Karar Bülteni
AYM Beyhan Çelik ve Diğerleri BN. 2021/65341
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2021/65341 |
| Karar Tarihi | 24.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında erimesi hak ihlalidir.
- Değer kaybı mülk sahibine orantısız külfet yükler.
- Gerçek bedelin ödenmesi temel bir anayasal güvencedir.
- Başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru yapılamaz.
Bu karar hukuken, devletin kamulaştırma işlemleri sonucunda vatandaşlara ödemekle yükümlü olduğu tazminat bedellerinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının mülkiyet hakkının ağır bir ihlali anlamına geldiğini açıkça teyit etmektedir. Kamulaştırma mevzuatında yer alan ve tespit edilen bedelin mahkeme kararı kesinleşene kadar üçer aylık vadeli hesaplarda bekletilmesini öngören kuralın, enflasyonist dönemlerde paranın alım gücünü dramatik şekilde düşürdüğü kabul edilmiştir. Mahkemenin bu yaklaşımı, kamulaştırma bedellerinin sadece kâğıt üzerinde değil, fiili satın alma gücü bakımından da gerçek değeri yansıtması gerektiğini hukuki bir zorunluluk olarak ortaya koymaktadır.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece belirleyici olacaktır. Özellikle kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarının yıllarca sürebildiği göz önüne alındığında, yargılama sürecinde ortaya çıkan değer kayıplarının idare tarafından telafi edilmesi gerektiği prensibi yerleşmektedir. İdarelerin ve derece mahkemelerinin, hükmedilen bedellerin enflasyon karşısında aşırı değer kaybına uğramasını engelleyecek tedbirleri doğrudan alması zorunlu hâle gelmiştir. Bu karar aynı zamanda, adil yargılanma hakkı şikayetleri için kanunla kurulan yeni idari başvuru yollarının, Anayasa Mahkemesine gelmeden önce mutlaka tüketilmesi gerektiğini kesin bir dille hatırlatarak usul hukuku pratiğine yön vermektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, kendilerine ait olan taşınmazların idare tarafından kamulaştırılması sürecinde mahkemelerce belirlenen kamulaştırma bedellerinin ödenme şekli ve süresi nedeniyle mağdur olduklarını belirterek dava açmışlardır. İlgili yasa hükmü gereğince, idarenin kıymet takdir komisyonunca belirlenen bedel ile mahkemenin belirlediği daha yüksek bedel arasındaki farkın, karar kesinleşene dek vadeli hesaplarda bekletilmesine hükmedilmiştir. Başvurucular, bu yasal zorunluluk sebebiyle hak ettikleri tazminat bedelini derhâl alamadıklarını ve uzun süren yargılama süreci boyunca bankada bekletilen paranın yüksek enflasyon karşısında ciddi şekilde eridiğini ileri sürmüşlerdir. Bu durumun anayasal mülkiyet haklarını zedelediğini belirten başvurucular, aynı zamanda yargılamanın makul sürede bitirilmemesinden, mahkemeye erişim haklarının kısıtlanmasından ve lehlerine verilen mahkeme kararlarının zamanında icra edilmemesinden de şikayet ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna gitmişlerdir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı karara bağlarken öncelikle Anayasa'nın mülkiyet hakkını düzenleyen güvencelerini ve kamulaştırma hukukuna yön veren evrensel ilkeleri temele almıştır. Uyuşmazlığın kökeninde, mülga 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu m.10 hükmünün sekizinci fıkrasında yer alan ve tespit edilen kamulaştırma bedelinin mahkeme kararı kesinleşene kadar vadeli hesapta tutulmasını emreden yasal düzenleme yatmaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu kısıtlayıcı düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğuna daha önceki bir norm denetimi davasında karar vererek ilgili hükmü iptal etmiştir.
Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesi, bireylere şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yükleyen orantısız bir müdahale olarak tanımlanmaktadır. Anayasa'nın 35. maddesinde teminat altına alınan mülkiyet hakkı, kamu gücüyle el konulan mülkün gerçek karşılığının hiçbir kesintiye veya zımni erimeye mahal vermeksizin malike ödenmesini emreder.
Öte yandan, yargılamanın makul sürede tamamlanmaması ve mahkeme kararlarının geç veya eksik icra edilmesi şeklindeki usule ilişkin şikayetler, yasal başvuru yollarının tüketilmesi kuralı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri devreye girmektedir. Anılan kanuna eklenen geçici maddeler uyarınca, bu tür şikayetlerin doğrudan Anayasa Mahkemesi yerine öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna yöneltilmesi yasal bir zorunluluktur. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereğince, olağan ve idari başvuru yolları tüketilmeden yapılan müracaatlar esastan incelenmemektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucuların kamulaştırma bedellerinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratıldığına ilişkin iddialarını titizlikle incelemiştir. Dosya kapsamında, ilk derece mahkemelerinin 2942 sayılı Kanun'un ilgili fıkrası gereğince, kamulaştırma bedellerinin karar kesinleşene kadar üçer aylık vadeli hesaplarda tutulmasına hükmettiği tespit edilmiştir. Her ne kadar yargılama aşamasında Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak üst derece mahkemelerince ödemelerin derhâl yapılması gerektiği yönünde düzeltmeler yapılmış olsa da, söz konusu yasal kısıtlamanın belirli bir dönem başvuruculara uygulanmış olması ve bedelin bu süreç zarfında enflasyon karşısında reel olarak erimesi somut bir vakıa olarak saptanmıştır.
Mahkeme, daha önce verdiği emsal kararlara atıf yaparak, kamulaştırma bedellerinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının, başvuruculara şahsi olarak katlanılamaz, aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğinin altını çizerek belirtmiştir. Bu bağlamda, paranın alım gücündeki düşüşün telafi edilmemesinin mülkiyet hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale olduğu ve mülk sahibinin enflasyonun yıkıcı etkilerine karşı korumasız bırakıldığı tespit edilmiştir.
Diğer taraftan, yargılamanın makul sürede bitirilmediği, mahkemeye erişim hakkının engellendiği ve mahkeme kararlarının icra edilmediği yönündeki iddialar usul kuralları açısından ele alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, 6384 sayılı Kanun ile kurulan ve yetkileri genişletilen Tazminat Komisyonunun, bu tür idari ve usuli şikâyetler için ilk bakışta ulaşılabilir, başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bulunan etkili bir iç hukuk yolu olduğuna karar vermiştir. Başvurucuların bu yasal başvuru yolunu tüketmeden doğrudan bireysel başvuruda bulundukları anlaşıldığından, söz konusu makul süre ve kararın icrası iddiaları yönünden davanın esasına girilmesi mümkün görülmemiştir. Ancak temel itiraz noktası olan mülkiyet hakkının ihlali iddiası bakımından yeniden yargılama yapılması yasal bir zorunluluk olarak ortaya çıkmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla kararı ilgili derece mahkemelerine göndermiştir.