Karar Bülteni
AYM Boğaziçi Elektronik Ltd. Şti. BN. 2021/2302
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/2302 |
| Karar Tarihi | 24.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırma bedeli taşınmazın gerçek değerini yansıtmalıdır.
- Özel amaçlı satışlar emsal bedel tespitinde kullanılamaz.
- Kamulaştırma bedelinin enflasyona karşı korunması zorunludur.
- Kamulaştırma davalarında malik aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemez.
Bu karar, idareler tarafından gerçekleştirilen kamulaştırma işlemleri sonucunda taşınmaz maliklerine ödenen bedellerin ekonomik koşullar karşısında erimesi ve aleyhe yüklenen yargılama giderlerinin mülkiyet hakkı üzerindeki tahrip edici etkilerini ortaya koyması bakımından kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında hükmedilen bedellerin enflasyon karşısında değer kaybetmesinin ve malik aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin, anayasal güvence altında olan mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale oluşturduğunu açıkça vurgulamıştır. Özellikle mülkiyet hakkına yönelik idari sınırlandırmaların orantılı olması ilkesi gereğince, taşınmaz sahibine haksız bir mali külfet yüklenmemesi gerektiği bir kez daha kesin bir dille teyit edilmiştir.
Kararın uygulamadaki ve benzer davalardaki emsal etkisi oldukça büyüktür; zira kamulaştırma bedeli tespit ve tescil davalarında ilk derece mahkemelerinin vereceği hükümlerde enflasyon etkisini ve vekâlet ücreti uygulamalarını doğrudan yönlendirecek niteliktedir. Benzer davalarda emsal teşkil edecek bu güçlü içtihat, idarelerin açtığı davalarda vatandaşların veya tüzel kişilerin sırf kamulaştırma işlemine taraf kılındıkları için ek yargılama giderleri veya vekâlet ücretleri ile zarara uğratılmalarının kesin olarak önüne geçmektedir. Taşınmazın gerçek değerinin ödenmesi ilkesi, sadece kâğıt üzerinde bir rakamın belirlenmesi değil, bu rakamın alım gücünün de korunması gerektiği şeklinde genişletilerek uygulanmalıdır. Bu çerçevede yerel mahkemelerin, enflasyonist dönemlerde mülkiyet hakkının özünü koruyacak şekilde bedel tespiti yaparken çok daha hassas davranmaları gerekecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu Boğaziçi Elektronik-Elektrik Mühendislik Ticaret Ltd. Şti. Ye ait Antalya ili Konyaaltı ilçesindeki dükkân vasıflı bir taşınmaz, imar planı değişikliği sonucunda yol ve park alanında kaldığı gerekçesiyle Konyaaltı Belediye Başkanlığı tarafından kamulaştırılmak istenmiştir. İdare bünyesindeki kıymet takdir komisyonu taşınmaz için belirli bir bedel belirlemiş, ancak şirket ile belediye idaresi arasında satın alma usulüne ilişkin uzlaşma sağlanamamıştır.
Uzlaşmazlık üzerine Konyaaltı Belediye Başkanlığı, taşınmazın kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve idare adına tescili talebiyle Antalya 11. Asliye Hukuk Mahkemesinde şirket aleyhine dava açmıştır. Yargılama sırasında mahkeme, alınan ek bilirkişi raporları doğrultusunda bir bedel belirleyerek taşınmazın idare adına tesciline karar vermiş, ayrıca şirket aleyhine vekâlet ücreti ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucu şirket ise belirlenen bedelin düşük olduğunu, uzun süren yargılama sürecinde enflasyon nedeniyle bedelin değer kaybettiğini ve idare lehine vekâlet ücreti çıkmasının mülkiyet hakkını zedelediğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı ve 46. maddesinde yer alan kamulaştırma güvencelerini merkeze almıştır. İdarelerin kamu yararı amacıyla özel mülkiyete konu taşınmazları kamulaştırması hukuken daima mümkündür; ancak bu işlemin anayasaya uygun kabul edilebilmesi için malike taşınmazın "gerçek karşılığının" ödenmesi anayasal bir zorunluluktur.
