Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ali Ulvi Turhan ve Diğerleri | BN. 2020/694

Karar Bülteni

AYM Ali Ulvi Turhan ve Diğerleri BN. 2020/694

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2020/694
Karar Tarihi 18.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tazminat miktarı ihlalin ağırlığıyla orantılı olmalıdır.
  • Etkili başvuru yolu pratikte başarı şansı sunmalıdır.
  • Yetersiz tazminat etkili başvuru hakkını zedeler.
  • Makul süre tazminatları yerleşik içtihatlara uygun belirlenmelidir.

Bu karar, yargılamaların makul sürede bitmemesi nedeniyle kurulan Tazminat Komisyonunun işleyişi ve verdiği kararların hukuki niteliği açısından kritik bir anlama sahiptir. Anayasa Mahkemesi, sadece bir tazminat yolunun şeklen var olmasının yeterli olmadığını, bu yolun mağduriyeti gerçekten giderecek makul ve orantılı bir tazminat sunması gerektiğini vurgulamaktadır. Komisyon tarafından komik sayılabilecek kadar düşük (örneğin 45 TL) tazminatlara hükmedilmesi, kişinin adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının özünü derinden zedeleyen bir ihlal olarak kabul edilmiştir.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu karar, İnsan Hakları Tazminat Komisyonu ve bu komisyonun kararlarını denetleyen bölge idare mahkemeleri için çok net bir standart belirlemektedir. Yüksek Mahkeme, hükmedilecek tazminat miktarlarının makul sürenin aşımıyla mutlaka orantılı olması ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına uygun seviyelerde belirlenmesi gerektiğini emretmektedir. Benzer davalarda bu karar, düşük tazminat alan vatandaşlar için güçlü bir hukuki dayanak oluşturacaktır. İdari komisyonların ve yargı mercilerinin, sembolik tazminatlar yerine mağduriyeti gerçekten telafi edecek tutarlara hükmetmesi zorunlu hâle gelmiştir; aksi takdirde oluşturulan idari başvuru yolunun tamamen etkisizleşeceği ortaya konulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Vatandaşlar, taraf oldukları çeşitli hukuki süreçlerde davalarının yıllarca sürmesi ve bir türlü sonuçlanmaması nedeniyle yargılamanın uzun sürdüğünü belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır. Anayasa Mahkemesi, bu tür şikâyetler için özel olarak kurulan Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna gidilmesi gerektiğini belirterek ilk başvuruları reddetmiştir.

Bunun üzerine vatandaşlar Tazminat Komisyonuna başvurarak uzun süren davalar yüzünden uğradıkları zararların yasal faiziyle ödenmesini talep etmişlerdir. Komisyon, davaların gereğinden fazla uzun sürdüğünü kabul etmiş ancak bazı başvuruculara 45 TL gibi son derece düşük ve yetersiz tazminatlar ödenmesine karar vermiştir. Başvurucular, bu düşük tazminat miktarlarına karşı bölge idare mahkemesine itiraz etmiş, itirazları reddedilince komisyonun belirlediği tazminatın sembolik olduğunu ve mağduriyetlerini gidermediğini belirterek yeniden Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa m. 36'da düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkı ile Anayasa m. 40'ta yer alan etkili başvuru hakkı kurallarını temel almıştır. Ayrıca 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun hükümleri de yargılamanın yasal zeminini oluşturmaktadır.

Etkili başvuru hakkı, anayasal bir hakkı ihlal edilen herkesin, makul, erişilebilir ve ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmaya ya da yeterli giderim sağlamaya elverişli idari ve yargısal yollara başvurabilme imkânına sahip olmasını gerektirir. Yerleşik içtihat prensiplerine göre, kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı yollarının mevzuatta sadece kâğıt üzerinde yer alması tek başına yeterli kabul edilemez. Bu hukuki yolun aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması, hakkı ihlal edilen bireylere yeterli ve tatmin edici bir telafi imkânı sağlaması zorunludur.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde; davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların tutumu, ilgili yargılama makamlarının özeni ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaati gibi kriterler dikkate alınır. Hak ihlali tespit edildiğinde, devletin çözüm için kurduğu tazminat komisyonlarının vereceği kararların, makul sürenin aşımıyla kesinlikle orantılı ve hakkaniyete uygun olması gerekir. Eğer sunulan başvuru yolu, ihlalin boyutlarıyla örtüşmeyen ve mağduriyeti gidermekten çok uzak, sadece sembolik nitelikte bir giderim sağlıyorsa, bu durum demokratik bir hukuk devletinde etkili başvuru hakkının zedelendiği anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi, idari komisyonlarca belirlenen tazminat miktarlarının kendi içtihatlarıyla uyumlu olmasını temel bir standart olarak kabul etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı detaylı şekilde incelerken öncelikle başvurucuların taraf olduğu davaların makul sürede tamamlanmadığı ve yargılama sürelerinin gereğinden fazla uzadığı gerçeğini tartışmasız olarak tespit etmiştir. Nitekim İnsan Hakları Tazminat Komisyonu da kendi incelemesinde söz konusu davaların makul sürede bitirilmediğini ve yargılama süresinin uzun olduğunu açıkça kabul etmiştir. Ancak mevcut uyuşmazlığın temel çatışma noktası, Komisyon tarafından belirlenen tazminat miktarlarının bireylerin yaşadığı mağduriyeti gerçekten giderip gidermediği hususunda toplanmaktadır.

Yüksek Mahkeme, Komisyon tarafından bazı başvurucular için 45 TL gibi son derece sembolik ve 17.000 TL'ye kadar değişen farklı miktarlarda takdir edilen tazminat tutarlarını titizlikle incelemiştir. Yapılan derinlemesine değerlendirmede, belirlenen bu tazminat miktarlarının yargılamadaki makul sürenin aşımıyla hiçbir şekilde orantılı olmadığı, maruz kalınan gecikmeyi telafi etmekte son derece yetersiz kaldığı ve en önemlisi Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına uygun seviyelerde olmadığı belirlenmiştir. Uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı ve yargılamanın yıllarca sürmesi gibi hayati unsurlar göz önünde bulundurulduğunda, idarece öngörülen bu tutarların başvurucuların uğradığı manevi zararı karşılamaktan çok uzak olduğu saptanmıştır.

İhlalleri gidermek üzere oluşturulan başvuru yolunun, sadece şeklen var olması hukuken yeterli görülmemiş; pratik anlamda da bireylerin mağduriyetini tatmin edici şekilde gidermesi gerektiği güçlü bir dille vurgulanmıştır. Somut olayda, tazminat komisyonunun son derece düşük tazminatlara hükmetmesi ve bu haksız kararlara yapılan itirazların idare mahkemelerince ilgili ve yeterli gerekçe olmaksızın reddedilmesi, hak ihlalini gidermek için kurulan mekanizmanın tamamen etkisizleşmesine neden olmuştur. Dolayısıyla, makul sürede yargılanma hakkı bağlamında kurulan bu hukuki yolun, yetersiz tazminat politikası nedeniyle bizzat etkili başvuru hakkını zedelediği kesin bir sonuca bağlanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: