Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ethem Kut | BN. 2022/66356

Karar Bülteni

AYM Ethem Kut BN. 2022/66356

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/66356
Karar Tarihi 15.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanınmış kişilerin eleştiriye tahammül sınırı daha geniştir.
  • İfade özgürlüğü ile itibar hakkı dengelenmelidir.
  • Hakaret suçunda ifadenin bağlamı mutlaka incelenmelidir.
  • Mahkûmiyet kararları ilgili ve yeterli gerekçe içermelidir.
  • Sosyal medya paylaşımlarında kamusal tartışma boyutu gözetilmelidir.

Bu karar, sosyal medya üzerinden yapılan sert eleştirilerin ve ağır ifadelerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmesinde yerel mahkemelerin izlemesi gereken yöntemi kesin hatlarla çizmesi bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, bireylerin ifade özgürlüğü ile hedef alınan kişinin şeref ve itibar hakkı arasında adil bir denge kurulmasının zorunlu olduğunu bir kez daha vurgulamıştır. Özellikle şikayetçinin siyasi geçmişi olan veya kamuoyu tarafından yakından tanınan bir figür olması durumunda, bu kişilerin sade vatandaşlara kıyasla eleştiriye karşı çok daha yüksek bir tahammül göstermesi gerektiği tescillenmiştir.

Uygulamadaki emsal etkisi açısından bu karar, yerel mahkemelerin yalnızca ifadenin sözlük anlamına veya rahatsız edici niteliğine bakarak otomatik bir şekilde cezalandırma yoluna gitmesinin önüne geçmektedir. Mahkemelerin; ifadenin kim tarafından dile getirildiği, kime yöneltildiği, kamu yararına ilişkin bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı ve hangi bağlamda söylendiği gibi unsurları detaylıca tartışması zorunlu tutulmuştur. Bu kriterlerin karşılanmadığı, şablon gerekçelerle verilen mahkûmiyet kararlarının demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olacağı ve ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı bir etki yaratacağı net bir biçimde ortaya konulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, bir gazetenin sosyal medya hesabında paylaşılan ve eski bir baro başkanı olan M.F.'nin basın açıklamasına ilişkin videonun altına "satılmış herif bi de baro başkanı tüfü suratına tüküreyim" şeklinde bir yorum yazmıştır. Bu yorum üzerine kamuoyu tarafından yakından tanınan şikayetçi M.F., başvurucu hakkında şikayetçi olmuş ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakaret suçundan kamu davası açılmıştır.

Yargılamayı yapan Ankara 43. Asliye Ceza Mahkemesi, söz konusu yorumun eleştiri sınırlarını aştığına, şeref, haysiyet ve toplum içindeki saygınlığı zedeleyici boyuta ulaştığına kanaat getirerek başvurucuyu adli para cezasına çarptırmıştır. Başvurucu ise yazdığı ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığını, hakaret suçunun yasal unsurlarının oluşmadığını ve yerel mahkeme kararında yeterli bir gerekçe bulunmadığını belirterek, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş ve ihlal kararı verilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 26. maddesinde herkesin düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahip olduğu güvence altına alınmıştır. İfade özgürlüğüne yönelik müdahaleler ancak kanunla, meşru bir amaca dayanarak ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak yapılabilir. Somut olayda başvurucuya verilen cezanın kanuni dayanağı 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 125 kapsamında düzenlenen hakaret suçudur. Bu sınırlamanın meşru amacı ise başkalarının şöhret veya haklarının korunmasıdır.

Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması şarttır. İfade özgürlüğü ile şeref ve itibar hakkının çatıştığı durumlarda mahkemelerin adil bir denge kurması gerekmektedir. Bu dengeleme yapılırken; ifadelerin kim tarafından dile getirildiği, hedef alınan kişinin kim olduğu ve ünlülük düzeyi, katlanması gereken eleştiri sınırlarının sade bir vatandaşa göre daha geniş olup olmadığı büyük önem taşır.

Kamusal yetki kullanan görevliler veya siyasetçiler gibi kamuoyunda tanınan figürlerin, sıradan vatandaşlara kıyasla kendilerine yöneltilen eleştirilere karşı daha fazla hoşgörü göstermeleri beklenir. Ayrıca, kullanılan ifadelerin genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, konunun güncelliği ve ifadelerin kullanıldığı bağlamından koparılıp koparılmadığı titizlikle incelenmelidir. Dava konusu söylemlerin maddi bir vakıanın açıklaması mı yoksa bir değer yargısı mı olduğu da ayırt edilmelidir. Mahkemelerin, cezalandırma yoluna giderken ifade özgürlüğünün kullanılmasından kaynaklanan yarardan daha ağır basan korunması gereken bir menfaatin varlığını, somut olgulara ve yeterli gerekçelere dayanarak göstermeleri anayasal bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken öncelikle tarafların konumlarına dikkat çekmiştir. Başvurucunun kamuya mal olmuş bir kişi olmadığı, sade bir vatandaş olduğu görülmüştür. Buna karşın müşteki M.F., hukuk fakültesinde profesörlük yapmış, Türkiye Barolar Birliği başkanlığı görevini yürütmüş ve bir siyasi partide parti meclisi üyeliği yapmış, ülke çapında tanınırlığı oldukça yüksek bir kişidir. Müştekinin uzun yıllar boyunca devlet ve toplum hayatına ilişkin tartışmalarda aktif rol aldığı ve farklı çevrelerce eleştirilerin hedefi olduğu, dolayısıyla sade vatandaşlara nazaran eleştiriye katlanma yükümlülüğünün çok daha geniş olduğu vurgulanmıştır.

Yerel mahkemenin kararı incelendiğinde; mahkemenin yalnızca mesajda yer alan ifadelerin eleştiri boyutunu aştığını, şeref ve saygınlığı zedeleyici nitelikte olduğunu ve sosyal medyada paylaşılmakla aleniyet şartının sağlandığını tespit etmekle yetindiği görülmüştür. Oysa mahkeme, başvurucunun kullandığı ifadenin güncel bir konuya ilişkin olup olmadığını, genel kamu yararına ilişkin bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığını, sözün arka planını ve hangi bağlamda söylendiğini hiç değerlendirmemiştir.

İlk derece mahkemesi, başvurucunun anayasal teminat altındaki ifade özgürlüğü ile müştekinin şeref ve itibarının korunması hakkı arasında herhangi bir dengeleme testi yapmamıştır. İlgili ifadenin olaya özgü tüm koşullarla birlikte ifade özgürlüğü kriterleri çerçevesinde tartışılmamış olması, başvurucunun cezalandırılmasının demokratik bir toplumda zorunlu bir ihtiyacı nasıl karşıladığının ortaya konulamamasına yol açmıştır. Bu eksiklikler ışığında, mahkemenin mahkûmiyet kararı kapsamında oluşturduğu gerekçenin, başvurucunun ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahale için ilgili ve yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın Ankara 43. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine, ayrıca başvurucuya net 34.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: