Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Sıtkı Demiray | BN. 2021/26309

Karar Bülteni

AYM Sıtkı Demiray BN. 2021/26309

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/26309
Karar Tarihi 28.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tedbir kararlarına itirazda esaslı iddialar incelenmelidir.
  • İtiraz merciinin gerekçesiz ret kararı ihlaldir.
  • Yargı mercileri beyan ve delilleri karşılamalıdır.
  • Gerekçeli karar hakkı adil yargılanmanın güvencesidir.

Bu karar, 6284 sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarına karşı yapılan itirazların yargı mercilerince nasıl incelenmesi gerektiğine dair önemli bir standart getirmektedir. Anayasa Mahkemesi, kişi hakkında uygulanan önleyici veya koruyucu tedbir kararlarına yönelik esaslı itirazların ve sunulan delillerin, itirazı inceleyen merciler tarafından yüzeysel bir şekilde geçiştirilemeyeceğini vurgulamaktadır. Somut olayda tedbir kararına karşı öne sürülen temel iddiaların cevapsız bırakılması, adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir. Yargı mercilerinin, vatandaşların sunduğu beyanları ve delilleri etkili bir biçimde inceleyerek kararlarında tartışması anayasal bir zorunluluktur.

Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça güçlüdür. Özellikle aile hukuku ve kadına karşı şiddetin önlenmesi alanındaki tedbir taleplerinde, mahkemelerin çoğunlukla matbu gerekçelerle karar verdiği veya itirazları şablon cümlelerle reddettiği uygulamalara karşı bu karar, yargıçlara önemli bir uyarı niteliğindedir. İtiraz mercileri bundan böyle tedbir kararlarına yönelik şikayetleri değerlendirirken, itiraz edenin somut ve esaslı iddialarını kararlarında tek tek karşılamak ve neden reddettiklerini tatmin edici bir şekilde açıklamak zorundadır. Uygulamada, şiddetin önlenmesi amacıyla kararların hızla verilmesi gerekliliği ile kişilerin adil yargılanma hakları arasındaki hassas dengeyi sağlayan bu içtihat, hukuki güvenlik ilkesini pekiştirecek ve keyfi uygulamaların önüne geçecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Sıtkı Demiray hakkında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun uyarınca bir tedbir kararı verilmiştir. Başvurucu, aleyhine verilen bu tedbir kararına karşı birtakım esaslı iddialar ve deliller sunarak yetkili yargı merciine itirazda bulunmuştur. Ancak itirazı inceleyen mahkeme, başvurucunun öne sürdüğü iddiaları ve sunduğu delilleri kararında tartışmamış ve bu beyanları hiçbir şekilde dikkate almadan itirazı reddetmiştir.

Bunun üzerine başvurucu, iddialarının ve delillerinin itiraz mercii tarafından karşılanmadığını, mahkemenin verdiği kararın yeterli bir gerekçeden yoksun olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Temel uyuşmazlık, başvurucunun tedbir kararına itiraz ederken dayandığı somut hukuki gerekçelerin ve savunmalarının mahkemece dikkate alınıp alınmadığı ve bu durumun adil yargılanma hakkını zedeleyip zedelemediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözümlerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde koruma altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en temel yansımalarından biri olan gerekçeli karar hakkı üzerinde detaylı bir inceleme yapmıştır. Bireylerin yargı mercileri önünde iddialarını dile getirme ve savunmalarını sunma hakları anayasal bir teminattır. Bu hakkın doğal bir sonucu olarak tüm mahkemeler ve itiraz mercileri, verdikleri kararları tarafların öne sürdüğü esaslı iddia ve savunmaları karşılayacak, tatmin edici bir şekilde gerekçelendirmekle yükümlüdür.

Uyuşmazlığın yasal dayanağını oluşturan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddet mağduru olma ihtimali bulunan kişileri korumak amacıyla devletin hızlı ve ivedi tedbirler almasını öngören özel bir düzenlemedir. Ancak bu kanun kapsamında alelacele alınan tedbirlere muhatap olan kişilerin hukuki güvenliklerinin sağlanması da hukuk devletinin bir gereğidir. Bu kapsamda, aleyhine tedbir kararı verilen şahısların ilgili kararlara karşı yasal yollarla itiraz etme hakkı en temel usuli güvencelerden biridir.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatları prensiplerine göre, davanın veya itirazın sonucuna doğrudan etki edebilecek nitelikteki esaslı iddia ve sunulan delillerin görmezden gelinmesi, yargılamanın adil olma vasfını ciddi şekilde zedeler. Gerekçeli karar hakkı, yargı mercilerinin sadece şekli bir denetim yapmasını değil, tarafların sunduğu beyan ve delilleri etkili bir biçimde inceleyerek kararın hangi mantıksal ve hukuki temellere dayandığını açıkça göstermesini şart koşar. Mahkemelerin basmakalıp, şablon veya matbu gerekçeler kullanarak somut olayın kendine has özelliklerini tartışmadan ret kararı vermesi, Anayasa ile korunan adil yargılanma standartlarına açıkça aykırılık teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda Anayasa Mahkemesi, başvurucu aleyhine tesis edilen tedbir kararına karşı yapılan itirazın derece mahkemeleri tarafından nasıl incelendiğini derinlemesine değerlendirmiştir. Dosya kapsamından anlaşıldığı üzere başvurucu, verilen tedbirin haksız olduğuna dair esaslı iddialar öne sürmüş ve bu iddialarını desteklemek amacıyla çeşitli beyan ve deliller sunarak yetkili itiraz merciine başvurmuştur. İtiraz merciinin temel görevi, itirazın süresinde yapılıp yapılmadığını şeklen denetlemekle sınırlı değildir; aksine, alınan karardan doğrudan etkilenen kişinin savunmalarını maddi ve hukuki tüm boyutlarıyla irdelemek zorundadır.

Buna karşın, başvurucunun itirazını değerlendiren yargı merciinin, sunulan delilleri ve ileri sürülen esaslı iddiaları kararının gerekçesinde hiçbir şekilde tartışmadığı net bir biçimde tespit edilmiştir. Mahkemenin vermiş olduğu ret kararında, başvurucunun somut itirazlarına neden itibar edilmediğine dair tatmin edici, mantıklı ve olayla doğrudan ilgili bir açıklama yer almamaktadır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında da defalarca vurgulandığı üzere, itiraz merciince başvurucunun beyan ve delillerinin etkili bir şekilde incelenmesi ve kararda karşılanması mutlak bir anayasal zorunluluktur. Bu hukuki yükümlülüğün yerine getirilmemesi, mahkeme kararının gerekçesiz kalmasına yol açmakta ve tarafların yargı mercilerince gerçekten dinlenildiği, iddialarına değer verildiği inancını temelden sarsmaktadır.

Anayasa Mahkemesi, somut olayda sergilenen bu eksik inceleme ve değerlendirme tarzının, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkını ihlal ettiğini belirlemiştir. Söz konusu ihlalin ve yarattığı olumsuz sonuçların ortadan kaldırılması amacıyla, uyuşmazlığın yeniden yargılama yapılarak karara bağlanmasında hukuki yarar görülmüştür. Ayrıca, yaşanan bu anayasal hak ihlalinin, başvurucu üzerinde yalnızca yeniden yargılama ile bütünüyle giderilemeyecek manevi zararlara yol açtığı da dikkate alınarak adil bir tatmin sağlanması gerektiğine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması ve başvurucuya net 6.500 TL manevi tazminat ödenmesi yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: