Anasayfa Karar Bülteni AYM | M.K. | BN. 2020/23228

Karar Bülteni

AYM M.K. BN. 2020/23228

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/23228
Karar Tarihi 06.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanıkları sorgulama hakkı adil yargılanmanın temelidir.
  • Tanığın duruşmaya getirilmemesi geçerli nedene dayanmalıdır.
  • Sorgulanmayan tanık beyanı tek belirleyici delil olamaz.
  • Savunmaya yeterli karşı dengeleyici güvenceler mutlaka sağlanmalıdır.

Bu karar, ceza yargılamalarında adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden biri olan tanık sorgulama hakkının sınırlarını ve mahkemelerce uygulanma koşullarını son derece net bir şekilde ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın aleyhine ifade veren tanıklarla duruşmada yüzleşmesi, onlara doğrudan soru sorabilmesi ve beyanlarının güvenilirliğini test edebilmesinin yargılamanın hakkaniyeti için zorunlu olduğuna hükmetmiştir. Özellikle mahkûmiyet kararının belirleyici ölçüde sorgulanmamış tanık beyanlarına dayandığı durumlarda, mahkemelerin telafi edici güvenceleri devreye sokmamasının açık bir hak ihlali olduğu vurgulanmıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar ilk derece mahkemelerine tanıkların dinlenmesi usulü hususunda çok açık bir yol haritası çizmektedir. Yargı organları, yargı çevresi dışında bulunan tanıkları sadece talimatla yazılı olarak dinlemekle yetinmemeli, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) veya benzeri teknolojik yöntemlerle sanığın da soru sorabileceği etkileşimli bir ortam yaratmalıdır. Uygulamada sıkça karşılaşılan, talimatla alınan tanık ifadelerinin yalnızca duruşmada okunmasıyla yetinilmesi pratiğinin adalete aykırı olduğu bu kararla bir kez daha tescillenmiştir. Dolayısıyla karar, savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasının güvence altına alınması adına ceza muhakemesi pratiğinde oldukça güçlü bir içtihat niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmıştır. Yargılama sırasında mahkeme, iddia makamının tanıklarını duruşmada veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden bizzat dinlemek yerine, başka şehirlerdeki mahkemeler aracılığıyla yazılı ifadelerini alarak dosyaya eklemiştir. Başvurucu, aleyhine olan bu ifadelere duruşmada itiraz etmiş ve tanıklara bizzat soru sorma hakkından mahrum bırakıldığını belirterek suçlamaları tümüyle reddetmiştir. Buna rağmen mahkeme, büyük ölçüde bu yazılı tanık ifadelerine dayanarak başvurucuyu hapis cezasına çarptırmıştır. Verilen ceza, istinaf ve temyiz incelemelerinden geçerek kesinleşmiştir. Bunun üzerine başvurucu, aleyhindeki tanıkları sorgulama fırsatı verilmediği için adil yargılanma ve savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı değerlendirirken Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında yer alan tanık sorgulama hakkı ve çelişmeli yargılama ilkelerini temel almıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı temel bir anayasal güvencedir. Sanığın tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanıkların beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması, hakkaniyete uygun bir yargılama için zorunluluktur. Mahkûmiyet kararının tek veya belirleyici ölçüde sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanlarına dayandırılması durumunda, dengeleyici usul güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığı titizlikle incelenmelidir.

Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkının ihlal edilip edilmediğini denetlerken üç aşamalı bir test uygulamaktadır. İlk olarak, tanığın duruşmada bizzat hazır edilmemesinin veya teknik imkânlarla dinlenmemesinin haklı ve geçerli bir nedeni olup olmadığı saptanmalıdır. İkinci olarak, sanığın sorgulayamadığı tanığın ifadesinin mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici bir delil olup olmadığı değerlendirilmelidir. Üçüncü aşamada ise, eğer mahkûmiyet ağırlıklı olarak bu tür ifadelere dayanıyorsa, savunma makamının karşılaştığı bu dezavantajı telafi edecek yeterli karşı dengeleyici usul güvencelerinin yargılama sürecinde sanığa sunulup sunulmadığı tespit edilmelidir. Güvenilirliği test edilmemiş beyanların belirleyici delil olması adil yargılanma hakkını doğrudan zedelemektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, başvurucu aleyhine ifade veren birçok tanığın mahkemede bizzat hazır edilmediğini ve Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden de dinlenmediğini tespit etmiştir. İlk derece mahkemesi, bu tanıkların neden duruşmada veya SEGBİS yoluyla dinlenemediğine dair geçerli ve somut bir yasal gerekçe sunmamıştır. Geçerli bir nedenin gösterilmemesi tek başına bir ihlal nedeni sayılmasa da, yargılamanın bütünü açısından ciddi bir usul eksikliği olarak değerlendirilmiştir.

Kararda yer alan hukuki incelemelere göre, ilk derece mahkemesinin başvurucu hakkında verdiği hapis cezası kararında, söz konusu sorgulanmayan tanıkların istinabe yoluyla alınan yazılı ifadelerinin belirleyici ölçüde temel alındığı görülmüştür. Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak yüksek tayin edilmesinde doğrudan bu beyanlar kritik bir rol oynamıştır.

Başvurucuya mahkeme huzurunda olayları kendi bakış açısıyla anlatma ve delillerini sunma imkânı tanınmış olsa da, aleyhine ifade veren tanıklarla yüzleşme fırsatı verilmemiştir. Başvurucu, tanıkların beyanlarının tespit edildiği sırada orada bulunmadığından, onlara doğrudan ya da SEGBİS vasıtasıyla soru yöneltememiş, verdikleri cevaplar esnasındaki hâl ve tavırları hakkında mahkemenin doğrudan bir kişisel izlenim edinmesi engellenmiştir. Bu durum, tanık ifadelerinin güvenilirliğinin etkin bir şekilde sınanamamasına yol açmıştır. Ayrıca dosyada yer alan diğer yan deliller, başvurucunun tanıkları sorgulayamamasından kaynaklanan bu dezavantajlı durumu telafi edecek düzeyde yeterli karşı dengeleyici güvenceler sağlamamıştır. Yargılamanın bütünü ele alındığında, savunma tarafına yeterli ve adil bir dengeleme imkânı tanınmaksızın, doğruluğu test edilmemiş tanık beyanlarının mahkûmiyete belirleyici ölçüde esas alınmasının yargılamanın hakkaniyetini derinden zedelediği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: