Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Timur Demir Kararı 2019/38072 B.

Anayasa Mahkemesi Timur Demir Kararı 2019/38072 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların, özellikle eğitim çağında çocuğu olanların aile hayatına saygı hakkının korunması bakımından kritik bir hukuki öneme sahiptir. Karar, ceza infaz kurumu idarelerinin salt "güvenlik zafiyeti" veya "personel yetersizliği" gibi soyut ve genel geçer iddialarla hükümlülerin aileleriyle iletişimini kısıtlayamayacağını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Mahpusların tutulma koşulları kaçınılmaz bazı sınırlandırmalar getirse de devletin, aile bağlarının sürdürülmesi için gerekli tedbirleri alması yönündeki pozitif yükümlülüğü anayasal bir zorunluluk olarak pekiştirilmiştir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2019/38072
Karar Tarihi 28.11.2024
Taraf Timur Demir
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Mahpusların aileleriyle teması sağlanmak zorundadır.
  • gavel Çocukların üstün yararı kararlarda gözetilmelidir.
  • gavel Güvenlik riskleri somut verilerle açıklanmalıdır.
  • gavel Telefon görüşmeleri çocukların durumuna göre düzenlenmelidir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların, özellikle eğitim çağında çocuğu olanların aile hayatına saygı hakkının korunması bakımından kritik bir hukuki öneme sahiptir. Karar, ceza infaz kurumu idarelerinin salt "güvenlik zafiyeti" veya "personel yetersizliği" gibi soyut ve genel geçer iddialarla hükümlülerin aileleriyle iletişimini kısıtlayamayacağını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Mahpusların tutulma koşulları kaçınılmaz bazı sınırlandırmalar getirse de devletin, aile bağlarının sürdürülmesi için gerekli tedbirleri alması yönündeki pozitif yükümlülüğü anayasal bir zorunluluk olarak pekiştirilmiştir.

Uygulamadaki emsal etkisine bakıldığında, idare ve gözlem kurulları ile infaz hâkimliklerinin bundan sonraki telefon veya ziyaret günü planlamalarında çocukların okul saatlerini mutlak surette dikkate almaları gerekecektir. Karar, idarelerin kısıtlama kararı alırken çocuğun üstün yararını temel alan, somut riskleri ve güvenlik açıklarını detaylandıran ikna edici gerekçeler sunmalarını mecburi kılmaktadır. Benzer durumda olan ve çocuklarıyla okul saatleri çakıştığı için iletişim kuramayan binlerce mahpus için bu içtihat, aile bağlarının koparılmamasına yönelik sağlam bir hukuki dayanak oluşturacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır ve eğitim çağında iki kızı vardır. Ceza infaz kurumu idaresi, personel yetersizliğini ve kurum güvenliğini gerekçe göstererek tutuklu ve hükümlülerin haftalık telefon görüşmelerinin sadece hafta içi yapılmasına karar vermiştir. Başvurucu, çocuklarının hafta içi okulda olmaları nedeniyle mesai saatleri içindeki bu görüşmelere katılamadıklarını belirterek telefon görüşme günlerinin hafta sonuna alınmasını talep etmiştir. İnfaz hâkimliği ve itiraz mercii olan ağır ceza mahkemesi, cezaevi idaresinin kararını yerinde bularak talebi reddetmiştir. Başvurucu, alınan bu kararlarla çocuklarıyla iletişim kurmasının engellendiğini belirterek aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel anayasal kuralların başında, Anayasa'nın 20. maddesi ile güvence altına alınan "özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı" ile Anayasa'nın 41. maddesinde yer alan ailenin korunması ve çocuk haklarına ilişkin düzenlemeler gelmektedir. Bu maddeler, ebeveynin çocuklarıyla bütünleşmesinin sağlanması amacıyla devletin gerekli tedbirleri alması ve kamusal makamların bu yükümlülüğü yerine getirmesi gerekliliğini içermektedir.

Yerleşik anayasal içtihatlara göre, mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı tarafından çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde "çocuğun üstün yararının" gözetilmesi esastır. Hükümlü ve tutukluların bazı haklarının sınırlandırılması tutulmanın kaçınılmaz bir sonucu olsa da, ceza infaz kurumu idaresi mahpusların ailesiyle temasını sağlayacak tedbirleri almak zorundadır.

Bu tedbirler alınırken çocuğun yüksek yararı gözetilerek kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi ile aile hayatına saygı hakkı arasında adil bir denge sağlanmalıdır. Ceza infaz kurumları tarafından getirilecek sınırlandırmalarda genel ve soyut ifadelere dayanılamaz; sınırlandırmanın neden zorunlu olduğu, güvenlik risklerinin neler olduğu somut verilerle ve ikna edici gerekçelerle ortaya konulmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun somut iddiaları ışığında yaptığı incelemede, ceza infaz kurumu idaresinin ve derece mahkemelerinin kararlarını detaylıca değerlendirmiştir. Başvurucunun ortaöğretime devam eden iki çocuğunun bulunduğu ve bu çocukların hafta içi okulda eğitim görmeleri sebebiyle babalarıyla telefonla görüşemedikleri sabittir. Nitekim Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün ilgili yazısında da, öğrenim gören çocukların üstün yararı gözetilerek kurum imkânları ölçüsünde telefon görüşmelerinin hafta sonu yaptırılabileceği hususu cezaevlerine açıkça bildirilmiştir.

Buna karşın, ceza infaz kurumu gözlem kurulu, kapasite fazlalığı ve personel yetersizliğini öne sürerek görüşmelerin sadece hafta içi yapılması kararında ısrar etmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu kararı ve kararı onayan yargı mercilerinin gerekçelerini incelediğinde, hafta sonu görev yapan personel sayısına ve bu durumun oluşturacağı iddia edilen güvenlik zafiyetine dair somut hiçbir bilginin sunulmadığını tespit etmiştir. İdare ve derece mahkemeleri, güvenlik riski hakkında genel ve soyut ifadelerin ötesine geçmemiş, çocuğun üstün yararını dikkate alan ikna edici ve objektif bir veri ortaya koyamamıştır.

Mevcut durumda, idarenin uygulaması ve mahkeme kararları birlikte değerlendirildiğinde, çocuğun üstün yararı gözetilerek aile ilişkilerinin devamlılığını sağlayacak şekilde hareket edilmediği anlaşılmıştır. Başvurucunun haklı taleplerinin neden karşılanamadığı hususunda ilgili kararlarda somut ve yeterli gerekçe sunulmaması, devletin aile hayatına saygı hakkı bağlamındaki pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediğini açıkça göstermektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Çocuğum okuldayken cezaevindeki babasıyla telefonda nasıl görüşecek? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, ceza infaz kurumu idareleri mahpusların ailesiyle temasını sağlayacak tedbirleri almak zorundadır. Bu kapsamda telefon görüşme planlamaları yapılırken çocuğun eğitim hakkı ve üstün yararı gözetilmeli, görüşmeler çocukların okul saatlerine denk gelmeyecek şekilde, örneğin hafta sonuna alınarak düzenlenmelidir.
Cezaevi "personel yetersiz" diyerek hafta sonu telefon hakkını kısıtlayabilir mi? expand_more
Hayır, kısıtlayamaz. Ceza infaz kurumları, salt "personel yetersizliği" veya soyut bir "güvenlik zafiyeti" gerekçesiyle hükümlülerin aileleriyle iletişimini engelleyemez. İdarenin herhangi bir kısıtlama yapabilmesi için sınırlandırmanın zorunluluğunu ve güvenlik risklerini somut verilerle ve ikna edici gerekçelerle kanıtlaması şarttır.
Telefon günü çocuğun okul saatine denk geliyorsa nereye, nasıl itiraz edebiliriz? expand_more
Öncelikle telefon görüşme gününün değiştirilmesi için cezaevi idaresine talepte bulunulmalıdır. İdarenin bu talebi reddetmesi halinde karara karşı infaz hâkimliğine, itirazın reddi halinde ise ağır ceza mahkemesine başvurulabilir. Tüm iç hukuk yollarından olumlu bir sonuç alınamazsa, alınan kararlarla aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği belirtilerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılabilmektedir.
Anayasa Mahkemesi mahkûmların çocuklarıyla iletişimi için ne diyor? expand_more
Anayasa Mahkemesi, ebeveynin çocuklarıyla bütünleşmesinin sağlanmasını devletin bir pozitif yükümlülüğü olarak değerlendirmektedir. Anayasa'nın 20. maddesi olan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile 41. maddesindeki ailenin korunması ve çocuk hakları hükümleri gereğince, çocukları ilgilendiren tüm idari işlemlerde çocuğun üstün yararı temel alınmalı ve aile bağlarının kopmaması için gerekli tüm tedbirler sağlanmalıdır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir