Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2022/21689 BN.

Karar Bülteni

AYM 2022/21689 BN.

Anayasa Mahkemesi | Burak Büyükbalbekmez | 2022/21689 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/21689
Karar Tarihi 07.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanık sorgulama hakkı adil yargılanmanın güvencesidir.
  • Tanığın mahkemede hazır edilmemesi geçerli nedene dayanmalıdır.
  • Sorgulanmayan tanık beyanı tek belirleyici delil olmamalıdır.
  • Yoklukta dinleme için dengeleyici güvenceler sağlanmalıdır.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanığın aleyhine ifade veren tanıkların duruşmada hazır edilmemesinin ve sanık tarafından etkin bir şekilde sorgulanamamasının adil yargılanma hakkı üzerindeki sarsıcı etkilerini hukuken çok net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın doğrudan aleyhindeki tanıkla yüzleşmesi ve onun beyanlarının güvenilirliğini test etme imkânından mahrum bırakılmasını, ceza muhakemesinin temel sütunlarından olan çelişmeli yargılama ve doğrudan doğruyalık ilkelerinin ağır bir ihlali olarak değerlendirmektedir. Yargılama makamlarının, tanığı mahkemeye getirmek için yeterli ve geçerli bir yasal çaba göstermeksizin yalnızca soruşturma aşamasındaki kâğıt üzerindeki ifadelere dayanarak mahkûmiyet hükmü kurması açıkça hukuka aykırı bulunmuştur.

Emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle uyuşturucu madde ticareti gibi hürriyeti bağlayıcı ağır cezalar gerektiren suçlamalarda, alt derece mahkemelerinin tanık dinleme usullerine çok daha ihtiyatlı ve titiz yaklaşmaları gerektiğini göstermektedir. Bir mahkûmiyet kararının tek veya belirleyici delili, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı bir tanığın ifadesine dayanıyorsa, mahkemeler savunma tarafının uğradığı bu dezavantajı telafi edecek dengeleyici usul güvenceleri sunmak zorundadır. Aksi hâlde, görüntülü ve sesli bilişim sistemleri gibi teknolojik alternatif yöntemlerin dahi değerlendirilmediği durumlarda, sanığın adil yargılanma hakkının ihlali kaçınılmazdır. Bu durum, uygulamadaki benzer tüm ceza dosyaları için kesin ve bağlayıcı bir hukuki standart oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, uyuşturucu madde ticareti yapmak suçu şüphesiyle kolluk kuvvetleri tarafından takibe alınmış ve fiziki takip sonucunda ikametinden çıkan bir şahsın üzerinde uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. Olayın ardından yakalanan şahıs, uyuşturucu maddeyi başvurucudan satın aldığını iddia etmiştir. Bu iddia üzerine açılan ceza davasında, başvurucunun uyuşturucu madde satmadığına ve şahsın maddeyi evde yaşayan madde bağımlısı bir başka akrabasından aldığına yönelik savunmalarına rağmen, aleyhe ifade veren tanık mahkeme huzuruna getirilmemiş ve duruşmada dinlenmemiştir. Başvurucu, aleyhine ifade veren kişiye duruşmada soru sorma ve onunla yüzleşme imkânı bulamadan, sadece soruşturma aşamasındaki ifadelere, telefon kayıtlarına ve fiziki takip tutanaklarına dayanılarak ağır hapis ve adli para cezasına çarptırılmıştır. Uyuşmazlık, mahkûmiyete esas alınan en önemli tanığın duruşmada sorgulanamaması sebebiyle başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın ayrılmaz bir parçası olan tanık sorgulama hakkı üzerinde durmuştur. Ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin temel bir gereği olarak kabul edilmektedir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, bir ceza davasında sanığın tanıklara soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve tanık beyanlarının doğruluğunu sınama imkânına sahip olması, hukuka uygun ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi bakımından zorunludur. Bir mahkûmiyet kararı, sanığın soruşturma veya kovuşturma aşamasında sorgulama imkânı bulamadığı bir kimse tarafından verilen ifadelere tek başına veya belirleyici ölçüde dayandırılmışsa ve bu durumu telafi edecek dengeleyici güvenceler sağlayan bir usul öngörülmemişse, adil yargılanma hakkı ciddi şekilde ihlal edilmiş olur.

Anayasa Mahkemesi, duruşma haricinde elde edilen tanık beyanlarının delil olarak kabulünün yargılamanın adilliğine zarar verip vermediğini değerlendirmek için üç aşamalı bir test uygulamaktadır. Doktrin ve içtihatlarda kabul gören bu teste göre: İlk olarak, tanığın mahkemede hazır edilmemesi mutlaka geçerli bir nedene dayanmalıdır. İkinci olarak, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanığın beyanının, mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı titizlikle incelenmelidir. Üçüncü olarak ise, şayet ifade belirleyici delil ise, savunma tarafının maruz kaldığı bu dezavantajı ve kısıtlamayı telafi edecek yeterli düzeyde karşı dengeleyici usul güvencelerinin sağlanıp sağlanmadığı açıkça ortaya konulmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken öncelikle ilk derece mahkemesinin tanığı duruşmada hazır etmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığını detaylıca incelemiştir. Mahkeme, tanık hakkında zorla getirme kararı çıkarmış ancak ulaşılamaması üzerine tanığın dinlenmesinden vazgeçmiştir. Ancak tanığa neden ulaşılamadığına veya kapsamlı bir adres araştırması yapılıp yapılmadığına dair tatmin edici bir yasal gerekçe sunulmamıştır.

İkinci aşamada, sorgulanamayan tanık beyanının hükme etkisinin ne ölçüde olduğu tartışılmıştır. İlk derece mahkemesi, mahkûmiyet kararını ağırlıklı olarak bu tanığın soruşturma aşamasında savcılıkta verdiği ifadeye ve kolluktaki teşhis tutanağına dayandırmıştır. Her ne kadar olayda fiziki takip ve telefon kayıtları gibi bazı yan deliller bulunsa da, bu delillerin tanık beyanı ile tamamlandığı ve tanık ifadesinin mahkûmiyete götüren tek olmasa dahi kesinlikle belirleyici nitelikte delil olduğu tespit edilmiştir.

Üçüncü aşamada ise, sanığın maruz kaldığı bu dezavantajı telafi edecek karşı dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığına bakılmıştır. Mahkemenin, tanığı sanığın da soru sormasına imkân sağlayacak şekilde istinabe suretiyle veya SEGBİS vasıtasıyla dinlemek için gerekli ve yeterli hiçbir çabayı göstermediği anlaşılmıştır. Sanık, tanığın beyanlarının tespiti sırasında hazır bulunamadığı için tanığı sorgulayamamış, tanığın sorulara verdiği cevaplardaki tepkilerini gözlemleyerek mahkemenin dikkatini olası çelişkilere çekme fırsatından tamamen mahrum bırakılmıştır. Bu bağlamda, güvenilirliği test edilmemiş tanık beyanlarının belirleyici delil olarak kullanılması yargılamanın hakkaniyetini temelden zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi 1. Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: