Karar Bülteni
AYM Berat Kaan Seven ve Diğerleri BN. 2021/27736
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/27736 |
| Karar Tarihi | 24.10.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mahkeme kararları yeterli ve makul gerekçe içermelidir.
- Uyuşmazlığın esasına etkili iddialar kararda karşılanmalıdır.
- Gerekçesiz verilen ret kararları adil yargılanmayı zedeler.
- Derece mahkemeleri iddialara ayrıntılı yanıt vermekle yükümlüdür.
Bu karar, mahkemelerin uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek temel iddia ve savunmaları gerekçeli kararlarında tartışmak ve açıkça karşılamak zorunda olduğunu hukuken son derece net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu doğrudan değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddialara sessiz kalmasının, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan gerekçeli karar hakkını ihlal ettiğini vurgulamaktadır. Yargı organları, bir kararı bozarken veya ilk derece mahkemesinin kararından tamamen farklı bir hukuki sonuca ulaşırken, bu farklılığın makul ve ikna edici hukuki dayanaklarını açıkça göstermekle yükümlüdür. Aksi bir tutum, mahkemelerin keyfi karar verdiği izlenimini doğurarak yargıya olan güveni zedeler.
Bu içtihat, özellikle kamu görevlilerinin vazife malullüğü veya nakdi tazminat taleplerine ilişkin idari davalarda büyük bir emsal niteliği taşımaktadır. İdare mahkemelerinin veya istinaf mercilerinin, olay ile ölüm veya yaralanma arasındaki illiyet bağını değerlendirirken tarafların sunduğu tıbbi verileri, olayın gelişim şeklini ve psikolojik etkenleri kesinlikle göz ardı edemeyeceğini göstermektedir. İstinaf mahkemelerinin, ilk derece mahkemelerinin tespit edip kabul ettiği maddi vakıaları ve illiyet bağını ortadan kaldırırken, daha somut ve tatmin edici bilimsel raporlara dayanması gerektiği bu kararla uygulamada yerleşik hâle gelecektir. Ayrıca, idareye karşı açılan tazminat davalarında idare mahkemelerinin sadece kurumsal yazışmalara değil, olayın mağdurlarında bıraktığı travmatik etkilere de hukuki bir değer atfetmesi gerektiği vurgulanmıştır. Davanın esasını etkileyecek hususların cevapsız bırakılmasının doğrudan bir hak ihlali doğuracağı uyarısı, yargılamaların kalitesini artıracak ve hak arama hürriyetini güçlendirecek çok önemli bir güvencedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Ankara Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memuru olarak görev yapan muris F.S., 12 Ekim 2017 tarihinde bir şüphelinin sağlık kontrolü için hastaneye sevki görevini ifa ederken yaşanan silahlı çatışmada yaralanmış, aynı menfur olayda mesai arkadaşı ise şehit olmuştur. Olayın hemen ardından istirahat raporu alan F.S., arkadaşını kaybetmenin verdiği derin üzüntü ve stresin tetiklemesiyle iki gün sonra göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye başvurmuştur. Olaydan dokuz gün sonra ise maalesef kalp krizi geçirerek vefat etmiştir.
Vefat eden polis memurunun eşi ve çocukları, ölüme yol açan kalp krizinin görev sırasında yaşanan silahlı çatışma ve arkadaşının gözleri önünde şehit olmasının yarattığı büyük fiziki ve psikolojik travmadan kaynaklandığını belirterek İdareye başvurmuştur. İdarenin talebi karşılamaması üzerine acılı aile, vazife nedeniyle ölüm gerekçesiyle toplam 131.536,05 TL nakdi tazminat ödenmesi talebiyle İçişleri Bakanlığına karşı idari yargıda dava açmıştır. Uyuşmazlığın temel konusu, geçirilen ölümcül kalp krizi ile polis memurunun ifa ettiği zorlu görev ve yaşadığı silahlı çatışma olayı arasında hukuken geçerli bir illiyet bağı (nedensellik bağı) bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkına ve bu hakkın en temel unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkına dayanmaktadır. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 141/3 uyarınca bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması katı bir anayasal zorunluluktur.
Gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve bu amaca uygunluk yönünden yargılamanın yetkili mercilerce denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında, delillerle nedensel bir bağ kurulmak suretiyle yeterli gerekçe içermesi şarttır.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, mahkemeler yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde tek tek ve ayrıntılı yanıt vermek zorunda olmasalar da, davanın esasına dair sorunları inceledikleri ve adaleti sağladıkları gerekçeli karardan açıkça anlaşılmalıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde, davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi zorunludur.
Özellikle istinaf veya temyiz merciinin, ilk derece mahkemesinin kararını kaldırarak aksi yönde bir hüküm tesis etmesi hâlinde, bu yeni kararın hukuki ve maddi dayanaklarını tatmin edici bir şekilde, şüpheye yer bırakmayacak berraklıkta açıklaması gerekmektedir. Mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya mutlaka yanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması, hakkaniyete uygun yargılanma ilkesini zedeleyerek açık bir hak ihlaline vücut vermektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya konu yargılama sürecini incelediğinde, uyuşmazlığa bakan ilk derece mahkemesi olan idare mahkemesinin davanın kabulü yönünde karar verdiğini tespit etmiştir. İdare mahkemesi kararında, vefat eden polis memurunun görevi başında fiziki ve psikolojik olarak büyük bir olay ve travma yaşadığına, vazife arkadaşını kaybetmesinin hemen ardından göğüs ağrısı ile hastaneye başvurduğuna ve İlçe Sağlık Müdürü tarafından düzenlenen resmî yazıda bu yaralanma olayının ve yaşanan acının söz konusu göğüs ağrısını tetiklediğinin belirtildiğine dikkat çekmiştir. Mahkeme, dosyaya yansıyan bu bilimsel ve maddi bulgular ışığında, vefat olayı ile geçirilen silahlı çatışma arasında doğrudan bir illiyet bağı kurmuş ve tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
Buna karşılık istinaf incelemesini yapan bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesinin tazminat kararını kaldırarak davanın reddine kesin olarak hükmetmiştir. İstinaf mahkemesi, polis memurunun istirahatli iken doktorların önerdiği ileri kardiyolojik kontrolleri bilerek ve isteyerek yaptırmadığını, bu nedenle ölüm olayının icra edilen görevden kaynaklanmadığını ve görevin neden-etkisiyle meydana gelmediğini gerekçe göstermiştir. Ancak başvurucular yargılama aşamasında, murislerinin raporlu olmasına rağmen idare tarafından müfettişlere bilgi verilmek üzere zorla işe çağrıldığını, işlerinin yoğunluğu nedeniyle üzerinde büyük bir psikolojik baskı bulunduğunu ve ölümle olay arasındaki illiyet bağının kesilmediğini gösteren çok güçlü, esasa müessir iddialar ileri sürmüşlerdir.
Anayasa Mahkemesi, istinaf mahkemesinin kararında söz konusu tıbbi yazının varlığından söz edilmesine rağmen, ilk derece mahkemesinden tamamen farklı bir sonuca ulaşılırken bu belgenin içeriğiyle ve başvurucuların iddialarıyla ilgili yeterli bir değerlendirme yapılmadığını saptamıştır. Mahkeme, illiyet bağına yönelik ulaşılan sonucun aksine bir karar verilirken, bu farklılığın nedenlerini açıklayan makul, tatmin edici ve Adli Tıp Kurumu raporu gibi kesin bilimsel verilere dayanan bir gerekçe ortaya konulamadığını belirlemiştir. Başvurucuların, davanın sonucunu doğrudan etkileyecek nitelikteki esaslı ve somut iddiaları tamamen cevapsız bırakılmıştır.
Davanın esaslı noktalarının ve başvurucuların kararın sonucunu değiştirebilecek mahiyetteki hukuki itirazlarının gerekçesiz bırakılması, yargılamanın adil bir şekilde yürütüldüğüne dair güveni sarsmıştır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların davanın sonucuna etkili iddialarının istinaf mercince karşılanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.