Anasayfa Karar Bülteni AYM | Lila Turizm Ltd. Şti. | BN. 2021/7643

Karar Bülteni

AYM Lila Turizm Ltd. Şti. BN. 2021/7643

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/7643
Karar Tarihi 24.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tebligatın usulüne uygun yapılması hak arama güvencesidir.
  • Güncel adres bilinirken sicil adresine tebligat yapılamaz.
  • Süre aşımı reddi mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.
  • Aşırı şekilci yaklaşım mahkemeye erişimi engeller.

Bu karar hukuken, tebligat işlemlerinde aşırı şekilci yaklaşımların ve hakkın özünü zedeleyen katı yorumların adil yargılanma hakkını doğrudan ihlal ettiği anlamına gelmektedir. Yargı mercilerinin, kanun yollarına başvuru sürelerini hesaplarken salt şekli kurallara bağlı kalmamaları, tarafların uyuşmazlıktan gerçekten haberdar olup olmadıklarını titizlikle denetlemeleri gerektiği vurgulanmıştır. Özellikle tüzel kişilerin ticaret sicil adreslerine yapılan tebligatların, diğer tarafın güncel ve gerçek adresi bilmesine rağmen kötü niyetli olarak gizlenmesi durumunda geçerli sayılamayacağı Anayasa Mahkemesi tarafından hüküm altına alınmıştır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece büyüktür. Uygulamada sıkça rastlanan, karşı tarafın bilinen fiilî adresi yerine doğrudan ticaret sicil adresine tebligat çıkartılarak yargılamanın gıyapta yürütülmesi ve hızla kesinleştirilmesi pratiğine karşı güçlü bir anayasal güvence getirilmiştir. Mahkemelerin, tebligat usulsüzlüğü iddialarını detaylı olarak inceleme ve tarafın hukuki dinlenilme ile savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığını araştırma yükümlülüğü pekiştirilmiştir. Bu durum, hak arama özgürlüğünün kâğıt üzerinde kalmamasını ve uyuşmazlıkların esastan adil bir biçimde çözüme kavuşturulmasını sağlayacak çok önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bir otel işletmesini kiracı sıfatıyla yürüten başvurucu şirket, kira sözleşmesi sona erip taşınmazı iade ettikten sonra kiralayan tarafından mahkemeye verilmiştir. Kiralayan, otelde hasar olduğu ve bazı demirbaşların eksik teslim edildiği iddiasıyla maddi tazminat davası açmıştır. Ancak davacı kiralayan, uyuşmazlığın en başında delil tespiti yaptırırken şirketin doğru ve fiilî adresini kullanmasına rağmen, asıl tazminat davasını açarken başvurucunun adresini tamamen farklı ve yanlış göstermiştir.

Mahkeme, yanlış adrese giden tebligatların iade edilmesi üzerine ticaret sicilindeki güncel olmayan eski adrese tebligat yaparak davayı başvurucunun yokluğunda sonuçlandırmış ve tazminata hükmetmiştir. Aleyhindeki bu kararı aylar sonra tesadüfen öğrenen başvurucu şirket, süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmadığı gerekçesiyle istinaf mahkemesinden usulden ret kararı almıştır. Uyuşmazlığın temel konusu, tebligatın kasten yanlış ve eski adrese yapılması sonucu başvurucunun davadan hiç haberdar edilmemesi ve mahkemeye erişim ile savunma hakkının elinden alınmasıdır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkı ilkelerine dayanmıştır. Herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma yapma hakkı, hak arama hürriyetinin vazgeçilmez bir unsurudur.

Usul kuralları incelendiğinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.345 hükmü uyarınca istinaf kanun yoluna başvuru süresinin iki hafta olduğu ve bu sürenin ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlayacağı düzenlenmiştir. Dava şartı olan tebligat işlemleri ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.35 hükümlerine göre yürütülmektedir. İlgili madde, daha önce tebligat yapılmamış olsa bile tüzel kişilerin resmî kayıtlardaki ticaret sicil adreslerinin esas alınmasını öngörmektedir.

Ancak yerleşik içtihat prensiplerine göre, tebligat sadece dosyayı tamamlayan bir şekil şartı olmayıp, hukuki işlemlerin muhatabına bildirilmesi ve iddia ile savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesi için zorunlu bir anayasal güvencedir. Mahkemelerin usul kurallarını uygularken hakkın özünü zedeleyecek aşırı şekilcilikten mutlak surette kaçınmaları gerekmektedir. Eğer davanın muhatabı, herhangi bir şahsi kusuru bulunmaksızın yargılamadan bihaber kalmışsa, salt şekli kurallara dayanılarak kişinin mahkemeye erişim hakkının engellenmesi ölçülülük ilkesiyle bağdaşmaz. Özellikle karşı tarafın güncel ve fiilî adresi bildiği hâlde kasten sicil adresine veya eski adrese tebligat çıkarması, hukuki dinlenilme hakkını açıkça ihlal eder niteliktedir. Yargı mercilerinin, tebligatın usulüne uygun olup olmadığını incelerken salt şekli belgelere dayanmak yerine maddi gerçeği araştırması ve adaletin tecellisini sağlayacak adil bir denge kurması kanuni bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, kiralayan tarafın uyuşmazlığın başında Alanya'daki sulh hukuk mahkemesinde açtığı delil tespiti dosyasında başvurucu şirketin güncel ve gerçek adresini bildirdiği, tebligatların da bu doğru adrese yapılarak bizzat şirket çalışanına zamanında teslim edildiği sabittir. Ancak aynı kiralayan, daha sonra asıl tazminat davasını açarken dava dilekçesinde tamamen farklı ve en eski kira sözleşmelerinden birinde yer alan adresi beyan etmiştir.

İlk derece mahkemesi, yanlış adrese çıkarılan tebligatların muhatap tanınmıyor gerekçesiyle iade edilmesi üzerine, Alanya Ticaret Sicil Müdürlüğünden şirketin adresini sormuş ve sicilde yer alan ancak tahliye edilmiş olan güncel olmayan adrese 7201 sayılı Kanun m.35 kapsamında tebligat yapmıştır. Başvurucu şirket, yapılan bu usulsüz tebligatlar zinciri nedeniyle aleyhine açılan yüklü tazminat davasından, dosyaya sunulan aleyhte delillerden ve genel yargılama sürecinden tamamen habersiz bırakılmıştır.

Davanın başvurucunun yokluğunda kabul edilip kesinleşmesinin ardından icra takibi aşamasında durumu öğrenen şirket, derhâl istinaf talebinde bulunmuş ve kiralayanın kasten yanlış adres bildirdiğini, kendi kayıtlı elektronik posta (KEP) adresine hiçbir tebligat yapılmadığını, iş yerini tahliye ettiklerini resmî belgeleriyle ispatlamıştır. Buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesi, başvurucunun davanın sonucuna son derece etkili olan bu esaslı iddialarını hiçbir şekilde esastan incelememiş, sadece ticaret sicil kaydındaki eski adrese yapılan kâğıt üzerindeki tebligatı şeklen yeterli bularak istinaf başvurusunu süre aşımı nedeniyle kesin olarak reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi, kiralayanın ve delil tespiti yapan önceki mahkemenin başvurucunun gerçek adresini bildiğini, bu durumda salt ticaret sicil adresinin güncellenmemesine dayanılarak şirkete tüm kusurun yüklenmesinin hakkaniyetle hiçbir şekilde bağdaşmadığını tespit etmiştir. İstinaf merciinin, tebligatın usulsüzlüğüne dair ciddi ve belgelendirilmiş iddiaları hiç araştırmadan, adaleti tesis etmekten uzak ve aşırı şekilci bir yaklaşımla doğrudan süre aşımı kararı vermesi, başvurucunun kanun yoluna erişimini pratikte imkânsız hâle getirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, istinaf başvurusunun usulsüz tebligata dayalı olarak reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönünde karar vermiştir ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: