Anasayfa Karar Bülteni AYM | Merkür Yönetim Danışmanlık | BN. 2021/46569

Karar Bülteni

AYM Merkür Yönetim Danışmanlık BN. 2021/46569

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/46569
Karar Tarihi 24.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılması hak ihlalidir.
  • Savunma hakkı tanınmadan verilen kararlar hukuka aykırıdır.
  • Dava dilekçesinin tebliği adil yargılanmanın temel güvencesidir.
  • Mahkemeye erişim hakkı sürece etkin katılımı zorunlu kılar.

Bu karar, adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim ve mahkeme hakkının uygulamadaki kritik önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan icra takiplerinde, borçlunun şikâyeti üzerine açılan davalarda alacaklı tarafa herhangi bir tebligat yapılmadan ve en temel anayasal hak olan savunma hakkı tanınmadan doğrudan dosya üzerinden karar verilmesi, Anayasa Mahkemesi tarafından açık bir hak ihlali olarak değerlendirilmiştir. Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığın esasının nihai olarak karara bağlanmadığı ancak alacağın takip yöntemini belirleyen icra hukuku yargılamalarının da Anayasa'nın ortak koruma alanında olduğuna güçlü bir vurgu yapmıştır. Taraf teşkili hukuken tam olarak sağlanmadan ve ilgilisine iddialara karşı delil sunma imkânı verilmeden tesis edilen kesin nitelikteki hükümlerin, yargısal fonksiyonun gerçek anlamda yerine getirilmesini engellediği ifade edilmiştir.

Benzer uyuşmazlıklardaki emsal etkisi bakımından bu son derece önemli karar, icra mahkemelerinin şekli inceleme yaparken dahi hukukun temel usul güvencelerini göz ardı edemeyeceğini net bir biçimde göstermektedir. Özellikle icra takiplerinin iptali veya durdurulması gibi alacaklının hukuki durumunu ve mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen kararlarda, iddiaya karşı savunma hakkının eksiksiz olarak kullandırılması anayasal bir zorunluluktur. Yargılama pratiğinde zaman zaman usul ekonomisini sağlamak gerekçesiyle dosya üzerinden taraf teşkili sağlanmadan verilen kararların, bu içtihat doğrultusunda azalması ve adil yargılanma hakkının usul kurallarının daima idari kolaylığın önüne geçmesi beklenmektedir. Emsal nitelikteki bu karar, mahkemeye erişim hakkının sadece şeklen bir davanın tarafı olmayı değil, o davaya baştan sona etkin bir biçimde katılabilmeyi güvence altına aldığını tescillemektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu olan danışmanlık şirketi, alacağını tahsil edebilmek amacıyla borçlu bir şahıs hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatmıştır. Bu takibin başlatılmasının ardından borçlu şahıs, icra hukuk mahkemesine başvurarak takibin iptalini talep etmiştir. Borçlu, şikâyet dilekçesinde icra takibine dayanak olan belgenin tüketici işleminden kaynaklandığını, her bir taksitin nama yazılı olması gerektiğini ve söz konusu senedin kanuni şartları taşımayarak nama yazılı olmaktan çıktığını öne sürmüştür.

Davaya bakan icra hukuk mahkemesi, başvurucu şirkete yani alacaklı tarafa borçlunun şikâyet dilekçesini hiçbir şekilde tebliğ etmemiş ve şirketin bu iddialara karşı savunmasını almamıştır. Mahkeme, sadece dosya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda borçlunun iddialarını haklı bularak icra takibinin borçlu yönünden iptaline kesin olarak karar vermiştir. Aynı kararla başvurucu şirket aleyhine harç ve vekâlet ücreti ödenmesine de hükmedilmiştir. Başvurucu şirket, kendisinden tamamen habersiz yürütülen ve aleyhine sonuçlanan bu yargılamada mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan hak arama hürriyeti ile adil yargılanma ve mahkemeye erişim haklarını temel çerçeve olarak ele almıştır. Adil yargılanma hakkının en önemli ve kurucu unsurlarından biri, uyuşmazlığın taraflarına yargılamaya etkin bir şekilde katılma, aleyhlerindeki iddiaları öğrenme ve bu iddialara karşı kendi delil ve argümanlarını sunma imkânının eksiksiz olarak verilmesidir. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, davanın her iki tarafına da yargı mercileri önünde eşit şartlarda temsil edilme ve karşı tarafın sunduğu belgelerden haberdar olarak bunlara cevap verme hakkı tanınmasını zorunlu kılmaktadır.

Yüksek Mahkeme, uyuşmazlığın çözümünde temel aldığı yerleşik içtihatlarına atıf yaparak, bir şikâyet başvurusunun icra takibinin diğer taraflarını ne derece ilgilendirdiği hususundan ziyade, somut olay çerçevesinde ilgili tarafın hakkının fiilen ve hukuken etkilenip etkilenmediğinin incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. İcra hukuk mahkemelerindeki şikâyet yargılamaları, taraflar arasındaki temel hukuki uyuşmazlığın esasını nihai olarak karara bağlamasa dahi, alacağın takip yöntemini belirlemesi ve icra sürecini iptal etmesi sebebiyle alacaklının menfaatini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle söz konusu yargılamalar da tartışmasız bir şekilde adil yargılanma hakkının anayasal koruma alanı içindedir.

Yargısal süreçten usulüne uygun ve yasalara yaraşır bir şekilde haberdar edilmeyen, kendisine yöneltilen iddialara ilişkin beyan, savunma ve delillerini mahkemeye sunma imkânı tanınmayan bir taraf için gerçek anlamda uyuşmazlığın adil bir mahkeme önüne getirildiğinden söz edilemez. Hakkında şikâyet yoluyla hukuki bir süreç başlatılan kişiye dava dilekçesinin tebliğ edilmemesi, o kişinin esasa ilişkin beyan ve itirazlarını sunma hakkından tamamen mahrum bırakılması sonucunu doğurur. Hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğindeki bu durum, iddiaya karşı anayasal bir hak olan savunma hakkının fiilen yok sayıldığı bir yargısal süreç yaratmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut bireysel başvuruyu incelerken, ilk derece mahkemesinin uyguladığı yargılama usulünü ve başvurucu şirketin davaya katılım imkânının kısıtlanma durumunu titizlikle değerlendirmiştir. Başvurucu şirket, yasal yollarla alacağını tahsil etmek amacıyla kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatmış; buna karşılık borçlu taraf, söz konusu senedin kambiyo vasfı taşımadığı gibi esasa da etki edebilecek itirazlar ileri sürerek şikâyet davası açmıştır. Ancak icra hukuk mahkemesi, borçlunun bu şikâyet dilekçesini davanın asli tarafı konumunda olan başvurucu şirkete tebliğ etmemiş ve başvurucuyu bu yargısal süreçten usulüne uygun bir şekilde haberdar etmemiştir.

Başvurucu şirkete şikâyet dilekçesinin tebliğ edilmemesi, şirketin dilekçe içeriğinden, borçlunun ileri sürdüğü hukuki argümanlardan ve davanın varlığından haberdar olmasını tamamen engellemiştir. Bu usul hatası, başvurucunun senetle ilgili iddialara karşı esasa ilişkin beyanlarını hazırlama, kendi hukuki tezlerini savunma ve karşı delillerini mahkemeye sunma hakkından bütünüyle yoksun bırakılmasına yol açmıştır. Anayasa Mahkemesi, yargısal fonksiyonun gerçek, adil ve anayasaya uygun anlamda yerine getirilmesi için iddiaya karşı savunma hakkının istisnasız olarak tanınmasının zorunlu olduğuna dikkat çekmiştir. Somut olayda, taraflarca karşılıklı olarak sunulan iddia ve deliller çerçevesinde uyuşmazlığın adil bir biçimde tartışılıp karara bağlandığı, çekişmeli bir yargısal sürecin başvurucu yönünden hiçbir zaman yaşanmadığı açıkça tespit edilmiştir.

Ayrıca, icra hukuk mahkemesi kararının kanun yolları kapalı ve kesin nitelikte verilmiş olması nedeniyle, başvurucu şirketin ilk derecede yapılan bu ağır usul eksikliğini sonraki aşamalarda telafi etme imkânı da fiilen ortadan kalkmıştır. Savunma hakkı tanınmadan, hukuki dinlenilme ilkesi ihlal edilerek ve taraf teşkili yasalara uygun şekilde sağlanmadan verilen bu ret kararı, başvurucunun hukuki durumunu doğrudan aleyhe olacak şekilde etkilemiş, kendisini yargılama harcı ile vekâlet ücreti ödemek gibi haksız bir maddi külfet altında bırakmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu derin eksikliklerin adil yargılanma hakkının temel ve ayrılmaz bir unsuru olan mahkeme hakkını açıkça zedelediğini vurgulamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkeme hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: