Karar Bülteni
AYM Celal İnedi BN. 2021/50983
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/50983 |
| Karar Tarihi | 24.10.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Tanıkların duruşmada dinlenmemesi hakkaniyeti zedeler.
- Belirleyici tanık beyanları huzurda tartışılmalıdır.
- Sanığa tanığı sorgulama imkânı mutlak sağlanmalıdır.
- Karşı dengeleyici güvenceler olmaksızın mahkûmiyet kurulamaz.
Bu karar, ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının temel unsurlarından biri olan tanık sorgulama hakkının sınırlarını ve mahkemelerin bu husustaki mutlak yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Yargılama sürecinde sanık aleyhine beyanda bulunan tanıkların bizzat yargılamayı yürüten mahkeme huzurunda veya en azından ses ve görüntü nakli yoluyla dinlenmemesi, savunma makamının tanıkları doğrudan sorgulama ve beyanlarının güvenilirliğini test etme imkânını elinden almaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu usuli eksikliğin yargılamanın bütünselliği içinde hakkaniyete onarılamaz bir zarar verdiğini ve silahların eşitliği ilkesini zedelediğini açıkça belirtmiştir.
Benzer ceza davaları açısından bu kararın emsal niteliği son derece yüksektir. Özellikle ciddi suç iddialarının söz konusu olduğu dosyalarda, istinabe yoluyla başka yer mahkemelerinde alınan ve karar duruşmasında yalnızca okunan tanık ifadelerinin, hükme götüren tek veya belirleyici delil olarak kullanılamayacağı kesin bir kurala bağlanmıştır. Yargı mercileri, tanıkları duruşma salonunda bizzat dinleyemiyorsa dahi sanığın onlara soru sormasını sağlayacak teknolojik imkânları ve karşı dengeleyici hukuki mekanizmaları işletmek zorundadır. Uygulamada sıkça karşılaşılan, tanığın talimat mahkemesinde sanığın yokluğunda dinlenip beyanının esasa etkili delil yapılması eğilimi, bu içtihat doğrultusunda adil yargılanma hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Şırnak'ın Silopi ilçesinde hendek olayları döneminde yürütülen güvenlik operasyonları sırasında yakalanan bazı kişiler, kollukta verdikleri ifadelerde Celal İnedi'yi terör örgütüyle bağlantılı olarak teşhis etmiştir. Bu iddialar ve teşhisler üzerine Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame ile kişi hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla dava açılmıştır.
Şırnak 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, sanık aleyhine beyanda bulunan dört tanığın ifadeleri istinabe (talimat) yoluyla başka mahkemelerde alınmış ve hiçbir zaman yargılamayı yapan asıl mahkemenin huzuruna çıkarılmamışlardır. Duruşmalara katılan sanık ve avukatı, aleyhlerine olan bu tanık beyanlarını kabul etmemiş ve tanıklara soru sorma imkânından mahrum bırakıldıklarını ifade etmiştir. Buna rağmen mahkeme, huzurda dinlenmeyen bu tanıkların ifadelerine belirleyici ölçüde dayanarak sanığa 12 yıl hapis cezası vermiştir. İstinaf ve temyiz yollarından da sonuç alamayan başvurucu, aleyhindeki tanıkları sorgulayamaması ve savunma hakkının kısıtlanması gerekçesiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı çözerken özellikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en temel bileşenlerinden biri olan tanık sorgulama hakkı üzerinde durmuştur. Ceza yargılamasında doğrudan doğruyalık ilkesi gereğince, sanığın aleyhine olan tanıkları bizzat sorgulama, onlarla yüzleşme ve beyanlarının doğruluğunu test etme hakkı adil bir yargılamanın vazgeçilmez şartıdır. Bu hak, sanığa yöneltilen suçlamaların şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatılmasını ve silahların eşitliği prensibinin hayata geçirilmesini temin eder. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 210 uyarınca, olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık mutlaka duruşmada dinlenmelidir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanakların veya yazılı açıklamaların duruşmada sadece okunması, hâkim huzurunda doğrudan dinlemenin yerini kesinlikle tutamaz.
Yüksek Mahkeme, tanık sorgulama hakkının ihlal edilip edilmediğini saptamak için üç aşamalı bir denetim testi uygulamaktadır. Birincisi, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin veya huzurda dinlenmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığıdır. İkincisi, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanının mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil olup olmadığıdır. Üçüncüsü ise, tanığın mahkemeye getirilemediği ve beyanının esaslı delil olduğu durumlarda, savunma makamının karşılaştığı bu dezavantajı telafi edecek yeterli karşı dengeleyici güvencelerin idarece sağlanıp sağlanmadığıdır. Sanığın tanığa soru sormasına imkân tanıyacak Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) gibi teknolojik yöntemlerin kullanılması, bu tür dengeleyici güvencelerin başında gelir. Mahkemenin huzurunda dinlenmeyen tanıkların anlatımlarına dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi, sanığın haklarını telafisi imkânsız bir biçimde kısıtlamaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, Şırnak 3. Ağır Ceza Mahkemesinde yürütülen yargılamada, başvurucu aleyhine beyanda bulunan tanıkların istinabe yoluyla dinlendiğini ve hiçbirisinin yargılamayı yapan asıl mahkeme huzuruna çıkarılmadığını tespit etmiştir. Mahkemenin, bu tanıkların duruşmada bizzat veya SEGBİS yöntemiyle hazır edilmemesinin hangi geçerli ya da zorlayıcı nedene dayandığını gerekçeli kararında açıklamadığı belirlenmiştir. Mahkemenin sadece geçerli bir neden sunmaması tanık sorgulama hakkının ihlali için tek başına yeterli görülmese de, uyuşmazlığın esasına etki eden delillerin niteliği incelendiğinde ihlalin boyutu netleşmiştir.
Yerel mahkemenin mahkûmiyet kararının gerekçesine bakıldığında, hükmün temel dayanağının istinabe yoluyla beyanları alınan bu tanıkların ifadeleri olduğu saptanmıştır. Bu tanıkların anlatımlarının, başvurucunun terör örgütü üyesi olduğu kanaatinin oluşmasında mahkûmiyete götüren tek ve belirleyici delil niteliği taşıdığı ortaya çıkmıştır. Başvurucu, tanıkların ifade alma sürecinde hazır bulunmadığı için onları bizzat sorgulama ve çelişkileri ortaya çıkarma hakkından tamamen mahrum bırakılmıştır. Üstelik yargılamayı yapan mahkeme heyeti de tanıkları doğrudan dinlemediği için onların beyanda bulunurken gösterdiği fiziksel ve duygusal tepkiler hakkında kişisel bir izlenim edinme ve güvenilirliklerini doğrudan test etme fırsatını bulamamıştır.
Sorgulanmayan tanık beyanlarının mahkûmiyet için tek ve belirleyici unsur olduğu bu tabloda, savunma makamının maruz kaldığı bu ağır dezavantajı giderecek yeterli karşı dengeleyici usuli güvencelerin de mahkemece işletilmediği tespit edilmiştir. Güvenilirliği ve doğruluğu yeterince test edilmemiş tanık beyanlarının doğrudan hükme esas alınması, silahların eşitliği ilkesini zedelemiş ve yargılamayı bir bütün olarak adil olmaktan çıkarmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.