Taşınmaz bedelinin tespitinde, yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, uzman mahkemelerin ve bilirkişi heyetlerinin piyasa rayiç değerlerine uygun emsaller kullanması beklenmektedir. Mahkemeler, özel ve ticari amaç içermeyen, taraflı olmayan satışları emsal alarak taşınmazın güncel zemin değerini hesaplamalıdır. Gayrimenkul satışlarında daha az harç ödenmesi amacıyla resmî satış senedindeki satış bedelinin gerçeğinden düşük gösterilebildiği bilinen bir vakıadır. Bu sebeple kamulaştırma bedelinin tespitinde özel kişiler arasında yapılan satışlardaki fiyatların emsal olarak alınmasının taşınmaz bedelinin doğru bir biçimde hesaplanmaması riskine yol açacağı göz ardı edilmemelidir.
Bunun yanı sıra, Anayasa Mahkemesinin Ali Şimşek ve diğerleri ile Mehmet Akdoğan ve diğerleri kararlarında da yerleşmiş olduğu üzere, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması veya uğratılarak ödenmesi, başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Bu durum, mülkiyet hakkının özüne dokunan ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmektedir.
Ayrıca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davaları ile kamulaştırmasız el atma davalarında malik aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi konusu, Kübra Yıldız ve diğerleri isimli Genel Kurul kararı prensipleriyle çözümlenmiştir. Bu yerleşik içtihada göre, mülk sahibinin sırf idari bir işlem olan ve kendi kusurundan kaynaklanmayan kamulaştırma süreci nedeniyle açılan davada aleyhine vekâlet ücreti ödemek zorunda bırakılması, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın sözüne ve mülkiyet hakkının koruyucu ruhuna aykırı bulunmasını gerektiren temel bir hukuk kuralıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken öncelikle kamulaştırma bedelinin mahkemece düşük belirlendiği yönündeki iddiaları ele almıştır. İlk derece mahkemesi, bilirkişi heyetinin hazırladığı ek raporu dikkate alarak, başvuru şirketin bizzat sunduğu, özel bir ticari amaç taşımayan ve piyasa rayiçlerine uygun olan başka bir taşınmazı emsal olarak kabul etmiştir. Anayasa Mahkemesi, mahkemenin bu tercihinin keyfî veya temelsiz olmadığını, bilirkişi raporunda yer alan denize uzaklık, imar durumu ve vergi değeri gibi mukayese kriterlerinin mantıklı ve yeterli gerekçelere dayandığını belirlemiştir. Bu nedenle bedelin düşük belirlendiğine ilişkin iddialar açıkça dayanaktan yoksun bulunarak reddedilmiştir.
Ancak başvuru, enflasyon karşısında kamulaştırma bedelinin erimesi açısından incelendiğinde farklı bir tablo ortaya çıkmıştır. Kamulaştırma sürecinde ve olağan kanun yollarından geçen yargılama aşamasında harcanan zaman zarfında, ülkemizdeki enflasyon oranları dikkate alındığında, başvurucu şirkete ödenmesine karar verilen bedelin önemli ölçüde değer kaybına uğradığı tespit edilmiştir. Mahkemenin hükmettiği kamulaştırma bedelinin enflasyonist etkiler karşısında güvence altına alınmaması, malik olan başvurucu şirkete aşırı ve olağandışı bir mali külfet yüklemiştir. Anayasa Mahkemesi, bedelin bu şekilde değer kaybına uğratılmasının mülkiyet hakkını orantısız bir biçimde sınırlandırdığı ve anayasal güvence olan "gerçek karşılığın ödenmesi" kuralını zedelediği sonucuna ulaşmıştır.
Diğer yandan, idarenin açtığı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davası sonucunda idare lehine, dolayısıyla başvurucu şirket aleyhine 2.725 TL tutarında vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Anayasa Mahkemesi, idarenin tamamen kendi kamu gücünü kullanarak başlattığı bir kamulaştırma sürecinde, mülkünden yasal zorunlulukla yoksun bırakılan malikin bir de idareye vekâlet ücreti ödemek zorunda bırakılmasının Anayasa'nın lafzıyla ve ruhuyla hiçbir şekilde bağdaşmadığını tespit etmiştir. Bu uygulama, malikin eline geçen gerçek kamulaştırma bedelinin haksız yere daha da azalmasına ve mülkiyet hakkı güvencesinin derinden sarsılmasına yol açmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması ve aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiştir.