Anasayfa Karar Bülteni AYM | M.G. ve Diğerleri | BN. 2020/24097

Karar Bülteni

AYM M.G. ve Diğerleri BN. 2020/24097

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/24097
Karar Tarihi 06.01.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tazminat miktarı makul sürenin aşımıyla orantılı olmalıdır.
  • Komisyon kararları ihlali gidermede pratikte etkili olmalıdır.
  • Yetersiz tazminat, etkili başvuru hakkını ihlal eder.

Bu karar, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiasıyla Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna yapılan başvurularda hükmedilen tazminat tutarlarının yeterliliğini hukuken derinlemesine denetlemektedir. Anayasa Mahkemesi, Tazminat Komisyonu tarafından belirlenen miktarların yalnızca sembolik kalmaması gerektiğini, aksine Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla tam anlamıyla uyumlu olması gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Hükmedilen tutarların makul sürenin aşımıyla orantılı olmaması durumunda, mevzuatta öngörülen hukuki yolun teorikte var olsa da pratikte bireylere başarı şansı sunmadığı ve etkisiz kaldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, devletin bireylere sunduğu telafi mekanizmalarının işlevsel olması gerektiği bir kez daha teyit edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça büyüktür ve idari pratiği değiştirecek niteliktedir. Zira 6384 sayılı Kanun ile kurulan Tazminat Komisyonu, uzun yargılama şikâyetlerinde Anayasa Mahkemesinden önce tüketilmesi gereken zorunlu ve etkili bir başvuru yolu olarak öngörülmüştür. Ancak bu kararla birlikte, Komisyonun sırf şeklen bir inceleme yapıp ihlal kararı vermesinin yeterli olmadığı, aynı zamanda mağduriyeti fiilen giderecek ölçüde adil, uygun ve yeterli bir tazminat belirlemesi gerektiği kesin bir içtihat hâline getirilmiştir. Bu doğrultuda, Komisyonun ve itiraz mercii olan bölge idare mahkemelerinin, uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı ve yargılama süresi gibi kriterleri dikkate alarak tatminkâr bir tazminat miktarına hükmetmemesi hâlinde, etkili başvuru hakkının doğrudan ihlal edilmiş sayılacağı açıkça ortaya konulmuştur. Bu durum, Tazminat Komisyonunun mevcut tazminat hesaplama yöntemlerini ve uygulamalarını mağduriyetleri gerçek manada giderecek şekilde ivedilikle revize etmesini gerektiren emsal bir karardır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, taraf oldukları çeşitli davaların çok uzun sürmesi nedeniyle mağdur olduklarını belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır. Anayasa Mahkemesi, bu tür şikâyetler için kurulan Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonunu adres göstererek başvuruları ilk aşamada usulden reddetmiştir. Bunun üzerine Tazminat Komisyonuna müracaat eden başvurucular haklı bulunmuş ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği tespit edilerek kendilerine tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Ancak başvurucular, Komisyon tarafından belirlenen tazminat miktarlarının Anayasa Mahkemesinin benzer dosyalarda verdiği tutarlara kıyasla çok düşük ve yetersiz olduğunu düşünerek Bölge İdare Mahkemesine itiraz etmişlerdir. Bölge İdare Mahkemesinin itirazları reddetmesi veya artırılan miktarları dahi tatmin edici bulmamaları üzerine başvurucular, tazminat miktarlarının yetersizliğinin makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini belirterek yeniden Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 kapsamında düzenlenen etkili başvuru hakkı ilkelerine dayanmıştır. Etkili başvuru hakkı, kişinin anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü durumlarda, iddialarını inceletebileceği, ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya ve yeterli giderim sağlamaya elverişli idari ve yargısal yollara erişebilmesini ifade etmektedir. Şikâyetlerin esasının incelenmesine imkân sağlayan ve uygun bir telafi yöntemi sunan yolların bulunması anayasal bir zorunluluktur.

Mevzuatta mağduriyetin giderilmesi için 6384 sayılı Kanun ile Adalet Bakanlığı bünyesinde İnsan Hakları Tazminat Komisyonu kurulmuş olup, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılamaması şikâyetleri için bu yolun tüketilmesi zorunlu tutulmuştur. Ancak yargı makamlarının ve komisyonların, öngörülen hukuki yolları işletirken ihlalleri yalnızca kâğıt üzerinde usulen tespit etmesi yeterli değildir; bu yolun aynı zamanda pratikte de mağdura başarı şansı sunması ve somut bir onarım sağlaması gerekmektedir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin ihlallerin giderilmesi, yargılamanın süresi ile orantılı ve tatminkâr bir tazminatın ödenmesini mutlak surette zorunlu kılar. Ceza yargılamalarında sürenin başlangıcı gözaltı veya yakalama gibi kişiye isnadın bildirildiği ve kişinin isnattan ilk etkilenildiği tarih olarak kabul edilirken; medeni haklara ilişkin uyuşmazlıklarda ise davanın açıldığı tarih esas alınır. Sürenin bitişi ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, bazen de icra aşamasını kapsayacak şekilde uyuşmazlığın sona erdiği tarihtir. Bu değerlendirme yapılırken davanın karmaşıklığı, kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu temel kriterler olarak esas alınır. Eğer ihlali tespit eden merciler tarafından hükmedilen tazminat, yerleşik standartlara göre bariz şekilde yetersiz ise, o başvuru yolunun etkili olduğundan kesinlikle söz edilemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların taraf olduğu medeni ve cezai yargılamaların süresinin makul olmadığını ve bu ihlal durumunun Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından da açıkça tespit edilerek başvurucular lehine tazminat ödenmesine karar verildiğini saptamıştır. Dolayısıyla öncelikli uyuşmazlığın asıl noktasının yargılamanın uzun sürüp sürmediği değil, uzun süren yargılama nedeniyle Komisyon tarafından öngörülen tazminat miktarının yeterli bir giderim sağlayıp sağlamadığı olduğu tespit edilmiştir.

Yapılan incelemede, Tazminat Komisyonu tarafından makul sürenin aşılması nedeniyle belirlenen tazminat miktarlarının Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına uygun bir orantıda hesaplanmadığı ortaya konulmuştur. Davaların karmaşık niteliği, taraf sayıları ve yargılamaların kaç derece sürdüğü göz önüne alındığında, hükmedilen tutarların yaşanan ihlali telafi etmekten son derece uzak ve bariz bir şekilde yetersiz kaldığı değerlendirilmiştir.

Tazminat Komisyonunun, makul sürede yargılanma hakkı ihlallerinin giderilmesi hususunda teorik düzeyde etkili bir yol olduğu kabul edilmekle birlikte, somut olayda sergilediği öngörülebilir olmayan ve bariz takdir hatası oluşturan dar yorumları sebebiyle pratikteki başarı şansı sunma potansiyelini yitirdiği tespit edilmiştir. Komisyonun ve sonrasında itirazları son merci olarak inceleyen Bölge İdare Mahkemesinin, makul sürenin aşımıyla orantılı olacak şekilde başvurucular lehine yeterli ve tatminkâr bir gidere hükmetmemesi, makul sürede yargılanma hakkı ihlalini telafi etmek için özel olarak kurulan bu başvuru yolunu tamamen etkisiz hâle getirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: