Anasayfa Karar Bülteni AYM | M.Y. | BN. 2020/22195

Karar Bülteni

AYM M.Y. BN. 2020/22195

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2020/22195
Karar Tarihi 06.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sanığın aleyhine olan tanıkları sorgulama hakkı vardır.
  • Belirleyici tanık beyanının duruşmada test edilmesi zorunludur.
  • Tanığın duruşmada dinlenmemesi geçerli nedene dayanmalıdır.
  • Telafi edici güvenceler sağlanmadan mahkûmiyet hükmü kurulamaz.

Bu karar, adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan tanık sorgulama hakkının ceza yargılamasındaki vazgeçilmez önemini bir kez daha net bir şekilde vurgulamaktadır. Mahkûmiyet hükmünün tek veya belirleyici ölçüde sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanlarına dayandırılması, adil yargılanma güvencelerini ciddi şekilde zedeler. Anayasa Mahkemesi, tanıkların duruşmada veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla dinlenmemesi ve sanığa doğrudan soru sorma hakkı tanınmaması durumunda, savunma makamının karşılaştığı usuli dezavantajların muhakkak telafi edilmesi gerektiğinin altını önemle çizmiştir.

Emsal nitelikteki bu karar, ceza mahkemelerinin istinabe (talimat) yoluyla alınan tanık beyanlarını hükme esas alırken izlemeleri gereken adil yargılanma standardını belirlemektedir. Özellikle terör örgütü üyeliği gibi ağır ceza gerektiren ve özgürlüğü ciddi şekilde bağlayan yargılamalarda, sanığın aleyhindeki tanıklarla yüzleşmesi ve bu beyanların güvenilirliğini bizzat mahkeme huzurunda test etmesi hukuki bir zorunluluktur. Uygulamada, ilk derece mahkemelerinin şehir dışındaki tanıkları duruşmada hazır etme veya SEGBİS ile dinleme konusunda hukuken geçerli bir mazeret göstermeksizin yalnızca yazılı beyanlarla yetinerek hüküm kurması, açık bir anayasal ihlal sebebi sayılacaktır. Bu güçlü içtihat, yerel mahkemeleri tanık dinleme usullerinde yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkelerine çok daha sıkı sıkıya bağlı kalmaya yönlendirecek, savunma hakkının korunmasını güçlendirecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu M.Y., öğretmen olarak görev yapmaktayken Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle hakkında ceza soruşturması başlatılmış ve ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır. Yargılama sürecinde iddia makamı tarafından, başvurucunun örgüt içinde "emniyet mahrem imamı" dâhil olmak üzere çeşitli yönetici düzeyinde görevlerde bulunduğu iddia edilmiştir. Mahkeme, bu ağır iddiaları desteklemek üzere başka illerde soruşturma geçiren iki tanığın ifadelerini yalnızca talimat (istinabe) yoluyla almıştır. Başvurucu, aleyhine olan tanıkların beyanlarını kesinlikle kabul etmemiş ve bu kişilerin duruşmada bizzat dinlenilmesini, kendilerine doğrudan soru sorma hakkının verilmesini ısrarla talep etmiştir. Ancak yerel mahkeme, tanıkları duruşmaya çağırmamış veya SEGBİS ile dinlememiş, sadece önceden alınan yazılı ifadelerini okumakla yetinerek başvurucuyu hapis cezasına çarptırmıştır. İstinaf ve temyiz yollarından da sonuç alamayan başvurucu, aleyhindeki tanıkları sorgulama imkânı verilmediği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkına ve bu hakkın korunmasına yönelik temel evrensel hukuk kurallarına dayanmıştır. Bu hak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili usul hükümleriyle de uyumlu olarak, sanığın aleyhine olan tanıkları mahkeme huzurunda sorgulama veya sorgulatma hakkını vazgeçilmez bir güvence olarak içermektedir.

Yerleşik anayasal içtihat prensiplerine göre, bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine ifade veren tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanık beyanlarının doğruluğunu bizzat mahkeme önünde sınama imkânına sahip olması, adil bir yargılamanın en temel şartlarındandır. Bir mahkûmiyet kararı tek veya belirleyici ölçüde sanığın soruşturma veya kovuşturma evresinde sorgulama imkânı bulamadığı bir kişinin ifadesine dayandırılmışsa ve savunma makamına dengeleyici güvenceler sağlanmamışsa, sanığın adil yargılanma hakları Anayasa'ya aykırı ölçüde kısıtlanmış kabul edilir.

Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkının ihlal edilip edilmediğini denetlemek için titiz bir üç aşamalı test uygulamaktadır. İlk olarak, söz konusu tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli ve hukuki bir nedene dayanıp dayanmadığı incelenir. İkinci aşamada, sanığın sorgulayamadığı tanığın beyanının mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil niteliğinde olup olmadığı ayrıntılı olarak değerlendirilir. Son ve en kritik aşamada ise, tanığın sorgulanamaması nedeniyle savunma tarafının yargılama sırasında maruz kaldığı ağır dezavantajları telafi edecek düzeyde karşı dengeleyici usuli güvencelerin sunulup sunulmadığı araştırılır. Tanıkların yargılama sırasında SEGBİS gibi teknolojik vasıtalarla dinlenerek sanığa eşzamanlı soru sorma imkânı tanınması ve olayın kendi versiyonunu anlatma fırsatı verilmesi, bu telafi edici güvencelerin en önemlileri arasında yer almaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelediğinde yerel mahkemenin tanıkların duruşmada bizzat hazır edilmesi veya SEGBİS yoluyla mahkeme huzurunda dinlenmesi için hiçbir somut çaba göstermediğini tespit etmiştir. Gerekçeli kararda veya duruşma tutanaklarında, tanıkların mahkemede bizzat dinlenmemesinin veya eşzamanlı sesli ve görüntülü iletişim araçlarıyla sorgulanmamasının hukuken geçerli bir nedene dayandığına dair herhangi bir açıklama veya mazeret bulunmamaktadır.

İkinci aşama testi kapsamında yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünü kurarken başkaca deliller bulunsa da, temel cezayı alt sınırdan uzaklaşarak tayin etmesinde ve örgüt üyeliği kanaatinin kesinleşmesinde söz konusu tanık beyanlarının belirleyici ölçüde dikkate alındığı açıkça görülmüştür. Bu nedenle, sanığa sorgulama imkânı tanınmayan tanıkların yazılı ifadeleri, mahkûmiyete götüren tek olmasa da son derece belirleyici nitelikte delil olarak kabul edilmiştir.

Son olarak Anayasa Mahkemesi, savunmaya telafi edici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığını derinlemesine değerlendirmiştir. Yargılama sürecinde başvurucuya olayları kendi bakış açısına göre anlatma imkânı verilmiş ve dosyada tanık beyanlarını destekleyen başka deliller de yer almış olsa da, başvurucunun aleyhindeki tanıkları hiçbir şekilde sorgulayamaması telafisi imkânsız bir usuli eksiklik yaratmıştır. Başvurucu, tanıkların beyanlarının tespit edildiği esnada hazır bulunmadığı için onların sorulan sorulara verdiği cevaplar ve gösterdikleri reaksiyonlar hakkındaki kişisel izlenimlerini test edememiş, savunmasını buna göre şekillendirememiştir. Mahkeme heyeti de tanıkların tepkilerini bizzat gözlemleme fırsatından mahrum kalarak maddi gerçeğe ulaşmada eksik bir yöntem izlemiştir. Başka doğrulayıcı delillerin dosyada bulunması, başvurucunun aleyhindeki bu belirleyici tanıkları sorgulayamamasından doğan ağır dezavantajı gidermeye yetmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, güvenilirliği test edilmemiş tanık beyanlarının belirleyici ölçüde hükme esas alınması ve savunmaya telafi edici güvenceler sağlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: