incelemeden idarenin kusuru olmadığına karar verilmesi yaşam hakkının usul boyutunun açık bir ihlalidir.
Mahkeme idarenin suçunu araştırmadan sosyal risk deyip davayı kapatabilir mi? expand_more
Hukuken bunu yapamaz. İdarenin önleyici tedbirleri almadığına dair somut bir hizmet kusuru veya ağır ihmal iddia ediliyorsa, mahkemelerin bu kusur iddialarını detaylıca tartışması gerekir. Mahkemelerin olaydaki asıl ihmali aydınlatmadan, uyuşmazlığı doğrudan "sosyal risk ilkesi" veya kusursuz sorumluluk kılıfına sokarak geçiştirmesi hukuka aykırıdır.
Ölüm olayında idarenin ihmali araştırılmazsa AYM'ye başvurabilir miyim? expand_more
Evet, bireysel başvuruda bulunabilirsiniz. Yaşam hakkının usul boyutu, ölüm olaylarında idarenin sorumluluğunun makul, özenli ve ivedi bir yargısal incelemeyle araştırılmasını emreder. İdare mahkemesi, sizin açık talebinize rağmen ceza yargılamasındaki belgeleri toplamadan, gerekçesiz bir şekilde davanızı reddediyorsa, Anayasa Mahkemesine başvurarak yaşam hakkınızın ihlal edildiğinin tespitini isteyebilirsiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir