Karar Bülteni
AYM 2023/93814 BN.
Anayasa Mahkemesi | Ali Güzelderen ve Diğerleri | 2023/93814 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2023/93814 |
| Karar Tarihi | 18.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkının ihlalidir.
- Tazminatın enflasyon karşısında erimesi mülkiyeti ihlal eder.
- Geciken ödemeler mülk sahibine orantısız külfet yükler.
- Makul süre şikayetlerinde komisyona başvuru tüketilmelidir.
Bu karar, idarelerin bireylere ait taşınmazlara herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın fiilen veya hukuken el atmasının mülkiyet hakkına yönelik kanunsuz ve ağır bir müdahale olduğunu bir kez daha tescil etmektedir. Ayrıca, oldukça uzun süren yargılamalar neticesinde hükmedilen tazminat bedellerinin enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğratılması, malikin mülkiyet hakkından doğan maddi zararlarının gerçek anlamda telafi edilmemesi anlamına gelmektedir. Yüksek Mahkeme, tazminatın değer kaybına uğramasını mülk sahibine yüklenen olağan dışı, haksız ve aşırı bir külfet olarak değerlendirmiş, devletin bu külfeti dengeleme yükümlülüğüne dikkat çekerek anayasal pozitif yükümlülüklerin altını çizmiştir.
Emsal etkisi bakımından bu karar, kamulaştırmasız el atma davalarında mahkemelerin ve ilgili idarelerin enflasyonist ekonomik koşulları mutlak surette göz önünde bulundurarak tazminat bedellerini güncel değere uyarlaması gerektiğine dair net ve bağlayıcı bir mesaj vermektedir. Benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda, mahkemelerin hükmedilen tazminat bedelini ödeme tarihine kadar geçen süredeki enflasyon oranına göre güncellememesi doğrudan yeni bir mülkiyet hakkı ihlaline yol açacaktır. Diğer taraftan karar, makul sürede yargılanma hakkı şikayetlerinde doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmadan önce Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği yönündeki yerleşik içtihadı da pekiştirerek, usul kurallarının katı bir şekilde uygulanmaya devam edeceğini açıkça ortaya koymaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular olan Ali Güzelderen ve diğer hak sahipleri, kendilerine ait olan taşınmazlara kamu idaresi tarafından herhangi bir yasal kamulaştırma kararı veya işlemi yapılmaksızın fiilen el atıldığını iddia ederek hukuki süreç başlatmışlardır. Açılan davalar sonucunda mahkemeler, idarenin haksız el atma eylemini tespit etmiş ve başvurucular lehine belirli bir tazminat ödenmesine karar vermiştir.
Ancak yargılama sürecinin çok uzun sürmesi ve ödemelerin idarece geciktirilmesi nedeniyle, mahkemenin hükmettiği tazminat bedeli aradan geçen zaman zarfında enflasyon karşısında ciddi şekilde erimiş ve alım gücünü kaybetmiştir. Başvurucular, hem mülklerine hukuka aykırı şekilde el atılması hem yargılamanın yıllarca sürmesi hem de geç ödenen tazminatın değer kaybetmesi sebepleriyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve ihlallerin tespit edilerek zararlarının karşılanmasını talep etmişlerdir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı incelerken temel olarak Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerini dikkate almıştır. Mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35. maddesi ile güvence altına alınmış olup, bu hakkın sınırlandırılması ancak kamu yararı amacıyla, ölçülülük ilkesine uygun olarak ve kanunla mümkündür. Anayasa'nın 46. maddesinde ise özel mülkiyette bulunan taşınmazların devlet tarafından kamu yararı gerektirdiği hâllerde gerçek karşılıklarının peşin ödenmesi şartıyla kamulaştırılabileceği düzenlenmiştir.
Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, idarenin 2942 sayılı Kanun'da belirtilen usullere uymadan kişilerin mülküne el atması, mülkiyet hakkına yapılan ve "kanunilik" şartını taşımayan açık bir müdahaledir. Bu durum, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmayan kamulaştırmasız el atma olgusunu oluşturmaktadır.
Bunun yanı sıra, mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunması yalnızca mülkün iadesini değil, mülkün değerine karşılık gelen tazminatın enflasyon gibi ekonomik etkenler karşısında erimeden, gerçek alım gücünü yansıtacak şekilde ödenmesini de kapsar. Anayasa Mahkemesi, uzun süren yargılamalar ve geç yapılan ödemeler nedeniyle enflasyon karşısında değer kaybeden tazminatların, başvuruculara şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklediğini kural olarak kabul etmektedir.
Ayrıca makul sürede yargılanma hakkı bakımından, 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun ve bu kanunda 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler öne çıkmaktadır. Bu yasal düzenlemeler uyarınca, derdest davalarda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları için doğrudan bireysel başvuru yapılmadan önce Tazminat Komisyonuna başvurulması tüketilmesi zorunlu bir hukuki yoldur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların mülkiyet ve adil yargılanma haklarına yönelik iddialarını üç ana başlık altında detaylı bir şekilde değerlendirmiştir. İlk olarak, taşınmaza kamulaştırmasız el atılmasına ilişkin şikayetler ele alınmıştır. Mahkeme, ilgili kamu idaresinin 2942 sayılı Kanun'da öngörülen hukuki usul ve esaslara uymaksızın başvuruculara ait taşınmaza fiili olarak el atmasının, Anayasa'nın güvence altına aldığı mülkiyet hakkını kanuni bir dayanak olmaksızın zedelediğini tespit etmiştir. Bu müdahale, mülkiyet hakkının ağır bir ihlali olarak nitelendirilmiştir.
İkinci olarak, idarenin haksız eylemi neticesinde mahkemelerce hükmedilen tazminat bedellerinin, uzun süren yargılama ve ödeme süreçleri boyunca enflasyon karşısında değer kaybına uğraması hususu irdelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, güncel ekonomik koşullar ve enflasyon oranları göz önünde bulundurulduğunda, gecikmeli olarak ödenen tazminat tutarlarının başvurucuların gerçek zararını karşılamaktan çok uzak kaldığını saptamıştır. Hükmedilen bedellerin enflasyon karşısında eritilerek ödenmesi, idare ile birey arasındaki adil dengeyi başvurucular aleyhine ciddi şekilde bozmuş ve mülk sahiplerine kendi kusurları olmaksızın aşırı, tahammül edilemez bir ekonomik külfet yüklemiştir.
Üçüncü olarak, yargılamanın makul sürede tamamlanmadığına ilişkin şikayetler incelenmiştir. Mahkeme, mevcut mevzuat hükümleri çerçevesinde, yargılamanın makul sürede bitirilmediğine ilişkin iddialar için 6384 sayılı Kanun ile Adalet Bakanlığı bünyesinde İnsan Hakları Tazminat Komisyonu başvuru yolunun oluşturulduğunu hatırlatmıştır. Başvurucuların tüketilmesi zorunlu olan bu idari başvuru yolunu tüketmeden doğrudan bireysel başvuru yapmış olmaları nedeniyle, bu spesifik iddia bakımından başvurunun kabul edilemez olduğu kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının kamulaştırmasız el atma ve tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedenleriyle ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.