Anasayfa Karar Bülteni AYM | Tolgahan Yenice | BN. 2020/4375

Karar Bülteni

AYM Tolgahan Yenice BN. 2020/4375

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/4375
Karar Tarihi 28.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Çocukların üstün yararı her idari işlemde gözetilmelidir.
  • Mahpusların aileleriyle bağlarının kopmaması için tedbir alınmalıdır.
  • Görüş günleri çocukların eğitim hakkını engellememelidir.
  • Güvenlik gerekçesi somut olgularla ve yeterince açıklanmalıdır.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların aile hayatına saygı hakkı ile kurum güvenliği arasındaki hassas dengeyi çocuğun üstün yararı ilkesini merkeze alarak yeniden çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, ebeveynleri cezaevinde olan çocukların örgün eğitimlerine devam ederken aynı zamanda ebeveynleriyle aile bağlarını sürdürebilmeleri için gereken koşulları sağlamanın devletin anayasal pozitif yükümlülüğü olduğuna vurgu yapmaktadır. İdarenin sadece personel yetersizliği veya genel asayiş gerekçelerine dayanarak öğrenim gören çocukların hafta sonu görüş taleplerini reddetmesi, somut bir tehlike ortaya konulmadığı sürece hak ihlali doğurmaktadır.

Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi oldukça güçlüdür. Karar, ceza infaz kurumu idarelerinin mahpusların görüş gün ve saatlerini belirlerken geniş bir takdir yetkisine sahip oldukları yönündeki genel kabulü, çocukların eğitim hakkı ve aile hayatının korunması noktasında sınırlandırmaktadır. İdarelerin ve bu kararları denetleyen derece mahkemelerinin bundan sonraki süreçte, öğrenim gören çocukları bulunan mahpusların hafta sonu görüş taleplerini reddederken, güvenlik zafiyetinin ne şekilde oluşacağını çok daha somut, ikna edici ve kişiselleştirilmiş verilerle kanıtlamaları gerekecektir. Bu içtihat, idari makamları rutin ve matbu ret gerekçelerinden uzaklaşarak her somut olayın özelliğine göre adil bir denge testi yapmaya zorlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Marmara 7 No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu, ilkokula giden çocuğunun eğitiminin aksamaması için hafta içi uygulanan açık, kapalı ve telefonla görüş günlerinin hafta sonuna alınmasını talep etmiştir. Cezaevi idaresi; personel yetersizliği, kapasite fazlalığı, olağanüstü çalışma koşulları ve kurum asayişinin tehlikeye düşebileceği gibi birtakım güvenlik gerekçeleriyle bu talebi reddetmiştir. Başvurucu, çocuğunun hafta içi okula gitmek zorunda olduğu için görüşlere gelemediğini, geldiği günlerde ise eğitiminden mahrum kaldığını belirterek infaz hâkimliğine ve ardından ağır ceza mahkemesine başvurmuştur. Ancak yargı mercileri de idarenin kararını yerinde bularak talepleri reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, idarenin katı tutumu nedeniyle çocuğuyla iletişiminin zayıfladığını, aile hayatına saygı ve eğitim haklarının zedelendiğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.41 kapsamında ailenin korunması ve çocuk hakları ilkelerini temel almıştır. Ayrıca uyuşmazlıkta uygulanacak kurallar bağlamında 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri de idarenin takdir yetkisinin sınırlarını belirlemektedir.

Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, ceza infaz kurumunda tutulmanın doğası gereği bazı hakların sınırlandırılması kaçınılmaz olsa da, devletin ebeveyn ile çocuk arasındaki bağın kopmamasını sağlama yönünde çok ciddi bir pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Mahkemeler, idari makamlar ve yasama organı tarafından yapılan ve çocukları doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen bütün faaliyetlerde "çocuğun üstün yararı" ilkesinin gözetilmesi esastır.

Bu kapsamda, hükümlü ve tutukluların açık, kapalı veya telefonla görüşme gün ve saatleri belirlenirken, öğrenim gören çocukların eğitim hayatlarının aksamaması için idarece makul ve özel tedbirler alınması gerekmektedir. İdare, kurumun iç düzeni, disiplini ve güvenliği ile mahpusun aile hayatına saygı hakkı arasında mutlaka adil bir denge kurmalıdır. Kamu düzeni veya suç işlenmesinin önlenmesi gibi meşru amaçlarla kısıtlamaya gidildiğinde, idarenin salt soyut, matbu ve genel geçer ifadelere dayanması yerleşik içtihatlar uyarınca yeterli kabul edilmemektedir. İdarenin, hafta sonu görüş yaptırılmasının veya telefon haklarının eğitim saatleri dışında kullandırılmasının kurum güvenliğini somut olarak ne şekilde tehlikeye düşüreceğini objektif, ikna edici ve yeterli gerekçelerle ortaya koyması anayasal bir zorunluluk olarak öngörülmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvuru dosyasını incelediğinde başvurucunun örgün eğitime devam eden ilkokul çağındaki çocuğunun, açık ve kapalı görüşler ile telefon görüşmelerinin tamamen hafta içi saatlerinde yaptırılması nedeniyle babasıyla eğitimini aksatmadan görüşemediğini açıkça tespit etmiştir. İdare ve gözlem kurulu, başvurucunun hafta sonu görüşme talebini personel yetersizliği, kapasite üstü barınma, olağanüstü idari tedbirler ve asayiş sorunları gibi genel güvenlik gerekçeleriyle reddetmiş olsa da, bu gerekçelerin somut olayın kendine özgü koşullarına uygun düşmediği saptanmıştır.

İdare tarafından hafta sonu görev yapan personel sayısına ve bu personelin görev dağılımına dair objektif ve somut veriler sunulmadığı gibi, öğrenim gören çocuklar için esneklik sağlanmasının ve hafta sonu görüş uygulamasının cezaevi güvenliğinde fiilen nasıl bir zafiyete yol açacağı hususunda ikna edici hiçbir açıklama yapılmamıştır. Derece mahkemeleri de itiraz süreçlerinde idarenin sunduğu bu soyut gerekçeleri yeterli bularak çocuğun üstün yararını haklar arası dengeleme testine dâhil etmemiştir. Anayasa Mahkemesi, idarenin kararındaki güvenlik riski algısının objektif verilerle temellendirilmediğini, personel eksikliğinin hak ihlaline mazeret olamayacağını ve çocuğun üstün yararının gözetilerek aile ilişkilerinin devamlılığını sağlayacak makul tedbirlerin alınmadığını vurgulamıştır. Yargı kararları ve idari uygulamalar bir bütün olarak incelendiğinde, başvurucunun talebinin neden karşılanamadığı hususunda ilgili ve yeterli bir gerekçe sunulmadığı, dolayısıyla idarenin aile hayatına saygı hakkı bakımından devletten beklenen pozitif yükümlülükleri yerine getirmekten kaçındığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: