Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mehmet Eyyüp Gülgün | BN. 2021/64274

Karar Bülteni

AYM Mehmet Eyyüp Gülgün BN. 2021/64274

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/64274
Karar Tarihi 24.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Belirleyici tanık beyanının duruşmada tartışılması zorunludur.
  • Sanığa tanığı sorgulama imkânı mutlak surette tanınmalıdır.
  • İstinabe yoluyla alınan beyan yüzleşme hakkını ortadan kaldıramaz.
  • Dengeleyici güvence yoksa adil yargılanma hakkı ihlal edilir.

Bu karar, ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden biri olan tanık sorgulama hakkının sınırlarını ve mahkemelerin bu konudaki yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın mahkûmiyetine temel teşkil eden ve belirleyici ölçüde ağırlığa sahip olan tanık beyanlarının, sanığın bizzat veya müdafii aracılığıyla sorgulama imkânı bulamadığı durumlarda doğrudan hükme esas alınamayacağını vurgulamaktadır. Özellikle istinabe yoluyla veya sanığın gıyabında dinlenen tanıkların ifadelerinin duruşmada sadece okunması, yüz yüze gelme ve çapraz sorgu ilkelerinin yerini tutmamaktadır.

Emsal niteliğindeki bu içtihat, benzer ceza davalarında yerel mahkemelerin tanık dinleme usullerine azami dikkat etmesi gerektiğini göstermektedir. Sadece iletişim tespit (HTS) kayıtları veya ankesörlü arama gibi teknik delillerin bulunduğu dosyalarda, tanık beyanlarının belirleyici delil vasfı taşıması hâlinde, savunma makamına bu delilin güvenilirliğini test etme şansı verilmesi şarttır. Sanığa karşı dengeleyici güvenceler sağlanmadan eksik usul işlemleriyle verilen mahkûmiyet kararlarının adil yargılanma hakkını zedeleyeceği sabittir. Bu karar, mahkemelerin hukuka aykırı delil değerlendirme pratiklerini engellemekte ve adil yargılanma standartlarının ceza yargılamasındaki pratik uygulamasını güçlendirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Mehmet Eyyüp Gülgün, daha önce Hava Kuvvetleri Komutanlığında astsubay olarak görev yaparken Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla başlatılan soruşturma sonucunda ceza davası açılmıştır. Yargılama sırasında mahkeme, başvurucuyu ankesörlü telefon aramaları ve aleyhindeki tanık beyanlarına dayanarak hapis cezasına çarptırmıştır.

Ancak başvurucu aleyhinde ifade veren en önemli tanık, mahkeme huzurunda değil, başka bir şehirdeki mahkeme vasıtasıyla (istinabe yoluyla) dinlenmiştir. Başvurucu, aleyhine ifade veren bu tanıkla duruşmada yüzleşemediğini, tanığa soru sorma ve ifadesini sorgulama imkânı bulamadığını, bu durumun savunma hakkını kısıtladığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, tanık sorgulama hakkının elinden alınması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın ayrılmaz bir parçası olan tanık sorgulama hakkı ilkelerine dayanmıştır. Ceza muhakemesinde doğrudan doğruyalık ve yüz yüzelik ilkeleri gereği, delillerin ve özellikle tanık beyanlarının hükmü verecek mahkeme huzurunda tartışılması zorunludur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 210 uyarınca, olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık duruşmada mutlaka dinlenmelidir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanakların veya yazılı açıklamaların duruşmada okunması, tanığın bizzat dinlenmesi yerine geçemez.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, tanık sorgulama hakkının ihlal edilip edilmediği üç aşamalı bir test ile belirlenir. İlk olarak, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir hukuki nedeni olmalıdır. İkinci olarak, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanığın beyanının, mahkûmiyet kararında "tek veya belirleyici delil" olup olmadığına bakılır. Son olarak, eğer bu beyan belirleyici delil ise, savunma tarafının maruz kaldığı bu dezavantajlı durumu telafi etmek amacıyla mahkeme tarafından yeterli düzeyde "karşı dengeleyici güvenceler" sağlanıp sağlanmadığı incelenir.

Ceza yargılamasında sanığın, aleyhine olan tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve beyanların doğruluğunu sınama imkânına sahip olması gerekir. Eğer mahkûmiyet kararı, sanığın sorgulatma fırsatı bulamadığı bir kişinin ifadesine dayanıyorsa ve bu durumu telafi edecek ek usul güvenceleri sunulmamışsa, sanığın hakları adil yargılanma ilkesiyle bağdaşmayacak ölçüde kısıtlanmış kabul edilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda yerel mahkemenin istinabe yoluyla dinlenen tanıkların beyanlarını duruşmada sadece başvurucuya ve müdafiine okuduğunu, ancak bu tanıkların bizzat duruşmada dinlenmesi için gerekli hukuki çabayı göstermediğini tespit etmiştir. Mahkemenin gerekçeli kararında, tanıkların bizzat mahkemede veya SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) aracılığıyla hazır edilememesine dair geçerli bir hukuki neden de ortaya konulmamıştır.

Yargılama dosyasında yer alan iletişim tespit (HTS) analiz raporları ve ankesörlü aranma kayıtları tek başına mahkûmiyet için yeterli görülmemiş, istinabe yoluyla dinlenen tanığın beyanı mahkûmiyete götüren en önemli ve belirleyici delil olarak kullanılmıştır. Başvurucu, tanık beyanının alındığı aşamada bizzat veya SEGBİS aracılığıyla hazır bulunmadığından, aleyhine ifade veren kişiye soru sorma, onun tepkilerini ölçme ve güvenilirliğini çapraz sorgu yöntemiyle test etme şansından tamamen mahrum bırakılmıştır.

Duruşma sırasında tanığın bizzat dinlenmemesi, hem başvurucunun tanığı sorgulayamamasına hem de mahkeme heyetinin tanığın duruşmadaki reaksiyonlarını ve tutumunu gözlemleyememesine yol açmıştır. Sanığa olayları kendi bakış açısıyla anlatma ve savunma yapma fırsatı verilmiş olsa da, belirleyici ağırlıktaki tanık beyanına karşı dengeleyici bir güvence sağlanmamıştır. Özellikle tanığın daha önceki aşamalarda fotoğraf üzerinden yaptığı teşhisin kesinliği konusunda kendi ifadesiyle de şüpheler bulunmasına rağmen, bu güvenilirlik sorunu sanığın doğrudan katılımıyla aydınlatılamamıştır. Doğruluğu test edilmemiş bir ifadenin hükme esas alınması, yargılamanın bir bütün olarak hakkaniyetini ciddi şekilde zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, belirleyici tanık beyanının sanık tarafından sorgulanmasına imkân verilmemesi ve karşı dengeleyici güvencelerin sağlanmaması sebepleriyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: