Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Bessi Gezer | BN. 2023/95102

Karar Bülteni

AYM Bessi Gezer BN. 2023/95102

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi / Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/95102
Karar Tarihi 24.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tazminatın enflasyon karşısında erimesi mülkiyeti ihlal eder.
  • Geciken tazminat ödemeleri kişiye aşırı külfet yükleyemez.
  • Bireysel başvuruda otuz günlük süre emredici kuraldır.
  • Süresinden sonra yapılan bireysel başvurular incelenmeksizin reddedilir.

Bu karar hukuken, devletin kamulaştırmasız el atma davaları sonucunda vatandaşlara ödemekle yükümlü olduğu tazminatların, fiili ödeme anına kadar geçen sürede enflasyon karşısında değer kaybetmesinin anayasal bir ihlal olduğunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının özüne dokunan bu tür uygulamalarda, vatandaşın alım gücünün korunmasının zorunlu olduğunun altını çizmektedir. Enflasyon nedeniyle eriyen tazminat tutarlarının kişilere şahsi, olağan dışı ve aşırı bir külfet yüklediği kabul edilerek, idarelerin hakkaniyete uygun bir güncelleme yapması gerektiği vurgulanmaktadır.

Benzer davalarda emsal etkisi ve uygulamadaki önemi ise oldukça büyüktür. İdarelerin, el atılan taşınmazların bedellerini öderken gecikme veya enflasyon nedeniyle oluşan farkları göz ardı edemeyeceği bu kararla bir kez daha tescillenmiştir. Karar, aynı zamanda bireysel başvuru süresinin sıkı sıkıya takip edilmesi gerektiğine yönelik usuli bir hatırlatma da barındırmaktadır. Öğrenme tarihinden itibaren otuz günlük sürenin kaçırılması, haklı bir talep olsa bile davanın esasına girilmeden usulden reddedilmesi sonucunu doğurmaktadır ki bu da avukatların ve vatandaşların hak arama süreçlerindeki süre yönetiminde çok daha dikkatli olmaları gerektiğini göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Bessi Gezer'e ait taşınmaza ilgili idare tarafından usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılmış ve bunun üzerine hukuki yollara başvurulmuştur. Açılan dava sonucunda başvurucu lehine bir tazminat tutarına hükmedilmiş olsa da, söz konusu bedelin yargılama ve ödeme süreçlerinde geçen zaman zarfında enflasyon karşısında erimesi ve geç ödenmesi uyuşmazlığın temelini oluşturmuştur. Başvurucu, idare tarafından ödenen tazminatın taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, paranın geçen sürede alım gücünü kaybettiğini belirterek mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir. Asıl mesele, ödenen tutarın enflasyon karşısında geç ve eksik tahsil edilmesinden doğan zararın mülkiyet hakkı kapsamında Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuruya konu edilmesidir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı çözerken temel olarak mülkiyet hakkı güvencelerini ve usul hukukundaki süre kurallarını merkeze almıştır. Öncelikle, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapılmaksızın vatandaşın taşınmazına el atılmasının, mülkiyet hakkına yönelik açık bir müdahale olduğu yerleşik içtihatlarla sabittir. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri gereğince, el atılan mülkün gerçek karşılığının malike ödenmesi anayasal bir güvencedir.

Anayasa Mahkemesinin emsal kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere, kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi, bireylere şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Mülkiyet hakkı, yalnızca bir malvarlığına sahip olmayı değil, o eşyanın ekonomik ve güncel değerinin korunmasını da güvence altına alır. Bu sebeple devletin ödemekle yükümlü olduğu meblağların gecikmeden ve alım gücü korunarak ödenmesi zorunludur.

Bununla birlikte, Anayasa yargısında hak arama hürriyetinin kullanılabilmesi katı süre kurallarına bağlanmıştır. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca, bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği ya da ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması emredici bir kuraldır. Sürelerin hak düşürücü nitelikte olması, hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlali iddialarını iki farklı boyutta ele alarak incelemiştir. İlk olarak, taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığına ilişkin temel şikâyet usul yönünden değerlendirilmiştir. Dosya kapsamından başvurucu vekilinin nihai yargı kararını 9/5/2023 tarihinde öğrenmiş olduğu anlaşılmıştır. Buna rağmen, kamulaştırmasız el atmadan kaynaklı mülkiyet hakkı ihlali şikâyeti, yasal otuz günlük hak düşürücü süre geçtikten çok sonra, 25/10/2023 tarihinde yapılmıştır. Mahkeme, bu nedenle kamulaştırmasız el atma işleminin bizatihi kendisine yönelik şikâyeti süre aşımı gerekçesiyle diğer kabul edilebilirlik koşullarını incelemeksizin kabul edilemez bulmuştur.

İkinci olarak, kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğramasına ilişkin şikâyet esastan incelenmiştir. Yüksek Mahkeme, önceki içtihatlarına atıf yaparak, hükmedilen tazminat tutarlarının değer kaybına uğratılarak ödenmesinin başvurucu üzerinde şahsi, aşırı ve olağan dışı bir külfet yarattığını tespit etmiştir. Ekonomik koşullar ve uzun süren süreçler dikkate alındığında, başvurucuya geç ve enflasyon karşısında erimiş bir değerle yapılan ödemenin, mülkiyet hakkının özünü zedelediği saptanmıştır. Bu bağlamda, idarenin eyleminin ölçüsüz olduğu ve anayasal güvencelerin ihlal edildiği kanaatine varılmıştır. Meydana gelen maddi kaybın giderilmesi ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla dosyanın Midyat 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, yeniden yargılama yapılmasının yeterli bir giderim sağlayacağı belirtilerek ayrıca tazminat talepleri reddedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: